Vişnap

visnap.blogspot.com.
Merhabalar.
Bir kaç gündür sol tarafımda ki kaburga kemiklerim acıyıp batarak varlığını hissettiriyor.Bugün de sol tarafımda ki kürek kemiğim tutuldu,ters hareket ettikçe acıyor.Böyle tutula tutula elbet çıkıp gidecek bu tutulmalar ama çok can sıkıcı ve insanın hareketini bayağı engelliyor.
Geçen havalar ani soğudu ve ben tahmin ediyorum o gün tutuldum rüzgar nasıl güzel esiyordu.Verdim kendimi denizden doğru gelen esintili rüzgarın kucağına al şimdi çek acısını.

Geçen yapmıştım bu nefis kuru yufka böreklerimi şu an yayına vermek için zaman buldum.
Malzemeleri:
6/7 Adet kuru yufka
2/3 Su bardağı et suyu
3 Yemek kaşığı tereyağ
1 Su bardağı kıkırdak
250/300 Gr kolot peynir
1 Adet orta boy domates
1 Adet yeşil biber
1 Su bardağı kavrulmuş fındık kırıkları
Tarifi:
Fırın tepsisini "ben yuvarlak kek kalıbına döşedim"margarinle yağlayalım.Diğer kenarı biraz yüksek tepsiye 2 kaşık tereyağını alıp eritelim,et suyunu ilave edelim.Et suyu hafif el yakacak sıcaklığa gelince ateşten alalım.Et suyunun tuzu olduğu için kontrol ederek gerekirse az miktar yaklaşık yarım çay kaşığı tuz ilave edelim.

Daha önceden elde ettiğimiz kıkırdakları rondoda bir iki tur çevirip az ufaltalım.

Yufkaları ister ortadan kırarak ya da bütün olarak yufkaların durumuna göre bölelim.Tereyağlı et suyuna yufka parçalarını önlü arkalı batırıp ıslatarak tepsiye üst üste döşeyelim.
Yufkaların yarısına geldiğimiz de ufaladığımız kıkırdakları ve bir kısmını üzeri için ayırıp kalan diğer kolot peynirini ufak olarak kesip her yerine eşit gelecek şekilde yayalım.Domatesi mini küpler halinde biberleri de ince olarak kesip kolot peynirlerinin üzerine eşit olarak koyup yayalım.Kavrulmuş fındık kırıklarının da bir kısmını böreğin en üstü için ayırıp kalan fındık kırıklarını kolotlu kıkırdaklı domateslerin üzerine serpelim.

Kalan diğer yufkaları da aynı şekilde tek tek önlü arkalı et suyu ile ıslatalım üst üste döşeyelim bitene kadar.Bu arada et suyumuz soğursa tekrardan yeterli ısıya gelene kadar ısıtalım.

Böreğimizin üzerine yumurta sarısı sürüp üzeri için ayırdığımız kolot peynirini ve 1 kaşık tereyağını ufak ufak keserek eşit olarak her yanına döşeyelim.Kalan fındık kırıklarını da serpiştirelim ve 180/190 derece ön ısıtma yaptığımız sıcak fırına atıp altı üstü nar gibi kızarana kadar pişirelim.

Dışarı alıp ilk sıcağı çıktıktan sonra çay eşliğinde servise sunalım.
Sevgilerimle..






Merhabalar.
Bugün mutfağımda bezelye döndermesi yaptım.Ben biraz taneli sevdiğimden ayrıca bir avuç kadar araka bezelye de kattım aralarına,şart değil.

Bu lezzetli yöresel tarif illa ki tereyağ istiyor hatta bence şart bile,ondan tereyağı tırnak içine alıp önemini belirttim.Yok ben sevmem tereyağlı değil illa da sağlıklı olmalı ondan dolayı sıvı yağlı yapacağım dersen aynı lezzeti yakalayamazsın benden demesi karar senin cancaazımmm.

Bir de bugünler de sevdiğim takip ettiğim bloglara uğrayamaz oldum bunun için huzursuz ve de üzgünüm.En kısa zamanda telafi etmek istiyorum.Bunda inanır mısınız şu kavurucu sıcakların etkisi çok çok fazla.Bloğuma tarifi yazıp dar çıkıyorum bilgisayarın başından.Ne içeriler ne dışarılar yok bir tek kare yer rahat nefes almaya.Klima olayını da pek sevmiyorum zira beni çarpıyor tutuluyorum.
Artık tarifime geçeyim bugün hava biraz serin nasıl güzel nasıl şeker gibi, bunaltmıyor çok şükür.

Malzemeleri:
Yarım kg yaprak bezelye "sultani"
1 Çay bardağı araka "taneli"bezelye "opsiyonel"
2 Yemek kaşığı tereyağ
1 Su bardağı fırın mısır unu
1 Adet yumurta "opsiyonel"
Tuz
Tarifi:
Sultani bezelyelerin uç kısımlarını keselim yıkayalım ve süzgeçe alalım.Tencereye su koyup kaynatalım.İçine bezelyeleri atıp yumuşayana kadar haşlayalım süzüp soğuk suya tutalım ve süzgeçe alalım süzülsünler.

