Vişnap

Merhabalar ..
Sanırım uzunca bir ara verdim bloğumda post paylaşmaya.
Nedeni ise malum büyük çoğunluk gibi bugünler de şu pandemi olaylarından dolayı oldukça yaşam isteğimi kaybettim gibi.
Hiç bir şeyden keyif almaz oldum,
Hiç bir yere gitmek gelmiyor içimden.
Ev en büyük sığınağım oldu en güvenilir ortamım..
Arada bir alışveriş ve doğru eve dönüş.

Geçenler de arkadaşlar ile lahmacun yemeye gittik maskeler suratımızda yine.
Buram buram ter içinde bir nefesi dahi rahat alıp verememek bize nasılda kıymet bildirir oluyor.

Ne zamandır canım karnıyarık isteyince patlıcanların boy boy bulunduğu semt pazarına gittim.

O kalabalık ve de maskesiz sosyal medya kurallarına uymayanlar. Minicik bebelerin sağlığını hiçe sayan ebeveynler bu liste uzar gider..
İlk gördüğüm tezgahtan hemen aldım alacaklarımı ve doğru eve...!

Sebzeleri görünce gözüm doymamış bir sürü almışım patlıcan vs..
Yarısını tavuklu karnıyarık yaptım.
Diğer yarısını da karnıyarıklık kızartıp dondurucuya attım kıymalı veya mini kuşbaşı etli yapmak için.

Közlenecek biberlerim yarına kalsın bugün işim bloğumla ilgilenmek.
Özlemişim yazmayı geçmişe dönüp okumaları,kısaca ben bilgisayarımı çok özlemişim..

Haydi çok kolay olan tarifi yazayım artık bu kadar muhabbet yeter değil mi..
Malzemeler:
6-7 Adet küçük boy patlıcan
Ayçicek yağ "patlıcanları kızartmak için"
600-700 Gr tavuk but "derisiz kemiksiz ızgaralık"
1 Yemek kaşığı tereyağ
2 Adet orta boy kuru soğan
1 Adet kırmızı kapya biber
1-2 Adet yeşil sivri biber
Bir yemek kaşığı biber salçası
Bir tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 Çay kaşığı karabiber
Bir çay kaşığı garammasala"opsiyonel"
1 Adet ufak domates
Sosu İçin:
1, 1/2 Su bardağı su
1 Yemek kaşığı biber salçası
Tarifi:
Patlıcanları yıkayıp alacalı soyup sap kısmını isteğe göre üzerinde bırakalım.
Üzerlerine yeterince tuz döküp kenara alalım ve yarım saat civarı bekletelim.
Bunu niye yapıyoruz derseniz bu tuzlama işlemi hem patlıcanların acılığını alır hem de kızartırken fazla yağ çekmesini önler.

Diğer yanda kuru soğanları ince yemeklik doğrayıp tereyağ ile karamelize olana kadar kavuralım.
İnce doğradığımız biberleri katıp salça ilave edip sotelemeye devam edelim.
Yıkayıp süzdüğümüz tavukları irice kuş başı doğrayıp ilave edelim soğanlara.
Saldığı suyu çekene kadar pişirmeye devam edelim.
İnce doğradığımız domatesleri ilave edip yumuşayana kadar biraz daha pişirmeye devam edelim.
Tuzunu ve baharatları ilave edip alt üst ederek harmanlayalım ve ateşin altını kapatıp kenara alalım.

Tuzladığımız patlıcanları bol su ile yıkayıp süzüp temiz havlu ile kurulayalım.
Bir kızartma tavasına bol ayçicek yağ koyup kızdıralım.
İçine patlıcanları ilave edip kızartalım.
Kızartma esnasında patlıcan yumuşamaya başladığın da maşa vasıtası ile veya bıçak ile ortalarını alta geçmeyecek şekilde boydan boya keselim.
Kızaran patlıcanları maşa ile genişleterek içine sıkıca bastıra bastıra kenar boşlukları da doldurarak tavuklu harçı koyalım.

