Vişnap

Semt pazarında ki tezgahta sıralı sıralı arzı endam eden malta eriklerinin üzerlerine tepeden doğru brandaların aralıklarından güneş ışıkları vurup pırıl pırıl göründüğün de nasıl çekici nasıl albenili görünmüştü bana.
Hemen aldım 1 kutu sanırım kilogram olarak 1 kg kadar var yok.Aslında kırk yıl yemesem aklıma gelmez hiç bir zaman da canımın çekmeyeceği bir meyve.!

İçinden sadece iki tanesi "tekini de ben yemiştim" yendi her kurulan sofraya geldi gitti ben dahil bir Allah'ın kulu yüzüne bakmıyordu.Geldiği gibi tabakta hiç eksilmeden buz dolabına gide gele görmekten içime daral gelmişti.Atmaya da insan kıyamıyor dolapta yer kaplıyor.

Ve bugün yok bu böyle olmaz en güzeli bunlarla bir komposto kaynatayım olursa olur olmazsa olmaz nasıl olsa öyle de böylede malta eriklerinin akıbeti belli.
Belki güzel bir komposto olup değerlenir neden olmasın denemekte fayda var deyip bir komposto kaynattım.
Ben çok sevdim beğendim tadını,bu kadarını hiç tahmin etmemiştim.Gayet lezzetli buz gibi soğuk soğuk pilavın yanında pek bir rağbet gördü sofrada:)
Malzemeleri:
1 Kg yeni dünya "malta eriği"
1-1,5 Su bardağı toz şeker "isteğe göre eksiltip arttırılabilinir"
2-3 Adet karanfil
Yeteri kadar su "6 veya 7 su bardağı"
Tarifi:
Yeni dünyaları yıkayıp dış kabuklarını soyalım.Çekirdeklerini ayıklayıp atalım.İstediğimiz şekil ve ebatta doğrayıp tencereye alalım.Üzerine karanfil tanelerini ve toz şekeri ilave edip içme suyunu katalım.Orta ısılı ateşte yeni dünya meyveleri yumuşayana kadar pişirelim.

Kendi tenceresinde soğutup isteğe göre içinde ki karanfil tanelerini çıkarıp atalım.Buzdolabına alıp iyice soğumasını temin edelim.Pilav makarna börek vs eşliğinde buz gibi soğuk olarak servise sunalım.
SEVGİLERİMLE...





Merhabalar..
Bugünkü tarif çok eskilerden bir tarif "SAHİNE" bir kaç sene öncesi internet ortamında görüp okumuştum.

Hz. Muhammed (s.a.s) dönemi İslam mutfağında yer alan ve bugün dahi ismi çok az bilinen sahine tatlısını yüce peygamberimiz çok çok severmiş.

Kolaylığı bana hemen o an yapma isteği verse de olmadı yapmadım kısmet değilmiş o zamanlar.!

Dün yine tekrardan net ortamında önüme gelince tarif hemen o an gittim mutfağa ve yaptım.
Sonucu lezzeti hakkında bir fikir sahibi olmak için iftar saatini beklemek durumundaydım.Ve suyumu içtikten sonra sofrada ilk tadına baktığım sahine oldu.

Sevdim mi evet sevdim zaten ben tahini genelde sevdiğim için bana güzel geldi.Arada çoğu evde tahin pekmezle karıştırılıp yapılır.Bense pekmezle değil şekerli su ile şerbet yapıp tahini karıştırıp yemesini çok sevdiğimden burada da şeker yerine bal konması bana benim damak tadıma yatkın geldi ve sonuç güzel oldu.
İftar ve sahur sofraları için güzel bir seçenek diye düşünüyorum.
Malzemeleri:
3 Yemek kaşığı tereyağ "oda ısısında"
3 Yemek kaşığı tahin
3 Yemek kaşığı bal
2 Yemek kaşığı kavrulmuş susam
2 Yemek kaşığı ceviz içi
Tarifi:
Derince bir kase veya cam kavanoza oda ısısında ki 3 yemek kaşığı tereyağını alıp hafif çırpalım.Tahinin yağı üzerine çıkmışsa öncesi çatalla o yağı karıştırarak tahinle bütünleştirip akıcı kıvam almasını temin edelim tahinin.