Bir tepsiye mısır ununu alalım tuzunu ilave edip harmanlayalım.Süzülen bezelyeleri mısır unu ile iyice unlayalım.Fazla unlarını süzgeçle silkeleyip tereyağ koyup kızdırdığımız dönderme tavasına alalım.Her tarafa eşit olarak yaydıralım bezelyeleri.Tavanın kapağını kapatarak önce altını pişirip düz kapak vasıtası ile alt üst edip diğer yanının da pişmesini temin edelim.Bu aşamada isteğe bağlı olarak yumurtasını orta kısmına kıralım kapağı açık olarak kızarıp pişsin.
Ve soğutmadan sıcak olarak servise sunalım.
 "Dönderme tavası Karadeniz'e özgü düz kapağı içine girip kapanan bir güzel tava" Gördüğünüz her hangi bir yerden almanızı tavsiye ederim.Benim mutfakta adeta elim ayağım gibi çok işime yarıyor.
SEVGİLERİMLE..







Merhabalar..
Ben ne zamandır fırında yoğurt mayalanıp taş gibi yoğurtlar yapıldığını okumuş duymuştum ama nedense hiç içimden gelip yapayım istememiştim.Biraz bana olmaz o iş gibi geliyor pek güvenmiyordum.

Bildiğim annem usulü sütü ısıt sar sarmala koy bir kuytu köşeye oldu mu olmadı mı diye gir streslere bekle 3/4 saati sonrası aç örtülerini bak tuttu mu maya tutmadı mı.Ne stresli iş geliyordu bana artık bundan sonra böylesi sıkıntıları rafa kaldırdım ve fırında yoğurt mayalamadan büyük keyif aldım.

İlk denemelik 1 kilo sütten yaptım tuttu taş gibi oldu yoğurdum.Benim yüzümde tebessümler gözlerimde ışıltılar bir süre seyrettim yoğurdumu yetmedi elime alıp sağa sola eğdim yan yatırdım ters yüz ettim hiç kıpırdamıyordu bile yoğurdum daha da çok sevdim sevdim.Ama içimde hala bir şüphe acaba şansa mı tuttu diye.Ancak bir kaç yapmadan sonra sonuçtan kesin emin olacaktım..

Ertesi günü kalan sütü bir kaç kavanoza bölüp mayalayıp aynı anda attım fırına sonuç mükemmel oldu.Bu arada ev de biraz mandıraya döndü buzdolabının her rafında yoğurtlar dizi dizi:)Bir kavanozunu arkadaşıma verdim görünce taş gibi yoğurdu gözleri kalp kalp oldu ışıldadı ve hevese gelip ben de evde bu şekil yapayım yoğurtlarımı diye süt siparişini verdi bile.

Benim bugünler de her gün yoğurt yapasım var bıkana kadar hep hep yoğurt beyaz  lezzetli yoğurtlar.
Malzemeleri:
5 Kg süt
2 / 2,5 yemek kaşığı ev yoğurdu
3/4 Yemek kaşığı süt
İlk yoğurt mayalanacaksa maya için prebiyotik yoğurt olsun
Tabii bir de fırın
Yapılışı:
Süt köy sütüyse tencereye alıp kaynatalım.Kaynadıktan sonra 3/5 dakika kısık ateşte arada kaşıkla karıştırarak kaynatmaya devam edelim fazla suyunu yok etmek için.
Kenara alıp ılınması için bekletelim.Bu arada kaymak tutmaması içinde sık sık karıştıralım sütü.Arada serçe parmağımızla ısısını kontrol edelim parmağımız sütün içinde iken içimizden yirmiye kadar sayalım şayet minik parmağımız yanmadan ısıya dayanıyorsa mayalamak için tam 45 derecelik ısının kıvamıdır.

Sütün ısısı 45 dereceden az olursa katı yoğurt olmaz adeta krema kıvamında olur.Yok bu ısıdan yukarı daha sıcak olursa bu seferde yoğurdumuz maya tutmaz tutsa da çabuk ekşir.

Velhasıl bu ısı kıvamını tutturmak yoğurdun püf noktası,çok önemli ya da bir sıvı termometresi almak en kesin çözüm bence.Fakat ne olursa olsun yapa yapa insan ustalaşıyor bir süre sonra.

Bir kaseye 5 kg süt için  2 veya 2,5 yemek kaşığı yoğurdun en katı tarafından alalım üzerine 3/4 yemek kaşığı sütü ilave edip el çırpıcısı ile hiç pütür kalmayacak şekilde çırpalım ve sütümüzün olduğu tencereye kenarından yavaşça akıtalım.Kaşıkla bir iki tur çevirerek karıştıralım sütü.