Tepsiye alalım üzerlerini biber domates maydanoz ile süsleyelim.
Bir birbuçuk su bardağı su ile salçayı açıp kenarından tepsiye dökelim.
Su miktarı en çok patlıcanların yarısına kadar gelip içine su kaçırmayalım ki yerken su tadı olmasın..
Ön ısıtma yaptığımız 180-190 derece ısılı sıcak fırına atarak kızartalım.
Ve sıcak olarak yanında cacık ayran yoğurt vs eşliğinde servise sunalım.Afiyetle..
Sevgilerimle,hoş olun hoşça kalın..









Merhabalar..
Bugün Ramazan "Şeker" Bayramının ikinci günü ve uzun yıllar asla unutulmayacak hüzün dolu bir bayram yaşıyoruz hüzünlü Ramazan sonrası.
Rabb'ime çok şükürler olsun bunca olumsuzluğa rağmen hayatımın en anlamlı en güzel ramazan ayını ev de dört duvar arası da olsa huzur içinde dolu dolu yaşadım.
Nasıl bir bela ki şu virüs olayı market alışverişi için dahi çok mecbur kalmadıkça hani verdiğim siparişi bilemeyip yanlış aldıkları için arada bir çıktım dışarıya.
Edindiğim izlenimlerim asla eski güvenirliği ve tadı yok dışarıların,ev diyorum ev öyle çok güvenli ki.

Ve bugünün tarifi hem çok kolay hem de şayet acı badem kurabiyesini seviyorsanız "ki sevmeyeni yoktur pek sanmam" daha öncesi yapmadıysanız hemen yapın yiyin derim.

Yalancı acı badem pastası benim uzun yıllar önce sevgili arkadaşım Pelin'in elinden ilk defa tattığım ve o an lezzetine bayıldığım harika bir tat. 
www.pelince.com/
Canım Pelin'immm tarif için çok teşekkürlerimi yolluyor sevgi ile sarılıp çok öpüyorum seni..

Ve ben o an hemen bu tarifi yapmam lazım deyip aradan uzun yıllar geçip yapamamış olmam da ayrı bir ironidir.
Olmadı bir türlü nasip olmadı taa ki geçen aniden marketten pastabanı almamla nihayet yaptım ve dediğim gibi harika bir tarif.

Bu pastabanın kalan diğer kısmı ile de enfes bir kurabiye yaptım.
Onun da hikayesini ayrı bir postta yazdım.
Bu tariften sonra gelecek olan tarif o olabilir..! 
Ama bir şekilde kurabiyenin tarifi gelecek..
Malzemeler:
Bir adet sade pastabanın bir katı
Bir çay bardağı ceviz içi "ince çekilmiş"
Bir çay bardağı kavrulmuş fındık içi "ince çekilmiş"
Bir çay bardağı toz şeker
Bir çay bardağı fındık yağı
Bir adet yumurta
Tarif:
Pastabanın katını ayıralım.
Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim.
Katını ayırdığımız pastabanın bir katını iç kısmı yukarı bakacak şekilde fırın tepsisine yerleştirelim.

Bir kasede yumurta ve toz şekeri şeker eriyene kadar çırpalım.
Üzerine fındık yağını katıp çırpmaya devam edelim.
Malzemeler bir biri ile homojen bir şekilde karışıp harmanlanınca içine ceviz içini,fındık içini katıp karıştıralım.

Bir spatula yardımı ile iç harçı pastabanın üzerine döküp eşit olarak her tarafına yayalım.

Daha sonra ön ısıtma yaptığımız 180 derece ısılı sıcak fırına atalım.
Üzeri altın sarısı renk alana kadar yaklaşık 15-20 dakika civarı pişirelim.
Hepsi bu kadar,demiştim çok kolay diye...

Çay kahve vs  eşliğinde ılık veya soğuk olarak servise sunalım.Afiyetle..
Sevgi ve muhabbet ile ve de en önemlisi sağlıkla kalın kalalım.Güzel iyi günler Rabb'imin izni ile çok yakında İnşaAllah..










Merhabalar..
Ve günler dört duvar arasında geçiyor.
Her geçen gün umutlar ise inişe geçiyor.
Ben de ahval ve de durumlar böyle maalesef.
Umarım İnşaAllah başımızda ki bu şerr hayra döner Rabb'im hayra döndürsün en kısa zamanda..