Yok şayet tahin zaten sulu kıvamdaysa gerek yok direk içinden 3 yemek kaşığı tahini tereyağın üzerine ilave edİp beraberce karıştıralım.

3 yemek kaşığı balıda katıp çatalla macun kıvamına gelip özleşene kadar çırpalım.İçine daha öncesi yağsız teflon tavada kavurup soğuttuğumuz 2 yemek kaşığı susamı da katıp karıştıralım.

İftar ve sahur sofralarında sıcak pide eşliğinde üzerlerine ceviz içi serperek servise sunalım.
Bence yapın ve bu değişik lezzeti sizlerde tadın isterim.Yok şayet tadı size hitap etmezse bu aşamada malzemenin ziyan olması diye bir durum söz konusu değil.

Olmadı yapacağınız keklere veya kurabiye hamurlarına sahineden bir kaç kaşık katarsınız ve böylece değerlenmiş olur.Ben bu düşünce ile yola çıkıp yaptım iyi ki yapmışım hoş güzel değişik bir lezzet oldu.
SEVGİLERİMLE..

Kaynak için değerli şefimiz Yunus Emre Akkor ve Ömür Akkor'a çok teşekkürler ederim ve meşakketli çalışmaların da Rabb'im yollarını açık etsin.











Merhabalar.
Bugün İslam alemine ramazanın yedinci iftarını yapmak nasip oldu çok şükür.
Rabb'im cümlemizi tamamına erdirmeyi nasip eder inşaAllah.

Bugünkü tarifim Ramazanın ilk gününden.İlk iftara diğer evlerde olduğu gibi ben de oldukça önem veririm.
İlk sahur ve ilk iftar menüsünü diğer günlere nazaran bir tık üst tutarım.Günler öncesinde menü belirlemiştim aklımda söylemedim sadece süpriz deyip geçiştirdim.

İkindi sonrası iftara iki saat kala geçtim mutfağa son bir saat kala geçsem olur da et uzun süre kısık ateşte pişeceği için biraz erken girdim mutfağa.


Oysa nasıl uykum vardı işler bıraksa beni sanırım iftara kadar uyurdum.Bilmem neden bu sıralar uykumla bayağı bir sorunlarım var bıraksam kendimi adeta gece gündüz hep uyuyacağım.Uykudan uyanıyorum hala uykum hep uykum var.!

Hem sebze hem et olarak sağlıklı tarifim aşağıda.

ç
Malzemeleri:
2 Yemek kaşığı tereyağ
1 Adet dana pirzola "600/700 gr"
2 Adet yeşil biber
1 Adet kırmızı kapya biber
1 Adet ufak havuç
1 Adet orta boy domates
2 Sap taze soğan
7/8 Adet kıska soğan "arpacık"
1 Diş sarımsak
6/7 Adet ufak baby patates
1 Tatlı kaşığı acı biber salçası
1 Kahve kaşığı kırmızı pul biber
1 Çay kaşığı karabiber
1 Tatlı kaşığı kekik
Tuz
Tarifi:
Sebzeleri ayıklayıp yıkayalım.Biberlerin sap ve tohumlarını çıkarıp orta incelikte keselim.Taze soğanları orta irilikte keselim.Havucu ince dilelim.Domatesin kabuğunu soymadan minik küpler halinde keselim.Arpacık soğanların kabuğunu soyup bütün halde bırakalım.Baby patateslerin kabuklarını soyup bütün halde bırakalım.Sarımsağın kabuğunu soyup ikiye bölelim.Hazırladığımız bütün sebzeleri bir kase içinde harmanlayalım.

Kuşaneye tereyağını alıp eritelim kızdığında dana pirzolanın her iki yüzünü yüksek ateşte kızartarak mühürleyelim.Alt üst ederken çatal eti deleceği için kullanmayıp yerine spatula veya servis kaşığı kullanalım ki eti delip suyunun dışarı akmasına fırsat vermeyelim.

