Vişnap

Merhabalar..
Bir önce ki ramazandan bu yıl ki ramazan ayına erdik.
Rabb'ime binlerce şükürler olsun ve tekrarlarını görmeyi yaşamayı nasip etsin.
"AMİN AMİN AMİN"

Tüm MÜSLÜMAN aleminin Ramazan'ı Şerif'i hayırlı olsun.
Bolluk bereket barış getirsin on bir ayın sultanı Ramazan ayı..

Bugünün tarifi aşağıda yazdığım kıymalı mantar dolması..
Malzemeler:
Yarım kg irilerinden kestane mantarı
1 Yemek kaşığı fındık yağı+bir yemek kaşığı tereyağ "eritilmiş"
100-150 Gr kıyma
1 Adet küçük boy kuru soğan
1 Adet yeşil sivri biber
1 Adet küçük boy domates
1'er Çay kaşığı tuz,karabiber,kırmızı toz biber 
Kaşar peynir rendesi "üzeri için"
Tarif:
Kuru soğanı ince yemeklik doğrayıp bir yemek kaşığı+bir yemek kaşığı fındık yağ ile soteleyelim.
İnce doğradığımız yeşil sivri biberi katıp sotelemeye devam edelim.
Kıymasını ilave edip renk değiştirene kadar kavuralım.
İnce doğradığımız domatesi katıp pişirmeye devam edelim.
Baharatlarını ve tuzunu ilave edip karıştıralım.
Kenara alalım ılınsın.

Bu esna da kestane mantarların dış kabuklarını soyup saplarını çıkaralım.
Mantarların tüm dış yüzeyini erittiğimiz tereyağ ile yağlayalım.
Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine yerleştirip yaklaşık 180 derece ısılı sıcak fırında yarı ön pişirme yapalım.

Dışarı aldığımız her bir mantar çanağına hazırladığımız kıymalı harç ile tepeleme olarak dolduralım.

Üzerlerine kaşar peynir rendesi serpip üzerlerine azar miktarda kırmızı toz biber serpelim ve tekrardan fırına atalım.
Kaşar peynirler eriyene kadar fırında tutup tam pişme sağlayalım.
Pişme sonunda kıymalı mantar dolmalarını sıcak olarak servise sunalım.AFİYETLE..
İsteğe göre fırına verdiğimiz kıymalı mantar dolmalarına salçalı su ilavesi de yapılır.
Ben mantarın suyla temasını tercih etmediğimden salçalı su vs kullanmıyorum..
Sevgilerimle..







Selamlar.
Bugün giriş yazıma merhabalar yerine selamlar yazarak başladım.
Akabinde neden böyle bir şey yaptım diye kısa bir düşünce geçti aklımdan.
Sanırım sıkıldım bazı oluşumlardan değişiklik ufakta olsa bir yerlerden başlamak istedim.
Evet evet bahar geldi ardından sıcak yaz günleri ve iyidir mevsim değişiklerine bizlerin de uyum sağlaması.

Dün geceden kuru bakla ıslattım fava yapmaktı niyetim,son an vazgeçtim onları ezmeden blendırdan geçirmeden az pişirerek taneli yaptım.
Bak bu da değişik oldu ve güzel de oldu.

Dünyanın en kolay yemeği biri fava diğeri de zeytinyağlı pırasa.
Her ikisini de çok severim bol limonlu sızma zeytinyağlı buz gibi nasıl lezzetli oluyorlar.
Hele pişirenin eli de lezzetliyse.O kendini biliyor..!
Malzemeler:
300 Gr kuru iç bakla
2 Adet orta boy kuru soğan
1 Çay bardağı sızma zeytinyağ
1 Tatlı kaşığı un
1 Tatlı kaşığı toz şeker
1 Kahve kaşığı tuz
Su
Dereotu,Taze Limon Suyu"üzeri için"

Tarif:
Kuru iç baklaları geceden bol soğuk su ile ıslatalım.
Ertesi günü yıkayıp süzgece alalım.
Kuşaneye ince yemeklik doğradığımız kuru soğanları,süzgeçte ki kuru iç baklaları alalım.
Pişerken aromasını vermesi için bir iki tutam da dereotu katalım.
Üzerine toz şeker ve tuz ilave edelim.
Bir çay bardağı sızma zeytinyağını katalım.
Karıştıralım ve üzerlerini bir iki parmak geçecek kadar soğuk su ilave edelim.
Orta ısılı ateşe alalım bir iki taşım kaynatalım.
Ateşin altını kısığa getirip kuru iç baklalar dağılmadan pişmeye yakın hafif diri kalacak kıvama kadar pişirelim.

Kendi tenceresinde bir gün süre ile iyice dinlendirelim.

Sonrası servis tabağına al buz gibi üzerine incecik kıydığın dereotu,az sızma zeytinyağ ve sevdiğin miktar taze limon suyu ve çatalı eline al artık:) Afiyetle..








Merhabalar..
İç malzemeleri içine koyup dolgulu kurabiyeler yapacaktım niyet oydu icraat aşağıda ki gibi oldu..!

Ondan dolayı iç malzemeleri ayrı pişirmiş oldum.
Bilmem böylesin de gerek var mı ya da pişen iç malzeme mi onlara bu lezzeti verdi onu da bilemiyorum.
Bildiğim enfes bir lezzet olduğu.

Olay kısaca şöyle gelişti tam bunları yapıyorum telefon aniden geliyoruz diyen misafirler..!
Eee tabii işi en kısa yoldan bitirmek lazım tek tek kim uğraşacak kurabiyeleriydi içiydi dolgusuydu.?