Malzemeler:
Yarım kg dana ciğeri
2 Yemek kaşığı tereyağ
2 Adet orta boy kuru soğan
1 Adet kırmızı kapya biber
2 Adet yeşil sivri biber
1 Adet ufak boy domates
1 Tatlı kaşığı acı biber salçası
1 Çay kaşığı tuz
1 Çay kaşığı kara biber
1 Çay kaşığı kırmızı pul biber
1 Çay kaşığı kekik
1/2 Çay kaşığı kimyon 
1-2 Çay bardağı sıcak su
1 Kahve fincanı dolusu ince kıyılmış maydanoz
Tarif:
Kuru soğanları yemeklik doğrayıp erittiğimiz tereyağ ile karamelize olana değin soteleyelim.
Biber salçasını ve kırmızı pul biberini ilave edelim.

Biberlerin sap ve tohumlarını temizleyip hafif irice doğrayıp soğanlara ilave ederek kavurmaya devam edelim.

Kuş başı doğranmış dana ciğerleri katalım ve karıştırarak hızlıca kavurmaya devam edelim.
Kapağını kapatıp 5 dakika civarı pişmeye bırakalım.
Tuzunu ve baharatlarını katalım.

İnmesine yakın yemeklik doğradığımız bir adet ufak domatesi de katıp domates yumuşayana kadar pişirmeye devam edelim.
Gerekirse veya bizim gibi yahniyi hafif sulu severseniz bir veya iki çay bardağı kadar sıcak su ilave edin.
Bir iki tıkırdayıp özleşince yahninin ateşini kapatalım.
İnce kıydığımız maydanoz yapraklarını üzerine sepeleyelim.
Ve sıcak olarak yanında tercihe göre pilav,patates kızartması veya püre eşliğinde servise sunalım.Afiyetle..
Sevgilerimle..





Merhabalar..
Başımıza ne gelirse yüce Rabb'imden geldiğine inanırım her zaman.

Bugünler de dünyayı ve güzel ülkemi kasıp kavuran corana virüsünden Rabb'im esirgeyip korusun bizleri ve tüm dünya insanlarını.

Bildiğimiz herkeslerin yazdığı çizdiği oluşumları düşünceleri yazmamın gereği yok şu an.
Ama bildiğim tek bir şey varsa herkes her bir birey dönüp kendine sormalı kendi ile hesaplaşmalı kendini sorgulamalı ben nerede neyi nasıl yanlış yaptım diye.
Yüce Rabb'imden bir uyarıdır biz insanlara ve umarım ki bu uyarıdan hepimiz dersimizi alırız alalım alalım alalım lütfen dersimizi..
A'dan Z'ye kadar enine boyuna düşünülecek geçmişte kalan yaşantıların her bir anı her bir saniyesi..!

Ve geleyim bugünün nefis tarifine.
Her şey bir ufak kavanoz pizzalık dilim doğranmış siyah zeytin ile başladı.
Almıştım geçenler de açtım nasıl tadına bir bakayım nasıl olsa pizza filan yapacağım yok,bari salatalara kullanırım diye.
Ben bu kadar tatsız lezzetsiz bir zeytin yemedim ömrüm boyunca.
Bu salata da filan da seçilir kenara itilir ve de yenmez biliyorum ben bunu.

Eeee ne yapayım tutup çöpe atacak halim de yok hahh tamam en güzeli bir poğaça yapmak dedim ve yaptım da.
Yaptım yapmasına ama tam 4 veya 5 gün sonra o da gecenin 9'undan sonra ancak vakit bulabildim.
Nasıl günlerim yoğun geçiyor nasıl akşam oluyor hiç anlamıyorum.
Yürüyüş yapıyordum her gün bu olaylardan sonra yürüyüşlerime de ara verdim.
Tüm gün evin içindeyim ve gün bana çok bereketsiz..!