Mühürleme işleminden sonra kuşaneyi kahve ocağı gözüne alıp ateşi en kısığa getirelim.Kapağını kapatıp mümkün mertebe kapağını açmadan eti kendi saldığı suyu ve buharı ile pişmeye bırakalım.

Et pişmeye yakınken kasede ki sebze karışımlarını eşit olarak etin üzerine ve yanlarını serpiştirelim.Tuzunu,baharatlarını ve az sıcak su ile açtığımız salçasını ilave edelim.Tekrardan kısık ateşte dana pirzolayı pişmeye bırakalım.Gerekirse bir çay bardağı sıcak su ilave edelim.Ben bir buçuk çay bardağı sıcak su ilave ettim zira o an hayalim iftarda o nefis suyuna sıcacık pidemi banmaktı aklımda olan.

Önden olmazsa olmazımız illa ki çorba ve ardından sıcak olarak yanında pirinç pilavı ile servise sunalım sebzeli dana pirzolamızı.Yapacak olanlara afiyetler olsun.
SEVGİLERİMLE...




Merhabalar..
Balık yasağı olsa da bu yasak olta balıkçılarını kapsamadığı için biz balık sevenlere büyük nimet diye düşünüyorum.
Geçen cafeye gittiğim de balıkçı denizden gelmiş sandalını kıyıya çekiyordu.Hemen acaba balık yakaladı mı gidip bakayım diye ayağa kalkmıştım ki çalışanlar otur otur o ilk buraya gelir tuttuğu balıkları satmak için deyince ehh iyi madem deyip gözüm kapıda oturdum tekrar yerime.

Geldi BALIKÇI ve hemen aldım kıpır kıpır oynayan istavritleri.2 kg kadar vardı eve geldim hemen ayıklayıp yıkadım.Yarısını o akşam vakit geç olduğu için az yağla mısır unlu en pratik hali ile pişirdim.
Kalan diğer yarısını da bir sonra ki yemek için tereyağlı domates soslu yapıp fırına verdim sonuç nefisti.

Bu tür domates soslu balığı rahmetli annem yapardı,hatırladığım kadarı ile en çokta sardalya balığını bu tür pişirmeyi tercih ederdi.Ben de arada değişiklik adına yapıyorum.Büyük balıklarla daha da güzel oluyor yemesi kolay kılçık olayı hemen hemen yok gibi.
Malzemeleri:
Yarım kg istavrit
2 Yemek kaşığı tereyağ
Yaım bardak mısır unu
2 Adet yeşil sivri biber
2 Ufak diş sarımsak
2 Adet orta boy domates
Kekik,tuz,Kırmızı pul biber
Tarifi:
İstavritlerin kafalarını koparıp temizleyip bol su ile yıkayalım ve süzgece alıp süzdürelim.
Domatesleri rendenin iri tarafı ile rendeleyelim.Biberlerin sapını kesip atalım ince olarak doğrayalım.Sos tenceresine 1 yemek kaşığı tereyağ alıp eritelim içine biberleri atalım bir kaç dakika soteleyelim.
Rendelediğimiz domatesleri ilave edip yarım çay bardağı kadar su katalım.İnmesine yakın içine rendelediğimiz sarımsağı katalım.Domatesler yumuşayıp ezilene kadar pişirelim,Baharatlarını ve tuzunu ilave edip karıştırıp ateşin altını kapatalım.

Mısır ununu tepsiye alıp tuz serpelim süzülen istavritleri mısır unu ile harmanlayalım.
Düz dönderme tavasına tereyağ koyup eritelim.Mısır unlanmış istavritleri düzgün olarak dizelim.Ve orta ateşte yarı çiğ kalacak kıvamda pişirelim.Tavanın düz kapağı ile veya düz bir tabak ile balıkları alt üst edelim.
Tekrardan az tereyağ ilave edip eritelim.Kapakta ki balıkları içine düzgünce koyup bu yüzünü de yarı çiğ kıvamda pişirelim.