İstersek olduğu gibi fırına atıp yoğurt yapalım ya da bir kaç kavanoza bölüp yapalım yoğurtlarımızı ki en güzeli bence bir kaç kavanoza bölmek.Biri bitince diğerini açar yeriz boşuna da sulanmış olmaz yoğurdumuz.

Fırını 145/150 derece arası ısıya ayarlayıp 8 dakika çalıştırıp ısıtalım.Kapatalım fırının ısısını ve mayaladığımız yoğurt kaplarını üzerini kapatmadan etraflarını örtmeden olduğu gibi içine atalım.Ve 5/6 saat bekletelim bu süre içinde kesinlikle fırın kapağını açmayalım.Süre sonunda açalım kapağı ve hemen ağızları açık olarak buz dolabına kaldıralım.

Buzdolabında da yaklaşık mümkünse bir gün hiç kaşık vurmadan dinlendirelim.Ondan sonra yoğurtlar sizindir istediğiniz gibi değerlendirin ister pudra şekeri serpip yiyin meyve doğrayın üzerine kaşıklayın ya da bal reçel ayran tercih sizlerin.

Ve inanın bu şekil kolay yoğurt yaptıktan sonra sizde benim gibi her an yoğurt yapmak isteyeceksiniz o kadar keyifli oluyor ki anlatamam.Tabii bu benim gibi daha öncesi hiç bu şekil yoğurt mayalamayanlar için.Yapanlar zaten bilirler güzelliğini rahatlığını.

Bir daha sefere yoğurt mayalayacağım zaman bir de fırını ısıtmadan direk fırına atacağım.Arkadaşım soğuk fırında yaptığını söyledi.Ben yine ne olur olmaz diye ilk 1 kg süt ile denemek istiyorum.Yaptığımda ve sonuçtan memnun kaldığımda ayrıca yine yazarım burada..

"Yok eğer köy sütü bulamazsanız pastörize kutu sütse  45 derece ısıya gelecek kadar ısıtmak yeterlidir kaynatmaya gerek yok."

Ben ekseri gelen sütü ısıtıp soğuttuktan sonra buz dolabına kaldırıp bir iki gün hiç elimi sürmüyorum.Bu zaman içinde üzerinde yarım kiloya yakın kaymak oluyor.Ben onu süzerek alıp ister kahvaltıda börek poğaçada  vs vs şekilde değerlendiriyorum.
Zira kaymaklı yoğurdu hiç sevmiyorum sevmediğim içinde kaymağı ile mayalamıyorum.
Var işte herkesin bir huysuz tarafı bu da benim huysuzluklarımdan biri daha bunun gibi huysuzluklar ben de çok var çok:)

Bir minik not daha: Şayet 1 kg sütten yoğurt yapacaksanız maya için yoğurt yarım tatlı kaşığı yeterli olacaktır onu da açmak için bir yemek kaşığı süt kafidir.Buna göre katmanları yükselterek istediğiniz miktar yapabilirsiniz yoğurtlarınızı.
                                                        Sevgi ile kalın...



Merhabalar.
Hoşkıranın kavurmasından sonra sıra da böreği var.Geçen kavurmasını yaptığımda haşladığım hoşkıranların yarısını börek için ayırıp dondurucuya atmıştım.Bugün yapayım istedim ama nedense içimden gelmedi.Sadece malzeme listesini yazıp yapımını yarına bıraktım.

Zira bugün günü kendime ayırmak istiyorum,gecede çok sevdiğim arkadaşımın kına gecesi var mutlaka oraya gideceğiz çocukluk arkadaşımla.Orada diğer arkadaşlarımızla da karşılacağız ondan ben de biraz heyecan var.Seviyorum onları ve uzun zaman oldu görüşmeyeli.

Ve yattık uyuduk uyandık bugün oldu ve deli sıcak havaya rağmen böreğimi yaptım fotoğraflarını çektim.Şimdi de oturdum tarifini yazıyorum,bitince hemen yayına vereceğim."Bu arada aynı anda nefis bir kekte yaptım" belki onunda tarifini yazarım sıcağa dayanıp bunalmazsam. ^-^
Malzemeleri:
4 Adet yufka
1  Küçük borcam dolusu haşlanmış hoşkıran
Yarım çay bardağı fındıkyağı
2 Orta boy kuru soğan
1 Tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 Kahve kaşığı karabiber
1 Kahve kaşığı tuz
200/250 Gr kaşar peynir
1 Adet yumurta sarısı
Susam veya çörek otu
Ara Sos Malzemeleri:
 1 Ufak su bardağı fındık yağı "150 ml"
1 Ufak su bardağı su
1 Yemek kaşığı un
Tarifi:
Hoşkıran otların saplarını koparıp atalım yapraklı kısımlarını doğrayıp bol su ile duru suyu çıkana kadar bir kaç su yıkayalım.Kaynar suya atıp yarı diri kıvamda haşlayıp çıkarıp soğuk su ile şoklayıp süzgeçe alalım.