Haydi tarife geçelim artık..
Tarif için pelinchef. çok teşekkürler..
Malzemeler:
125 Gr soğuk tereyağ
1/2 Çay bardağı fındık yağı
1 Adet yumurta "akı içine sarısı üzerine"
1/2 Çay bardağı soğuk su
1 Tatlı kaşığı toz şeker
1 Tatlı kaşığı tuz
1 Yemek kaşığı sirke
1 Paket kabartma tozu
Aldığı kadar elenmiş un "yaklaşık 2,5-3 su bardağı"

İç Malzemeler:
1 Küçük kavanoz dilimli siyah zeytin
1 Kahve kaşığı kekik
1 Kahve kaşığı kırmızı pul biber
1 Yemek kaşığı kavrulmuş susam
Tarif:
Karıştırma kabına kuru malzemeleri "2 su bardağı unu,kabartma tozu,toz şekeri ve tuzu" katıp karıştıralım.
Üzerine ufak parçalara böldüğümüz soğuk tereyağı parmak uçlarımız ile unlu karışıma yedirelim.
Harç ekmek kırıntısı halini aldığında üzerine sıvı malzemeler olarak "yumurta akı,fındık yağı ve sirkeyi ilave ederek elimizle yoğurmaya başlayalım.

Yumuşak olursa azar azar kalan diğer unu,katı olursa azar azar soğuk suyu ilave ederek yoğurmaya devam edelim.
Yarım çay bardağı soğuk su bitene kadar kontrollü olarak buna devam edelim.
Ele yapışmayan oldukça yumuşak bir hamur olduğunda kenara alıp 10-15 dakika dinlendirelim.

Ben bu aşamada dilim zeytinlerini blendırdan geçirip iyice ufalayıp ezdirdim.
Ezilmiş zeytinlerin içine birer kahve kaşığı kekik,kırmızı pul biber ve bir yemek kaşığı kavrulmuş susam ilave edip karıştırdım.


Sizler neli isterseniz iç malzeme olarak kullanabilirsiniz.
Ben dediğim gibi zeytinli yaptım hamurun kıvamı çok sevdiğim bir tat olunca çok yakında da peynirlisini de pişirmeyi düşünüyorum..

Dinlenen hamurdan cevizden az daha büyük parçalar koparıp elimizle yuvarlayalım.

Orta kısmına yeteri kadar zeytinli iç malzemeden koyalım ve kenarları ortada birleştirerek kapatalım.

Ekli kısmı alta gelecek şekilde yağlı kağıt serili fırın kağıdı serdiğimiz tepsiye sıralayalım.

Üzerlerine yumurta sarısı sürüp susam serperek ön ısıtma yaptığımız 180-185 derece ısılı sıcak fırına atalım.
Alt üst nar gibi olana kızartıp pişirelim.AFİYETLE..
Güzel sağlıklı huzur dolu günleri görmemiz dileği ile sevgiler




Merhabalar.
Güzel geçen bir kaç gün sonrası güneş tepede diye sevinir iken.
Ahh olamaz bak nasıl da yağmura döndü güneşli hava.
İşte bunlar da değişen havanın huyu suyu.

Ne zamandır aklımda olup yapmak için bir türlü sırası gelmeyen beyaz lahana sarmalarını nihayet dün yaptım.
Beyaz sarmalık lahana alırken zaten tezgahlarda sarmalık kapuskalık diye ayırıp satıyorlar ama  siz yine de güvenmeyin bazı satıcılara ki onlar ellerinde kapuskalık lahanayı yoksa sarmalık sarmalık bunlar diye satarlar size bize.!
Bayağı yumuşak olacak sarmalıklar bir de az biraz büyük olsun lahanalar..

Bir de ben dolmalar da sarmalar da pirinç miktarını ne  çok ne de az severim.
Az olunca harç sert oluyor,çok pirinç olunca da o iç harç lapa gibi yumuşak olunca hiç keyif alamıyorum yerken onları..
Bu kadın budu köftede de aynı..!

Oysa bu hafta pazardan almak istediklerim ıspanak,pırasa,yer elması vs hop onları haftaya erteleyip önceliği verdim beyaz lahanaya.
Tam iki adet büyük boy beyaz lahana ile döndüm eve.
Diğeri şu an terasta zeytinyağlı olmak için sırasını bekliyor:)

Pazardan dönmezden önce "seyyar satıcılardan tükrük köftesi" tövbe yapmasak yemesek iyi de işte arkadaşla biz bunu arada sırada hijyeni aklımızdan uzaklaştırıp lezzete odaklanarak veriyoruz siparişleri:)