İster porsiyonluk  toprak güveç kaba "veya normal fırın kabına" balıkları alalım.Üzerlerine eşit olarak sarımsaklı domates sosunu dökelim.200 derece ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına balıkları atıp yaklaşık 20/25 dakika fırın alt üst konumda olarak pişirelim.
Salata eşliğinde sıcak olarak servise sunalım.
HAYIRLI RAMAZANLAR DİLEĞİM İLE SEVGİLER SEVGİLER...






Merhabalar..
Taze nane ve çikolatanın uyumunu çok çok sevdiğimi daha öncesi de söyleyip yazmıştım.Hatta bir de taze-naneli-cikolatal-kek taze naneli kek yapmış tarifini paylaşmıştım.Ondan sonra o taze naneli kekimden bir kaç defa daha yaptım her yapışımda lezzetine bağımlı oldum.
Bu arada taze naneli dondurmaya da bayılırım:)Salatalara o an ev de varsa illa ki katarım taze nane benim için adeta ömre bedel.!

Bugün de bahçeden koparıp topladığım taze nanelerin mis kokusu nasıl mutfağı sardı bir an acaba kurabiye yapsam mı bu nefis taze nanelerden derken aradan bir kaç dakika geçti geçmedi taze naneleri yıkayıp incecik kesmeye başladım bir an da:)

Ve harika taze naneli çikolatalı kurabiyemin tarifi aşağıda.
Malzemeleri:
125 Gr tereyağ veya "margarin"
1 Çay bardağı sıvı yağ
4 Yemek kaşığı nişasta "silme"
5 Yemek kaşığı pudra şekeri "silme"
1 Adet yumurta "sarısı içine akı üzerine"
1 Paket kabartma tozu
5 Yemek kaşığı ince kıyılmış taze nane
1 Çay bardağı ince kıyılmış toblerone çikolata
Aldığı kadar elenmiş un
Tarifi:
Taze nanelerin yapraklarını ayıklayıp bol suyla yıkayalım süzdürelim.İncecik kesip kıyalım.
Hamur karıştırma kabına yumurta sarısını,tereyağ,sıvıyağ,nişasta ve pudra şekerini alıp karıştıralım.Elenmiş unu kontrollü ve eleyerek ilave edelim.Kabartma tozunu da ilave edip yoğuralım.Kurabiye hamurunun kıvamı hafif ele yapışacak yumuşaklıkta olana kadar gerektikçe kontrollü olarak un ilave edip yoğuralım.İstenen kıvamı alınca un ilave etmeyi bırakalım.

Bu aşamada ince kıydığımız toblerone çikolataları ve ince kıydığımız taze naneleri ilave edip kurabiye hamuruna yedirine kadar yoğuralım.Üzerini örtüp 15/20 dakika dinlendirelim.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim,dinlenen kurabiye hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp elimizle yuvarlayıp hafif üzerlerine bastırarak az aralıklı olarak tepsiye dizelim.
180/185 derece ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına atıp yaklaşık 15 dakika kadar pişirelim.Kendi tepsisinde soğutup istediğimiz zaman çay,limonata vs eşliğinde servise sunalım.
Taze naneyi isterseniz 3 veya 4 yemek kaşığı koyabilirsiniz.Şayet benim gibi aromasını lezzetini seviyorsanız benim yaptığım ölçü olarak 5 yemek kaşığı taze nane katmanızı tavsiye ederim.

Kıyır kıyır çok lezzetli bir kurabiye olmasının yanı sıra kapaklı cam kavanozda veya her hangi bir saklama kabında "benim tercihim camdan yana" oldukça bayağı uzun bir süre ilk gün tazeliğini koruyor.Tabii böylesi nefis kurabiyelerin yenmeden kalacağı ihtimal dışı.
SEVGİLERİMLE..





Merhabalar..
İstanbul büyük İstanbul yorucu İstanbul acımasız.Neden söylendim,neden yerdim bu kadar güzel şehir İstanbul'u dersen onca efsanevi güzelliğine karşın kahrı da çok çok büyük İstanbul'un.