Tencereye fındık yağını alıp kızdıralım.İçine yemeklik doğradığımız kuru soğanları atıp karamelize olana kadar kavuralım.Üzerine süzgeçte ki hoşkıranların fazla suyunu elimizle sıkarak ilave edelim.Baharatlarını ve tuzunu ilave edip bir kaç tur karıştırıp kavuralım.Ateşin altını kapatalım ılınması için kenara alalım.

Yufkanın ilkini tezgaha tam daire şeklinde açıp her tarafını karıştırıp çırptığımız ara sosu ile soslayalım.Üzerine ikinci yufkayı serip yine her tarafını soslayalım.

Üzerine hoşkıran kavurmasını her yerine eşit gelecek şekilde serip yayalım.Rendelediğimiz  kaşar peynirlerini de her tarafına serpelim.Yufkanın aşağı yukarı sağ ve sol kenarlarından ikişer  parmak içeri doğru kıvıralım.Ve aşağıdan başlayarak yukarı doğru 4 parmak eninde rulo yaparak gevşek olarak saralım.Geniş üçgenler olacak şekilde rulo böreğimizi keselim.Diğer kalan 2 adet yufkaya da aynı işlemi uygulayalım.

Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine alıp üçgen böreklerimizin üzerine yumurta sarısı sürüp bol susam serpelim.190/200 derece ön ısıtma yaptığımız fırında nar gibi olana dek kızartalım.Sıcak olarak çay,ayran,meyve suyu vs eşliğinde servise sunalım.
Nasıl bekliyorum soğuk kış mevsimini büyük büyük özlemlerle bir an önce zaman geçse de gelse diye yollarını gözlüyor adeta günleri sayıyorum.Ben bahar aylarının insanıyım baharın olmadığı zamanlar soğuk kış günlerin de talibiyim.
SEVGİLERİMLE..














Merhabalar.
Kahvaltıyı sevmeyenin reçellerle hiç arası olur mu olmaz tabii.Madem öyle neden reçel yaptın derseniz,erikler bahçemizden olunca kıyamadım onlara,bir kısmı ile de reçel yapayım istedim.

Benim güzel minik ağaçım her sene nasıl çok erik veriyor bir sürü.

"Benim küçükken bir de rahmetli babamın benim için ekip büyüttüğü vişnap ağaçım vardı,o geldi aklıma şu an birden ve bir hüzün bulutu sardı ruhumu kalbimi duygularımı"artık o vişnap ağaçım ve de babam maalesef yok:(

Komşulara da bol bol dağıttık anjelika eriklerden.Onlardan sık sık erik suyu kaynattım bir iki karanfil de attım içine harika lezzetli meyve suları içtik sıcak yaz günleri boyunca.

Bir de bu anjelika türü eriklerin reçeli marmelatı harika güzel oluyor.Hafif mayhoş tadı ile en çok sevdiğim vişne reçeline dahi tercih ettiğim bir kaç reçel arasında yerini alıyor bende her zaman.
Malzemeleri:
2 Kg anjelika erik
2 Kg toz şeker
Yarım limon suyu
2/3 Adet karanfil
Tarifi:
Anjelika erikleri yıkayıp süzdürelim ve çekirdeklerini çıkaralım.İster ikiye veya dörde bölelim.Reçeli yapacağımız büyük tencereye alalım akşamdan bir sıra erik bir sıra toz şeker ile kaplayalım.Tencerenin kapağını kapatıp sabaha kadar bekletelim.Su salacağı için ayrıca ekstradan su ilave etmeyelim.

Ertesi günü suyunu salmış olan eriklerin içine karanfilleri atalım.Orta ısılı ateşe tencereyi koyup ilk bir iki taşım kaynayana kadar tutalım.Sonrası ateşin altını kısalım ve pişmeye bırakalım arada kontrol edip üzerinde oluşan köpükleri delikli kepçe ile alıp atalım.

Suyunu çekip reçelimiz kıvam olarak koyulaşmaya başladığında içine taze sıktığımız limon suyunu ilave edelim.Yaklaşık 10 dakika kadar daha kaynatmaya devam edelim ve ateşin altını kapatalım.
Hemen sıcak olarak temiz kuru kavanozlara boşaltalım reçelleri ve kapağını sıkıca kapatıp ters yüz olarak mutfak havlusu serdiğimiz tezgaha dizelim kavanozları.Bu şekil vakumlama yaptığı için reçeller daha uzun süreli dayanıyor.

Ya da reçeller iyice buz gibi soğuduktan sonra da kavanozlara alabilirsiniz.Ya çok sıcak ya çok soğuk olmalılar ve kavanozları mutlaka kuru olmalı.