Nasılda güzel nasılda lezzetli,ev de yapıyorsun aynısı olmuyor.
Yedik yarım ekmek arası köfteleri:)
Soğuk ortamda nasıl rüzgar savuruyordu masaların üzerinde ki kağıt peçeteleri dahi tutmak ne mümkün üzerine koysam da plastik kenarları kirli pis tuzlukları:)
Bizim eller parmaklar uyuşmuştu soğuktan ondan su dahi içmedik köftelerin yanında:)
Çay gördük bir ara karton bardakla satıyorlardı karton olduğu için asla tercihimizi olmaz çay dediğin ince bardakla içilir ki lezzetine varılsın.
İçimiz ısınsa da olur ısınmasa da olurdu o an :)

Sonrası başka da hiç bir şeye bakmadım baksam aklım kalıyor alsam bir hafta içinde tüketmek imkansız bozulması ise asla buna izin vermem veremem ülkem de bu kadar ekonomik krizler yaşanırken atılan bir dilim ekmeğin dahi sorgusu suali olur..!
Malzemeler:
Bir adet büyük boy sarmalık beyaz lahana
2 Adet orta boy kuru soğan
2-3 Diş sarımsak
500-600 Gr dolmalık orta yağlı kıyma
1 Ufak su bardağı pirinç
1 Tatlı kaşığı kırmızı pul biber
Yarım çay bardağı fındık yağı
 1 Tatlı kaşığı acı biber salçası
1 Tatlı kaşığı domates salçası
1 Kahve kaşığı kuru nane
 1 Çay kaşığı karabiber
1 Tatlı kaşığı tuz
Yarım çay bardağı kadar soğuk su
2 Yemek kaşığı eritilmiş kuyruk yağı

Sosu İçin:
1 Yemek kaşığı tereyağ
1 Yemek kaşığı biber salçası 
Sıcak su "yeteri kadar"
Tarif:
Derin karıştırma kabına malzemeleri çiğden olarak sarımsakları ve kuru soğanı rendeleyelim.
Üzerine orta yağlı kıymayı ilave edelim.
Pirinçi ayıklayıp yıkayıp süzerek ilave edelim.
Baharatlarını ve tuzunu katalım.
Yarım çay bardağı fındık yağını ve yarım çay bardağı soğuk suyu da ilave edelim.

Büyük tencereye su ilave edip bir yemek kaşığı tuz ilave edip kaynaması için orta ısılı ateşe alalım tencereyi.
Lahananın dip kısmında ki koçanı keskin bıçakla oyarak kesip çıkartalım.
Yapraklarını dikkatlice zedelemeden ayırıp yıkayıp kaynar suya atalım.
Hafif diri kalacak kıvamda haşlayıp süzerek alalım tencereden.
Yapraklar fazla haşlanmışsa gerekirse üzerlerine soğuk su gezdirip pişmesini durduralım ki erimeye dönmesin yapraklar.

Haşlanan yaprakları istenen boylarda keserek içlerine kıymalı iç harçından yeteri kadar koyup saralım.
Eğer varsa elimizde kaburga kemikleri ile tencerenin dibini döşeyelim.
Yok yoksa  damarlı olup kesip çıkarttığımız lahana sapları ile kaplayalım tencerenin zeminini.
Sıralı olarak sardıklarımız ile kaplanan tencereye sıcak su ile açıp hazırladığımız salçalı sosu dökerek ilave edelim.
Suyun miktari sarmaların yarısını pek geçmesin.

Bir yemek kaşığı tereyağ ve daha önceden alıp erittiğim kuyruk yağından iki yemek kaşığı ilave ettim ki bu tür yemeklere kuyruk yağı inanılmaz lezzet katıyor sizlere de tavsiye ederim.

Üzerlerini kaplayacak büyüklükte düz tabak ile kapatalım ki pişerken açılmasın sarmalar.
Pirinçler yumuşayana kadar pişirelim ve sıcak olarak yanında yoğurt,ayran vs eşliğinde servise sunalım.AFİYETLE..

Benim kendimin tercihi ise sarmaların dolmaların yanında illa ki sarımsaklı koyu bir cacık ki onlara göre cacık sarmaların dolmaların yanına yakışmaz gitmezmiş...!!
Ben onlara inat koyu cacık ile yedim nefis sarmalarımı..
Sevgilerimle..




