Vişnap

Gönül Kırmak Niye...

2


Gönül Kırmak Niye...
Sofralar kurulur, kalkar her gün,
Fakat kurmak varken,
Gönüller kırmak niye?
İşte bir muhabbet birlikteliğindeyiz yine.

Hazır mı malzemeler?


Hadi kuralım soframızı.


Şart mı et közlemek?


Közlendirsek içimizdeki kini, nefreti?


Volkan misali,


Artık ateş almasa közse,


Patlamasa,


Kıskançlıklar, hasetler.
Hazır mı masa, kuralım soframızı,
Açalım meyve suyumuzu, ayranımızı,


Nerede bardaklar?


Isınmasın ayranlar.


Cazırdayan et şart değil,


Az ekmek verin bana.


Biraz domates, biraz da peynir.


Karın doyurmak değil mi bu ?


Fakat kalbimiz de doysun karnımız gibi,


Yiyeyim, içelim, zevk alalım hayattan.


Fakat bunu yaparken kırmadan insanları,


Yıkmadan gönülleri.


Gönüller inşa etmek dururken,


Gönül yıkmak niye?


Muhabbet verilmiş bizlere,


Muhabbeti koyalım yüreklere.


Toplanalım, toparlanalım,


Bir olalım,
Masaların etrafında dizilerek
Hep sofraları bahane ederek.
Gönüllerimiz doyunca muhabbete,
Ne gam kalır, ne keder bizlerde.
Silelim artık acıları yüreğimizden,
İşte bak ne dert kaldı ne de tasa.
İşte dağılma vakti geldi.
Hadi toplayalım soframızı.
Fakat bizler, dağılmayalım,
Dağıtmayalım birliğimizi.
İşte hayat dün başlamıştı,
Bugün, yarının öncesi,
Belki son gün öncesi.
Kim bilir?
Belki var ama bu günün yatışı,
Fakat garanti mi yarının kalkışı.
İşte muhabbet tek kazancımız,
Nasıl unutulmazsa, dostlarla muhabbet,
Sen de gittiğinde unutulmamaksa dileğin,
İyilikle anılmak istersen hep,
Muhabbeti kendine rehber et.
O zaman anılırsın,
Dostluğunla,
Sıcaklığınla,
Muhabbetinle.
Ölümünle,
Seni her andığında dostların,
Belki burulur biraz kalpleri,
Fakat tebessümle, güler yüzleri.
                                                                Ahmet Tulganer..