Reçellerin kıvamını anlamak için  bir çay tabağına bir miktar reçel döküp buzlukta hemen soğutup  parmağımızla üzerine banalım.Ayrılan kısım yavaşça kapanırsa reçelimizin kıvamı olmuştur.

Bir de reçel kaynatırken taşmaması için asla kapağını kapatmayalım.

Reçel tadında güzel yaşanası bir dünya da nefes alıp verme dileği ile hoşça kalın.
SEVGİLERİMLE..










Merhabalar..
Geçtiğimiz hafta sonu çok sevdiğim Elet'imi " elif "ziyarete Bursa'ya gittik.Çok güzel zaman geçirdik beraber.Ertesi günü yukarıya Uludağ'ına çıktık aşağıların sıcak bunaltıcı havasından sonra dağın serin havası bana cennet gibi geldiydi ve üşümek ne kadar güzelmiş dedim doyasıya üşümelerin tadını çıkartmak için önceleri sırtıma hırka filan almadım.Baktım soğuk ısırmaya başladı ince bir hırka bari olsun üzerimde deyip o esna da ayaklarımın üşümesi ile ohh dedim. Bir yerden de olsa soğuğu hissetmek nasılda güzel serin serin ferahlık veriyordu bana.

O zirvede içtiğim odun ateşinde demlenen çayın lezzetini ise unutmam mümkün değil.Güzel bir yemek yiyip sonrası aşağıya inip dağ evine gittik.Her taraf adeta Görele köyü gibiydi serin hava,yem yeşil bahçe.Bahçede yok yok ne istersen var git kendi ellerinle topla pişir ye.İşte aşağıda ki hoşkıranları da bahçeden topladım ve İstanbul'a gelince ilk işim onları pişirip hemen kavurmak oldu.

Hoşkıran kavurması ile ilk tanışma anılarım  ise  şöyle,kısaca hemen yazayım.

Bir süre önce gittiğim Görele'de alt kat komşumda yemiştim.İlk hiç bilmediğim yemediğim bir ot olduğu için çok çok az ver dedim baktım az dediğim o tabak tepeleme dolu bir sürü geldi önüme ben bunu asla yiyip bitiremem diye geçti aklımdan.İlk bir çatal aldım benim gözler birden kalp kalp oldu.Yok böyle bir lezzet olamaz nasıl lezzetliydi oyy oyy tabağımı sıyırdım yedim ve daha olsa yine yerim demiştim.Hiç unutmadım tadını o günden beri.Buradan yeniden alt kat komşuma çok teşekkür ediyorum beni hoşkıran lezzeti ile tenıştırdığı için.

İşte neden hemen acele ettim hoşkıranı kavurmak için kısaca bende ki anısını da anlatmış oldum.Şimdi gelelim benim tarifimle hoşkıran kavurmasına.Acaba içine iç yağ koysam mı diye tereddüt ettim.Komşuma telefon ettim yok duyuramadım sanırım fındık bahçesinde yoğun çalışıyordur.

Aklımda damağımda kaldığı kadarı ile yaptım ve sonuç aynı onun ki kadar çok çok lezzetli şahane oldu yemeğim.<3
Hoşkıran 
3 Adet büyük boy kuru soğan
1 Adet ceviz büyüklüğünde iç yağ
2 Yemek kaşığı tereyağ
Yarım çay bardağı fındık yağı
1 Tatlı kaşığı kırmızı pul biber
 Yarım tatlı kaşığı karabiber
1 Tatlı kaşığı tuz
Tarifi:
Hoşkıranların saplarını kesip atalım,yapraklarını bol suyla yıkayalım.Kaynar suya atıp bir kaç dakika yarı diri kıvamda haşlayalım.Soğuk suya atıp şoklayalım ve süzgeçe alıp süzülmesini sağlayalım.

Kuru soğanları kabaca yemeklik doğrayıp tereyağ ve fındık yağı ilave ettiğimiz tencereye alıp soğanları kavurmaya başlayalım.İçine bu aşamada ceviz büyüklüğünde iç yağ ilave edelim ve soğanlar karamelize olana kadar kavuralım.

Tuzunu kırmızı pul biberini katalım.Süzgeçte ki hoşkıran otların fazla suyunu elimizle sıkıp ilave edip yağına kalana kadar kavurmaya devam edelim.İnmesine yakın bol karabiber serpip sıcak olarak servise sunalım.

Daha önce şayet sizde benim gibi duymadığınız bilmediğiniz bu nefis otu bundan sonra gördüğünüzde tereddüt etmeden mutlaka alıp pişirin derim.Ve inanın yok böyle bir lezzet diyeceğinize adım gibi eminim.

İster kavurun ister bulgurlu hafif sulu yemeğini yapın ister yumurta kırın ya da sarımsaklı yoğurt ile de nefis olacağına eminim.Günlerce her öğün hoşkıran yesem asla bıkacağımı sanmıyorum .