Merhabalar..
Her geçen gün blogların durumu çok olumsuzluğa doğru gidiyor.
Bunun tek sebebi bana göre kesin olarak instagram.
Bloglara açıldığı günden beri asla getirisi olmayıp hep aldı götürdü bloglardan.
Ve buna karşılık bunca bedele rağmen bari iyi has bir sosyal medya mecrası olaydı.O'da yok..!!
Kesinlikle bana göre facebooktan dahi kötü bir sosyal alan.
İnstagram demek=bol reklam,ali cengiz oyunlarının döndüğü bir arena..!
Dersen bana peki bunca olumsuzluğuna rağmen neden devam ediyorsun instagramda fotoğraf paylaşmaya?
İşte onun ikilemleri ile mücadele ediyorum,bir an geliyor hesabımı kapatayım diyorum bir an da aman boşver paylaş gitsin fotoğraflarını diyor ve artık asla bloğum için de beklenti içine girmiyorum.

İnşaAllah ilerleyen günler de instagram komple kapanır biter gider tıpkı google plus gibi ki google plus bana göre gayet iyi bir sosyal paylaşım mecrasıydı.
Bir de orayı beğenmiyorduk,gidince kıymetini anladık...

Ve gelelim bugünün tarifine,geçen mantar çanağında tavuk sote yapmıştım bir önce ki postta tarifini paylaştım.
Bir kase kadar mantarlı tavuk sote artınca yarım paket kuskus makarna ile değerlendirdim.
Sonuç enfes bir lezzet çıktı ortaya ki bizde makarna asla öyle rağbet görmez iken anında sofrada yendi bitti yanında da buz gibi ev yapımı vişne suyu ile..
Malzemeler:
Yarım paket kuskus makarna
1 Yemek kaşığı tereyağ+1 yemek kaşığı fındık yağı
1 Orta boy kuru soğan
1 Çay kaşığı toz şeker
1 Çay kaşığı tuz
1 Çorba kase dolusu mantarlı tavuk sote "pişmiş"
Tarif:
Hazır pişmiş olan mantarlı tavuk soteye ilave olarak bir adet orta boy kuru soğanı kuskus makarnayı pişirip beraber tavuklu harç ile birleştireceğimiz tencereye alalım ki işlem sonrası fazla bulaşık işi çıkmasın bize:)
Kuru soğanı piyazlık doğrayıp tencereye alıp erittiğimiz yağlara ilave edip birer çay kaşığı toz şeker ve tuz ile beraber kısık ateşte karamelize olana kadar soteleyelim.
Arada alt üst edip karıştırmayı unutmayalım.

Bir başka tencerede suyu kaynatıp kaynar suya tuz ve bir yemek kaşığı sıvı yağ ilave edelim.

İçine kuskus makarnaları aman aman sakın ha azami dikkat ile usulca atalım.
Ben birden attım ve anında makarnaların suyu ocağa taştı.
Temizledim tekrardan ateşin altını biraz kısmayı unuttum yeniden taştı.
Bir daha sildim ocağı ve bu defa akıllandım ki bir daha taşırmadan pişirmeyi başardım:)

Kuskus makarnalar pişene kadar arada karıştırarak haşlamaya devam edelim.

Aldente "yarı diri" kıvama geldiğinde süzgülü kepçe ile hafif sulu kalacak şekilde tavuklu sotenin olduğu tencereye aktaralım kuskus makarnaları.
Gerekirse kalan makarna suyundan bir iki servis kaşığı kadar suyunu çektikçe ilave ederek berabere pişirmeye devam edelim.

İstediğimiz yumuşaklıkta ki kıvamı yakaladığımızda ocağın altını kapatalım.
Yanın da soğuk ayran vişne suyu, vs diğer meyve suları eşliğinde sıcak olarak servise sunalım.Afiyetle..
Sevgilerimle..






Merhabalar..
Uzun zamandır sosyal medyayı ıskaladım bundan bloğumda az biraz nasibini aldı.
Bir önce ki paylaşıma baktım aradan nasıl da uzun zaman geçmiş bu zaman kavramı tabii bana göre uzun.!
Oysa arşivim yayınlanıp gün ışığına çıkmayı sizler ile buluşmayı bekleyen tarifler ile dopdolu.

Umarım bundan sonra yine yeniden eski heyecanımla kaldığım yerden devam ederim bloğumda tarif paylaşımlarıma.