Bugünler de seninle uzun yorucu yolların ile her köşenden çıkıp akıp giden kalabalığına karışacak olan insanlarınla bir arada çok olacağım yoracaksın beni trafiğin ile kalabalık kaldırımların yolların ile.
Mecburum seni turlamaya bugünler de Ramazan ayı gelmeden seninle olan biten randevularımı işlerimi bitirmem lazım Rabb'imin izni ile.

Aşağıda ki kurabiyelerimi start verip yarın gideceğim hasta ziyaretim için hazırladım pişirdim soğudular ve ben onları çok güzel paket yaptım.Beraber çekeceğiz İstanbul'un yorgunluğunu kahrını o kalacak,ben üstüne üstlük onca yolu bir de gerisin geri döneceğim.Bir uctan bir uca:(
Bitecek mi? Hayır bir süre bu gidip gelmeler bu ezici yorucu haşır neşirlik devam edecek.!
Malzemeleri:
Yarım paket yumuşak margarin "125 gr"
Yarım çay bardağı sıvı yağ "fındık yağ"
1 Adet yumurta
1 Çay bardağı çikolata kırığı
1 Çay bardağı ceviz kırığı
3 Yemek kaşığı pudra şekeri
2 Yemek kaşığı nişasta
2 Yemek kaşığı kakao
Yarım paket kabartma tozu
1 Tatlı kaşığı sirke "elma"
1 Su bardağından 1 parmak eksik toz şeker
1 Fiske tuz 
Aldığı kadar un " 1,5-2 Su bardağı civarı"
Tarifi:
Hamur karıştırma kabına unun yarısını eleyerek alalım.Üzerine pudra şekeri,nişasta,toz şeker,bir fiske tuz,kabartma tozunu ilave ederek hepsini harmanlayalım.

Yumuşak margarin,sıvı yağ,1 adet yumurta ve sirkeyi ilave ederek elimizle yoğurmaya başlayalım.
Hamurun kıvamına göre kalan diğer unun yarısını kontrollü olarak eleyip ilave edelim.Kakaosunu da katıp yoğurmaya devam edelim.
Kurabiye hamurunu hafif ele yapışacak kıvamda yumuşak olacak.

Bu aşamada çikolata ve ceviz kırıklarını ilave edip hamura yedirelim.Hamuru tezgah üzerinde uzun rulo haline getirip üzerini örterek buz dolabında 15 dakika dinlendirelim.

Dinlenen kurabiye hamurundan keskin bıçak yardımı ile 1 parmak genişliğin de dilimler kesip yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine sıralayalım.

180 derece ısıya ayarlayıp ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına atıp yaklaşık 15/18 dakika arası pişirelim.Kendi tepsisinde soğutup meyve suyu,çay kahve süt vs eşliğinde servise sunalım.Yapacak olanlara afiyetler olsun.

Geceden yaptığım kurabiyelerden soğuduğunda bir tane yedim ki nefis olmuş tam istediğim kıyırlıkta ve lezzet işte bu dedim.
Bu hafta içi fırsat bulduğum an eve de yapacağım lezzeti fena aklımı çeldi benden demesi.
SEVGİLERİMLE.
.









Merhabalar..
Ev usulü tandır ev şartların da ne kadar olursa o kadar yapıyor yiyoruz.
Günümüz şartların da evler de hele apartman yaşantıların da imkansız bir durum. Tandır için kuyu kazacaksın eti içine atıp kapatıp saatlerce kapalı bir şekil de pişireceksin.Oooo geç bunları anam babam derler insana ve bizler de geçiyor kendi usulümüzce tencere de yapıyoruz.Hakiki tandıra yakın lezzeti biraz da olsa yakalıyoruz diye düşünüyorum.

Geçenler de burada ki Trakyalı kasap oğlak eti getirmiş memleketinden.