Ben kavurduğum hoşkıranların yarısını ayırdım yarın onlardan güzel bir börek yapmayı düşünüyorum.Ya peynir ilave edeceğim ya da peynir hoşkıranın lezzetini gölgelemesin diye sadece hoşkıran kavurmasını koyacağım böreğe iç malzemesi olarak.Çok yakında tarifini ve görsellerini burada paylaşırım inşaAlllah.

Not:Hoşkıranları bahçeden topladığım için miktarını yazmadım.Aşağı yukarı tahmini 1 kg vardır diyorum.Sevgilerimle..








Merhabalar..
Zor ve sıkıntılı geçen günlerden sonra az az kendime gelmeye başladım.Malum memleketimin üzerine içte ve dışta hain aç akbabalar gözlerini dikmişler.Birbirlerinin hain yüreklerine tünemişler güzel ülkemi parçalamak için zaman kolluyorlar.Rabbim her kimlerse ki bizler onları gayet net bir şekilde biliyoruz,o hainlere fırsat vermesin,kahrı-perişan eylesin her iki cihanda o şerefsizleri.

Ben ömrümce o gece ki çektiğim korkuyu unutmayacağım ruhum adeta travma geçirdi.Hala evin üzerinden alçaktan uçak geçse f16 lar geçiyor sanıyor ve korku içinde kalıp o kötü hain terör gecesi geliyor gözlerimin önüne:(

Umarım biz Türk halkı olarak dış ve iç mihrakların oyununa gelmeyiz güzel ve de verimli bereketli ülkemizin sınırlarını muhafaza ederiz.Bildiğim tek gerçek "Tek Ülke Tek Vatan Tek Bayrak."Rabbim güzel ülkemizi korusun..

Bunun yanı sıra uzun zamandır pc açamadım yine fırsat olmadı çok çok yoğun geçti bayram sonrası da günlerim hala da aynı tempo ile geçiyor.Bugün ilk defa evdeyim ve mutfağımı dahi çok özlemişim.Öğleden sonrayı mutfağa ayırdım.Aşağıda ki nefis yaz yemeği tarifimi hazırlayıp pişirdim.Hazır fırını açmışken acaba kekte yapsam mı diye aklımdan geçirdim ve hemen akabinde onu da yaptım bu arada.

Ve şu an da pcin başına geçtim.Mutfağım ise kalk gidelim vaziyetlerinde.Olsun ölüm yok ya uçunda yazılarımı yazdıktan sonra toparlarım elbet.
Malzemeleri:
1 Kg girit kabağı
2 Adet küçük boy patlıcan
1 Adet küçük boy kabak
250 Gr yeşil ince biber
2 Adet kırmızı kapya biber
3 Adet orta boy domates
3/4 Diş sarımsak
1 Yemek kaşığı sirke
Tuz
Fındık yağı 
Tarifi:
Patlıcanları yıkayıp kabuklarını yol yol soyup minik küpler halinde doğrayalım.Derin kaseye alıp üzerlerine fazlaca tuz serpip harmanlayalım kenara alıp yarım saat kadar bekletelim acı suyu çıksın.

Biberleri yıkayıp kurulayıp saplarını keselim.Yarım parmak enliğinde doğrayalım.

Tek bir kabağın kabuklarını soyup minik olarak doğrayalım.

Girit kabaklarını ortadan ikiye kesip kabuklarını isteğe bağlı yol yol soyalım.

Domatesleri minik küpler halinde doğrayıp sos tenceresine alalım bir yemek kaşığı fındık yağı ilave edip suyunu çekene kadar pişirelim.Sarımsakların kabuklarını soyup rendeleyelim ve domates sosuna katıp bir iki taşım kaynatalım ve sirkesini tuzunu ilave edelim.

Kızartma tavasına bol fındık yağı koyup kızdıralım tuzlu patlıcanları bir kaç su yıkayıp fazla tuzundan arındıralım.Kurulayıp kızartalım kızaranları süzgeçe alalım.Aynı yağda sıra ile biberleri ve kabağı kızartalım.Kızaran patlıcanların üzerine alıp beş on dakika fazla yağlarının süzülmesini sağlayalım.

Bütün kızarttığımız sebzeleri derin bir borcama alıp üzerine domatesli sarımsaklı sosu boca edelim.

Girit kabaklarını kızartmaları yaptığımız aynı yağa alıp alt üst ederek kızartalım.Kağıt havlu serdiğimiz düz tabağa alalım.Hafif soğuyunca içlerini kaşıkla oyup çıkartıp atalım.Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim.İçlerini oyduğumuz girit kabaklarını sıralayalım.İçlerini karışık kızartma ile dolduralım.