Bu arada ara verdiğim instagrama da belki dönüş yaparım.
Her ne kadar sahtekar sayfa sahipleri ve onların çevirdikleri dolaplardan dolayı oraları sevmeyip soğusam da.!

Yine de bu kadar yozluğun içinde var olan ve benim onları takip etmekten keyif aldığım dürüst haysiyetli kaliteli sayfaların hatırına dönmeliyim sanırım..

Oysa bloğa hiç bir getirisi olmayan bir sosyal medya platformu instagram.
Üç kağıtçılığın kendi içinde bünyesinde prim yaptığı suni oluşumların malum kişilerden"hani al gülüm ver gülüm politikaları" ile rağbet gördüğü sevimsiz itici bir yer..!
Neden bu kadar tutuldu anladık anlamasına da hadi işin o derin mevzulu kısımları bize kalsın..! 
Oysa açıklaması çok kolay da,o açıklaması da bende kalsın.

Söyleyeceğim tek bir cümle bir başkalarına iki fazladan beğeni almak için türlü entrikalar çevirip gelene ağam gidene paşam demeler aşar bizi gülüm hem de fazlası ile aşar.
Bizler anamızdan bizler babamızdan dürüstlük ilkeleri alarak büyüdük yol aldık şu ömür denen hayat denen çetrefilli yolda çok şükür bin şükür..

Biz biz olalım az olalım ama hep olalım tertemiz olalım.


Malzemeler:
500 Gr sardalya
Taze soğanla kavrulmuş ıspanak "yeterince"
1 Adet yumurta
1 Kase panko veya "galeta unu"
1 Kase buğday unu
Tuz
 Kızartma yağı


Tarif:
Sardalyaların kafalarını ve kuyruklarını keskin bıçakla kesip atalım.
İç organlarını ayıklayıp yıkayalım ve süzgeçe alalım.
Orta kılçıklarını balıkları zedelemeden çıkartalım.

Balık çok taze olursa o orta kılçıklar çıkmamakta inat eder tıpkı benim sardalyaların inadı gibi:)
Balığa zarar vermemek adına zorlamayalım.
Balıklı menümüzü yapmayı ertesi güne bırakalım.

Göreceğiz ki ertesi günü o inatlarından eser dahi kalmayıp daha kolay çıkıyor orta kılçıklar:)
Niye bunları yazdım çünkü bayağı bir inat yapmıştım o an o dün o kılçıklara karşı ama yenilen ben oldum.
Ondan dolayıdır yazışlarım:)

Ve nihayet bir nevi sardalya kuşu da diyeceğimiz kolay tarif geldi geliyor aşağıda:)

Temizlenip ayıklanan fileto sardalyaları hafif tuzlayıp kenara alalım.
Ispanakları bildiğimiz klasik usulde ayıklayıp doğrayıp ince doğranmış taze soğanla yarı diri kıvamda soteleyelim.
Tuzunu ve karabiberini katıp harmanlayalım.
Ilınması için kenara alalım.

Bir kaseye yumurta kırıp çırpalım diğer bir kaseye panko veya galeta unu koyup hazırlayalım.
Bir üçüncü kaseye de buğday unu koyalım.

Elimize aldığımız tek bir fileto sardalyayı kelebek şekli açalım,üzerine kavrulmuş ıspanağı yeterince koyup yayalım.
Diğer ikinci fileto sardalyayı yeşilliğin üzerine kelebek şekli ile kapatıp hafif elimizle bastıralım.
Bütün sardalyalar bitene kadar bu işlemi yapalım.

Sardalya kuşlarını teker teker önce buğday ununa sonra çırpılmış yumurtaya ve son olarak panko kırıntılarına bulayıp tepsiye sıralayalım hepsini.
Bol kızgın derin yağda nar gibi olana kadar kızartalım ve kızaran sardalya kuşlarını  kağıt havlu üzerine alalım.
Bol yeşil salata eşliğinde sıcak olarak servise sunalım.Afiyetle..
Sevgilerimle..



















Merhabalar..
Yağmurlu fırtınalı Görele'den sevgiler sevgiler..
Burada Görele'de günler yukarı köy aşağı merkez çarşı gidiş gelişleri ile çok huzurlu,çok güzel geçiyor.