Daha öncesi çok çok önceden Fethiye'de pişirmişler yemiştim.
Aradan öyle uzun yıllar geçti ki tadını lezzetini hep unuttum.
Hatırladığım sadece o oğlak eti fırında pişerken hani acaba pişti mi diye fırın kapağını açıp kafamı uzatmam ile buharın yüzümü yakışını asla unutmuyorum o acıyı.
Zaten ben de ten beyaz denizde yüzmüş güneşte ıstakozlar gibi kızarıp yanmışım bir de fırın sıcağının buharı ile yüzüm alev aldı sandıydım bir an.O acı sanırım 2/3 gün sürmüştü geçmiş zaman da.
Bugün oğlak dediklerin de benim aklıma ilk gelen bu oluyor:)

Ve baharın müjdeleyicisi oğlak tandır tarifi aşağıda sular seller gibi çok çok kolay:)
Malzemeleri:
Oğlak kemikli but eti "1,5-2 kg"
Bir kaç sap taze soğan
1 Yemek kaşığı tereyağ
Tuz,Karabiber
Tarifi:
Oğlak etini yıkayalım.Döküm tencere ya da kalın tabanlı çelik tencereye 1 yemek kaşığı tereyağını ilave edip eritelim.Tereyağ eriyince oğlak etini atalım içine ve yüksek ateşte bir kaç dakika mühürleyip tencereyi kahve gözüne alıp ateşi en kısığa getirelim.
Ağır ateşte uzun zaman diliminde yaklaşık "1-1,5 saat" tencerenin kapağını hiç açmadan kendi buharı ile pişmeye bırakalım.

Oğlak eti kendi saldığı suyu tekrar kendi bünyesine çekip etler yumuşayıp kemiklerinden ayrılmaya başladığında tuzunu ilave edelim.

Etler kızarıp kendi yağına kalana kadar pişirelim.Soğutmadan sıcak olarak servise sunalım.İsteyenler üzerine isteğe göre karabiber kekik serpsinler.
Daha öncesi oğlak eti tatmadıysanız ve civarınızda rast gelirseniz mutlaka alıp pişirip tatmanızı tavsiye ederim.Ben çok beğendim çok sevdim.
Ben her bahar aşık olurum demiş şair.!
Ben de diyorum ki ben her bahar bizler için kesilen baharın müjdecisi kuzulara oğlaklara çok üzülürüm:(
Sonra kendime teselli babında büyüyünce de kesilecekler ama keşke baharda kuzu oğlak yemesek onlar biraz daha mı yaşasalar diye de düşünmüyor değilim.
İşte biz insanlar her zaman tezatlar içindeyiz.
                                                                      SEVGİLERİMLE..







Merhabalar.
Geçtiğimiz hafta içi çok sevdiğim canım can arkadaşım misketlimonu sevgili Hülya'm Eskişehir'den harika güzel karamel şekerleri gönderdi.
Keşke o nefis karameller ile beraber sen de geleydin canım çok oldu görüşmeyeli çok özledim seni ve güzel akıcı sohbetini.İnşaAllah en kısa zamanda nasip eder yüce Rabb'im görüşüp hasret gidermemizi.

Hülya'm karamel şekerlerimin yarısını sakladım aşağıda ki senin yaptığın kurabiyeleri yapmak için.
Diğer yarısının yarısını aldım cafeye gittim."Kalan yarının hepsini götürsem orada bitirirlerdi laf aramızda bitsin istemedim"

Arkadaşımla dün cafeye gitmeden önce telefonla arayarak deniz kenarında ki masayı bana ayırın geliyorum dedim.
Ve vardık cafeye hemen acı sade kahve söyledim "neden bilmem aslında kahvemi her zaman orta şekerli içerim ama o gün acı sade koyu kahve içmek istedim"

Martılar dün nasıl coştular nasıl bağrış kıyamettiler sanırım açtılar hani balık yasağı başladı desem onlara yasak değil ki o yasak biz hain acıması olmayan zalim insanlara.!

Velhasıl kelam dün ben karamel şekerlerim,yaptığım karamelli çikolatalı kurabiyelerim kahve ve en yakın arkadaşımla gün çok güzel geçti tek eksiğim sendin Hülyam.Ve defalarca hep durmadan kulaklarını çınlattım ah keşke sen de burada olaydın diye diye.
Akşam üzerini yaptık gün yerini akşama bırakırken baktım hafiften rüzgar çıktı üşür gibi oldum eve dönüş için kalktık ayağa düştük yollara.