Fırını 190 derece ısıya ayarlayıp girit kabaklarının üzerleri hafif kızarana kadar fırınlayalım.Ilındığında servis tabağına alıp üzerlerine birer yemek kaşığı sarımsaklı yoğurt döküp servise sunalım.
Kızartmaları hangimiz sevmeyiz ki ah bunlar bir de az zararlı olsa da her gün yesek diye iç geçiririz değil mi?
Vallahi ben pek kafama takmıyorum gerçi çok sık yapmadığımdan sanırım fazlaca özlemiş oluyorum bol bol canımın istediği kadar kendimi hiç kısıtlamadan yiyor yiyor yiyorum,yanında ki ekmek miktarını ölsem söylemem o da bana kalsın ^_^

Ağzımızın tadı hiç bozulmasın güzel memleketimiz de kardeş kardeş güzellikler içinde yaşayalım unutmayalım ki bu dünyada bugün varız yarın yokuz.Aşağıda Cahit Sıtkı Tarancı'nın çok sevdiğim çok güzel bir şiiri ile veda ediyorum sizlere SEVGİLERİMLE.

&&&


Memleket isterim.

Gök mavi,dal yeşil,tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim.
Ne başta dert,ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim.
Ne zengin fakir,ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim.
Yaşamak,sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
Cahit Sıtkı Tarancı
visnap.blogspot.com.

























Merhabalar..
Şaşkınım bir gece öncesi zeytinyağlı yaprak sarma tarifini yazıp yayına hazırlamıştım daha sonra ertesi günü yayınlarım deyip yayına vermeden uykum geldi gittim uyumaya.Telefondan tek bir kare fotoğrafını alayım derken ne olduysa yarı uykulu halimle ne yaptıysam komple yok olmuş yayınım tarifim hepsi birbirine karışmış.Ve ertesi günü ben pc in başına geçince farkına vardım olanların.

Al başına iş üzüldüm şimdi yeniden yazmak zor geldi terasa gittim 10/15 dakika kendime geleyim istedim sonra da off  bir sıkıntın bu olsun boş ver otur yeni baştan yaz deyip kendimi motive ettim ama laf aramızda yine de öfleye pöfleye yazdım yeni baştan.
Malzemeleri:
500 Gr salamura yaprak
1 Çay bardağı zeytinyağ
4/5 Adet kuru soğan
2 Su bardağı pirinç
2 Yemek kaşığı dolmalık fıstık
2 Yemek kaşığı kuş üzümü
1 Tatlı kaşığı tuz
1 Tatlı kaşığı yeni bahar
1 Tatlı kaşığı tarçın
1 Çay kaşığı karabiber
2 Tatlı kaşığı toz şeker
1 Su bardağı sıcak su
Çeyrek demet taze nane
Yarım çay bardağı zeytinyağ
2 Su bardağı sıcak su
Tarifi:
Kuş üzümlerini yıkayıp ılık suda 5 dakika bekletelim süzelim.Kuru soğanları yemeklik doğrayıp 1 çay bardağı zeytinyağ ve içine kattığımız dolmalık fıstıklarla beraber pembeleşene kadar kavuralım.Pirinçleri  duru suyu çıkana kadar yıkayıp süzüp ilave edelim soğanlara ve beraber bir kaç dakika daha kavuralım.

Tuzunu,toz şekerini,kuş üzümlerini ve baharatlarını ilave edip 1 çay bardağı sıcak suyunu verelim.Bir iki tur karıştıralım.Bir iki taşım kaynatıp ateşin ısısını kısığa getirelim.Pirinçler suyunu çekene kadar yarı diri kalacak kıvamda pişirelim.Ilınması için kenara alıp bekletelim.Bu arada taze nanesini yıkayıp süzüp ince kesip ilave edelim alt üst ederek harmanlayalım.

Diğer yanda salamura yaprakları 4/5 kez su ile yıkayıp 1/2 saat suda bekletip fazla tuzundan arındıralım.Elimizle sıkarak sudan çıkartıp süzgece alalım yaprakları.

İster elimizin içinde veya "ben" düz bir tabağa alarak yaprağı serip öyle sarıyorum sarmaları.Artık hangisi kolayınıza gelirse.Yaprağın ortasına iç malzemesinden koyup kenarlarını içe doğru kıvırıp yukarı doğru rulo yaparak saralım.Bütün yapraklar bitene kadar bu işleme devam edelim.

Bu arada kuşanenin dibine bir sıra yaprak serelim sardığımız sarmaları üzerine dizelim.
Hepsi bittiğinde üzerlerine de bir sıra yaprak serelim.Ve sarmaların üzerine yarım çay bardağı zeytinyağ gezdirelim.Bu aşamada ekşi olmasını isterseniz  sarmaların üzerine yarım limon suyunu veya kabuğunu soyduğunuz limon dilimlerini ilave edin.
Sarmaların üzerine düz bir kapak kapatıp 2 su bardağı sıcak suyu kenarından dökelim.

Önce yüksek ateşte bir iki taşım kaynayana kadar tutup sonrasında ateşin altını kısalım pirinçler yumuşayıp uzayana kadar pişirelim.