Ahh o köylerin yemyeşil doğası yok mu işte buraların her bir yanı ömre bedel çok güzel günler bu günler.
Bol balıklı çok salatalı kış mevsiminin bonusları her biri.

Çarşıda balıkçı tezgahları gümüş parıltısında balık yığınları ile nasıl da ışıl ışıl parlıyorlar.
Rekor hamside bol miktarda her yerde her tavada ve her sofrada.
Herkeslerin elinde balık poşetleri dolayısıyla evlerden dışarılara sızan misler gibi pişen balık kokuları.

Gel de alma hamsiyi kilosu beş lira olunca tuzlaması yapılmaz mı yapılır tabii ki ve yaptım da.
Ertesi günü kilosu 8 liraya çıktı bugün yine 5 lira hamsi piyasası döviz piyasası gibi.

Dün de tanıdıklar ile çarşıdan balıkları alıp fındık evine gittik.
Aralık ayında bahçe de hamsi ızgara ve bol salata eşliğinde taş fırın ekmeği ve çok çok bir sürü fotoğraf çekimleri ile harika geçen günlerden bir gün oldu.
Sanırım İstanbul dönüşü çektiğim fotoğrafları instagramda paylaşırım..

Aslında bir yandan da düşünülesi bir durum ki bu mevsim de dışarıda üstelik kazak ile oturmak ve hiç üşümemek nasıl da doğanın kurallarına aykırı.
Oysa bizlerin üzülmesi gerekirken nasıl da hoşumuza gidiyor mevsim dışı anormal hava koşulları.

Sözün kısası seviyorum böylesi sakin huzurlu adeta inzivaya çekilmiş gibi sade hayatı.
İmkanımız olsa asla İstanbul'da yaşamam benim mekanım buralar yahu.
Bol uzun yürüyüşler sahil boyunca her gün aksatmadan yapılıyor. Yoruluncaya değin yürümek lazım..!
Aşağıda ki tarifim yine arşivden.
Malzemeler:
3 Kg kırmızı kapya biber
1 Kg domates
Tuz
Tarif:
Önceden kavanozları ve kapakları kaynar su ile kısa süre kaynatıp steril edelim.
Ardından temiz mutfak havlusu ile kurulayalım.

Domates ve kapya biberleri yıkayıp süzdürelim.
Domatesin kabuklarını "vitamin açısından"soymadan sadece baş kısımda ki o sert kısımları kesip çıkartıp atalım.
Kapya biberleri yıkayıp saplarını kesip tohumlarını çıkartıp atalım.

Hepsini karışık olarak hafif irice doğrayıp derin ve büyük tencereye alalım.
Orta ısılı ateşte malzemeler yumuşayana kadar pişirelim ve sonrası kabuklarının çıkması için ilistirden geçirelim.
Tekrardan orta ısılı ateşe alıp dibinin tutmaması için sık sık tahta kaşıkla karıştırarak pişmeye bırakalım.

Tuzunu kontrol ederek damak tadımıza göre tuzunu katalım.
Malzemeler yarıya inip kıvam alıp koyulaşıncaya kadar pişirmeye devam edelim.
Karışık salçayı sıcak kaynar halde iken daha önceden kaynatıp steril ettiğimiz kavanozlara iki parmak aşağıda kalacak şekilde dökelim.

Kapaklarını üç kere sağa son bir kere sola çevirerek iyice vakumlanmasını sağlayıp sıkıca kapatalım.

Düz bir yere mutfak havlusu serip kavanozları ters yüz ederek sıralayarak koyalım.
Kapaklar dışa bombelenmeyip dışına da sızdırma yapmadığından emin olalım.
Üzerlerini kalın havlu ile örtüp çok sıkı vakumlanmasını temin edelim.
24 saat beklemeden sonra ışık görmeyen dolap içine kaldıralım.

Tuz miktarı fazla olursa uzun süre dayanıklı olur salçamız.
Pişerken etrafa çok fazla sıçramalar olduğu için mutlaka tahta kaşık kullanmaya özen gösterelim ki bu sıçramalar en aza insin.Afiyetle..
İçine ceviz içi ve baharatlar katarak kızarmış ekmek üzeri yemesi ayrıca müthiş lezzetli oluyor.
Benden duymuş olmayın ama ahh ahh fazlaca çok ekmekte yediriyor bu arada..
Sevgilerimle..