Bu arada aşağıda ki nefis karamelli çikolatalı kurabiyeleri mutlaka yapmanızı tavsiye ediyorum ben ve bizler hepimiz beğendik çok sevdik anında bitti dersem en güzel ifadedir bu anlatma isteğime.

Hülya'mın kendi tarifin de vanilya esansı vardı ben vanilya sevmediğim için yerine rom aroması kattım.Karamel şekerli kurabiyelerime tarif dışı 2 yemek kaşığı da karamel sos ilave ettim seviyorum karamelin lezzetini çok güzel oldu kattığı lezzet ıhmmm dedirtti yiyenlere.

Canım Hülya'm karamel şekerlerin ve güzel nefis kurabiye tarifin için çok çok teşekkür ediyor çok çok öpüyor sevgilerimi yolluyorum kuşlar getirsin sana.
Malzemeleri:
125 Gr tereyağ
1 Adet yumurta
1 Su bardağından 1 parmak eksik toz şeker
2 Yemek kaşığı karamel sos
Yarım çay kaşığı rom aroması
1,5 Su bardağı un
1 Çay kaşığı karbonat
1 Fiske tuz
125 Gr ince doğranmış bitter ve sütlü çikolata karışımı
İçi için karamel şekeri
Tarifi:
Karıştırma kabına yumuşak tereyağ ve toz şekeri alıp mikserle çırpalım.Rom aromasını yumurtayı ve karamel sosu ilave edip çırpmaya devam edelim.

Tuz ve karbonatı "bir buçuk su bardağı unun bir su bardağını tereyağlı şekerli karışıma önden ilave edip bir yandan da mikseri bırakıp hamuru elimizle yoğurmaya başlayalım.Hamurun kıvamına göre kalan 1/2  bardak unu da kontrollü olarak ilave edelim.Kurabiye hamurunun kıvamı hafif yumuşak olup ele yapışmayacak.

Yoğurduğumuz hamura bıçakla inceltip kestiğimiz çikolata parçalarını yoğurarak hamura yedirelim.10/15 dakika dinlendirelim kurabiye hamurumuzu.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim.
Dinlenen hamurdan cevizden az küçük parçalar koparıp yuvarlayıp avuç içimizde yassılaştırıp ortasına daha öncesinden elimizle bastırıp yumuşattığımız karamel şekerini koyup kenarlardan toplayarak tekrardan yuvarlayıp kapatıp tepsiye hafif aralıklı dizelim.Kurabiye hamuru bitene kadar bu işleme devam edelim.

Ön ısıtma yaptığımız 180 derece ısılı sıcak fırına atıp 15 dakika süresince pişirelim.Kendi tepsisinde soğutup daha sonrası çay kahve eşliğinde servise sunalım.
SEVGİLERİMLE..



Merhabalar..
Bugün benim hiç sevmediğim dana dil pişirdim.Önce sirke sarımsak soslu çorba mı olsa dedim.Son an vazgeçtim söğüş olarak dilimleyip bıraktım.Elbet suyunu atmayıp,dondurucuya kaldırdım ilerleyen günler de meyaneli bir çorba yaparım.

Azıcık ucundan tadına baktım gayet güzel lezzeti de ben neden sevemiyorum onu da bilmiş değilim.Bir kaç defa zorladım kendimi ıhh yok olmuyor olmazlarda bıraktım daha da kendime ısrar etmeyeceğim.
Malzemeleri:
1 Adet dana dil
Su
Kara biber
Tuz
Tarifi:
Dana dili bir kaç su yıkayalım ve yarım saat kadar soğuk su da tutalım.Suyunu süzüp düdüklü tencereye alıp üzerine 4 parmak geçecek kadar soğuk su ve tuzunu ilave edelim.Kapağını kapatıp ocağın en hızlı gözüne alalım.
Tencere sinyal verip buhar çıkmaya başlayınca hızlı ateşi kısığa getirip 1-1,5 saat arası pişirelim.