Kendi tenceresinde soğutup servis yapacağımız zaman servis tabağına alıp ikram edelim.Yapacak olanlara afiyetler olsun.
Sevgi ile aşk ile ve de en önemlisi sağlıkla kalın...





Merhabalar.
Bazen durup onları onlar ne anlar güzel merhametten güzel ruhtan güzel kalpten kısaca güzelliklerden diyor onları yargılıyorum.Sonra düşünüyorum onların düşünceleri güzellik ve merhamet anlayışları  illa seninle aynı paralelde yer almak zorunda değil ki "vişnap" diyorum kendime sesli diyorum,sessiz diyorum yüreğime diyorum.!

Ve yine düşünüyorum benimle aynı paralelde yer alanların sayıları ne kadar az.

Bizler toplasan bir elin ancak 1 bilemedin 2  parmağı kadar az çok azız.Ama bir araya geldiğimizde en güzel en kaliteli zamanları geçirip çok mutlu oluyoruz.Yüzümüz de anlamanın anlaşılmanın verdiği güzel ışıltılı tebessümler oluşuyor.Olsun az olsun kaliteli olsun sohbetler paylaşımlar deyip şükürler ediyoruz.
O anlamadıklarım için de olumsuz düşüncelerimi rafa kaldırıp infazlarımdan yargılarımdan vazgeçiyorum.Ve onları Yüce Allah'ıma havale ediyorum.Mecbur kaldığımda ancak merhaba nasılsın iyiyim sen nasılsından öteye geçmeyip araya mesafelerimi koyuyorum.

Çünkü artık 
insanları  anlamak istemiyorum yoruldum usandım izansızlardan.En çok yakın olduğunla dahi aranda uçurumlar olduğunu fark ettiğinde susmak en güzel tercih deyip susuyorsun.

Ve bugünün "antep fıstıklı kıymalı börek" tarifine artık sıra gelsin..
Malzemeleri:
12 Adet baklavalık yufka
1 Adet böreklik yufka
2 Yemek kaşığı margarin veya tereyağ
250 Gr kıyma
2 Adet orta boy kuru soğan
1 Adet yeşil biber
1 Adet küçük domates
1 Çay bardağı iç antep fıstığı
1 Tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 Çay kaşığı karabiber
1 Tatlı kaşığı tuz
Ara Sos Malzemeleri:
1 Su bardağı fındık yağı "200 ml"
3/4 Su bardağı su "150 ml"
 Yarım paket kabartma tozu
1 Yemek kaşığı un
1 Adet yumurta akı
Üzeri İçin:
1 Adet yumurta sarısı
1 Yemek kaşığı fındık yağı
Susam
 2 Yemek kaşığı iç antep fıstığı "ince çekilmiş"
&
Tarifi:
Tencereye margarini veya tereyağını alıp eritelim,yemeklik doğradığımız kuru soğanları katıp karamelize olana kadar kavuralım.Biberi ufak kesip katalım sotelemeye devam edelim.Tuzunu,kırmızı pul biberini katalım bir iki çevirip kıymasını ilave edelim ve kavurmaya devam edelim.İnmesine yakın ufak yemeklik doğradığımız domatesini ve karabiberini katalım.Ateşin altını kapatalım,ılınması için kenara alalım iç harçı.

15 cm en 25 cm boy ebatlarında dikdörtgen fırın kabını margarinle yağlayalım.Ara sosu için fındık yağı,su,kabartma tozu,yumurta akı ve unu kaseye alıp iyice çırpalım.

İlk böreklik yufkayı tepsiye yayalım fazla gelen kenarlarını tepsinin dışında bırakalım.Yufkanın üzerine fırça yardımı ile ara sos malzemesinden sürelim.6 adet baklavalık yufkayı elimizle bölerek aralarına sık sık ara sos malzemesi  ile soslayarak döşeyelim.

Kenarda ılıttığımız  kıymalı harcı döşediğimiz yufkaların üzerine serelim ve eşit olarak kaşıkla yayalım.Kıymalı harcın üzerine bir çay bardağı iç antep fıstığını her tarafına gelecek şekil de eşit olarak ilave edelim.Kalan diğer 6 adet baklavalık yufkayı da elimizle iri parçalara bölerek arada aralarına soslayarak döşeyelim.

Üzeri için bir yemek kaşığı fındık yağı ile incelttiğimiz yumurta sarısını sürüp susam ve ince çektiğimiz 2 yemek kaşığı iç antep fıstığını serpelim.Ön ısıtma yaptığımız 190 derece ısılı fırında alt ve üstü nar gibi kızarana kadar pişirelim.

İlk sıcağı çıktıktan sonra fazla soğutmadan hemen sıcak olarak çay eşliğinde servise sunalım.
Fıstık çok güzel lezzet katıyor daha öncesi denemedi iseniz mutlaka tavsiye ederim.
HAYIRLI  RAMAZANLAR DİLİYORUM SEVGİLERİMLE...