Pişme sonun da buharın çıkmasını bekleyip kapağını açalım.Dilin üzerinde ki beyaz katmanı sıyırıp atalım."Burası işin en gıcık olduğum kısmı" bir ürperti sarıyor beni bu aşamada:)

Soğuyan dili bir parmak genişliğin de kesip servis tabağına alalım.İsteğe göre üzerine haşladığımız sudan bir kaç kaşık ilave edip karabiber serperek söğüş olarak servise sunalım.İsteyen limon suyu da ilave edebilir tercihe kalmış.

Ben hiç bir şekli ile tercih edip yemediğim için sadece sofrada yiyenleri seyrediyorum.:)
Sevmiyorsun ne diye pişiriyor derseniz eee sevenleri var yesinler mahrum kalmasınlar bu lezzetten diye derim:)
SEVGİLERİMLE..




Merhabalar.
15 Nisan itibari ile eylül ayına kadar sürecek olan yeni bir balık av yasağına girmiş bulunduk.Üzüldüm gider ayak son bir hamsi alıp yemek istedim yasak öncesi ama tezgahlarda ki hiç bir hamsi güzel taze değildi ha gelir tazesi dedikçe hamsi yerine yasak geldi.
Sağlık olsun Eylül ayı gelip balıkçılar balıklara vira dediğinde ilk alacağım balık hamsi olacak şayet ölmez sağ kalırsam:)Ölürsem de hayrıma bol bol hamsi pişirip dağıtsın ardımda bıraktıklarım:)

Neyse ki bu yıl olta balıkçılığını serbest bırakmışlar artık ümidimiz istavritler de.Bari onlar bizi kendilerinden mahrum bırakmasalar değil mi?
Haaa var kültür balıkları ama hiç deniz balığının yerini tutar mı o balıklar.!

Balık yoksa mutfağım da ben de bir güzel enginar çanağında karides pişirir ve de afiyetle yerim.

Önemli not:
Karidesleri haşladıktan sonra sırt kısmında ki siyah ipçikleri mutlaka temizleyelim.
Her ne kadar ayıklanıp temizlenmiş olsa da dondurulmuş karidesler neden bilmem bağırsakları olan o siyah kısımları temizlenmiyor.

Dolayısı ile iş bize düşüyor her ne kadar el oyalasa da şart illa ki temizlenmesi gerek.Sırf bundan dolayı dışarı da karides yemiyorum.İşin ticaretini yapanların hiç işi yokta o bağırsakları temizleyecekler.!

Malzemeleri:
1 Paket dondurulmuş karides
4 Adet enginar çanağı
1 Çay bardağı sızma zeytinyağ
1 Adet limonun suyu
1 Çay kaşığı tuz
1 Kahve kaşığı toz şeker
Karabiber
Maydanoz
Tarifi:
Karidesleri kaynar suya atıp yarı diri kalacak kıvamda haşlayalım.Ilındığın da mutlaka sırt kısmında ki siyah ipçikleri alıp temizleyelim.
Kuşaneye yarım limon suyunu ve bir çay bardağı sızma zeytinyağını alalım tuzu,toz şekeri ilave edelim karıştıralım.
Üzerine sudan geçirip limon suyu ile ovduğumuz enginar çanaklarını dizelim.Üzerlerine yarı diri kıvamda haşladığımız karidesleri koyalım.
Enginarların üzerini az geçecek kadar tencerenin kenarından soğuk su koyalım.Orta ısılı ateşte arada kontrol ederek pişmeye bırakalım,gerekirse az sıcak su ilave edelim.Enginarlar iyice yumuşayıp suyunu çekip kendi yağına kalana kadar pişirelim.

Kendi tenceresin de soğutalım.Daha sonra düzgünce servis tabağına alalım.Üzerlerine ince kıydığımız maydanozları serpelim ve kalan diğer yarım limon suyunu eşit olarak gezdirelim.Taze çektiğimiz karabiberini de serpip soğuk olarak servise sunalım.
Yapacak olanlara afiyet olsun.
Aklım da var daha bir sürü enginarlı ve karidesli tarifler ilerleyen günler için de nasip olup yaptıkça İnşaAllah burada paylaşacağım.Bunlardan biri de sanırım karidesli börek olacak.!
SEVGİLERİMLE..