Hepsini kat katıştır karıştır yuvarla kısa yoldan işi kotar deyip yapılan kurabiyeler oldular.
Tarif istediler verdim bildiğimiz klasik kurabiye tarifi.
Malzemeler:
150 Gr yumuşak tereyağ veya "margarin"
1 Ufak çay bardağı fındık yağı
Yarım çay bardağı yoğurt
1 Yemek kaşığı sirke
1,5 Çay bardağı nişasta
1,5 Çay bardağı pudra şekeri
Yarım paket kabartma tozu
Aldığı kadar un

7-8 Adet orta boy hurma
Yarım çay bardağı su
1 Çay bardağı bıçakla kıyılmış bitter çikolata
1 Yemek kaşığı toz şeker
1 Tatlı kaşığı tereyağı
1 Çay bardağı ince kıyılmış fındık
Tarif:
Hurmaları bıçakla çok ince kesip kıyalım.
Ufak sahana alıp üzerine bir tatlı kaşığı tereyağ,yarım çay bardağı su ve bir yemek kaşığı toz şeker ilave edip karışım suyunu çekene kadar orta kısık ateşte pişirelim.

Soğuduktan sonra karışımın içine ince kıyılmış bitter çikolata ve ince kıyılmış fındıkları ilave edelim.
Hepsini kaşık ile karıştırıp kenara alalım.

Hamuru yoğurmak için derince kaba hamur malzemelerini"tereyağ,fındık yağı,yoğurt,sirke,nişasta ve pudra şekerini alalım.
Kontrollü olarak ununu ve kabartma tozunu katıp elimizle yoğurmaya başlayalım.

Hamurun kıvamı ele yapışmayacak yumuşaklığa geldiğinde pişirip soğuttuğumuz hurmalı fındıklı çikolatalı malzemeyi kademe kademe hamura ilave edip bir yandan da yoğurmaya devam edelim.
Bu aşamada tekrardan un gerekeceği için çok az az un ilave edip yoğuralım.
Malzemeleri tamamen hamura yedirdikten sonra elimize yapışmayan yumuşaklık elde ettiğimiz hamuru yarım saat civarı dinlenmesi için kenara alalım.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim,dinlenen hamurdan fındıktan büyük cevizden küçük parçalar koparıp elimizle yuvarlayıp tepsiye sıralayalım.
Üzerlerine elma soyacağı veya şişe kapağı ile ortalarına bastırarak şekil verelim.
Ön ısıtma yaptığımız 180-190 derece ısılı sıcak fırına atıp altlardan kontrol edelim.
Hafif pembeleşene kadar pişirelim.Afiyetle..
Sevgiler..








Merhabalar..
Tereddütlerim vardı poğaçanın içine hindistan cevizi katarken.
Paketin yarısını mı tamamını katsam derken aman kat hepsini gitsin olursa olur olmazsa olmaz.
Dedim ve olduğu gibi 50 gr lık paketi kattım içine yoğurdum şekil verdim üzerlerine de serptim hindistan cevizi rendesi.
Oldu olacak tam olsun değil mi:)

Ahhh onlar fırında pişiyor ben burada heyecan merak ikide bir fırının başına gitmeler sonuç ne olacak demeler.
Niyeyse neyini merak ederim ki bilemedim işte..!

Ve muhteşem sonuç tek kelime ile "HİNDİSTAN CEVİZLİ POĞAÇALAR"ım harika ötesi oldu..
Mutlaka yapmanızı pişirip yemenizi tavsiye ederim.
Kim yediyse hemen tarifini istedi.
Oysa tarifi hepimizin bildiği klasik poğaça tarifi ama ahh o hindistan cevizi yok mu o nasılda etken ana malzemesi oldu poğaçanın.
Hatta yetmedi yetinmedi adını da verdi kırk yıllık poğaçaya.
Neymiş efendim "Hindistan Cevizli Poğaça"ymış..!
Ve geçelim artık aşağıda ki tarife...
Malzemeler:
1 Adet yumurta "akı içine sarısı üzerine"
1 Çay bardağı fındık yağı
1 Çay bardağı süt
2 Yemek kaşığı sirke
1 Paket krema "200 ml"
1 Tatlı kaşığı tuz
Çay kaşığı uçu muskat rendesi
1 Paket kabartma tozu
1 Çorba kase dolusu tereyağlı sütlü patates püresi
1 Ufak su bardağı eski kaşar peynir rendesi
 1 Ufak su bardağı tulum peynir rendesi
1 Paket hindistan cevizi "50 gr"
Aldığı kadar un "yumuşak kıvamda"
Tarif:
Karıştırma kabına fındık yağı,süt,krema,sirke ve yumurta akını alalım.
Tuzunu,kabartma tozunu ve bir fiske muskat rendesini ilave edelim.
Hepsini kaşık yardımı ile karıştırıp homojen hale getirelim.

Üzerine yumuşak kıvamlı tereyağlı sütlü patates püresini ilave edelim.
Eski kaşar peynir rendesi ve tulum peynir rendesini ilave edip bir paket hindistan cevizi rendesini de katalım hamura.
Tekrardan kaşık ile karıştıralım ve kontrollü olarak ununu ilave edip kaşığı bırakıp bir yandan elimizle yoğurmaya başlayalım.

Hamurun kıvamı oldukça yumuşak olup ele yapışmayacak kıvama geldiğinde un ilave etmeyi keselim.

Acelemiz yoksa üzerini örtüp yarım saat civarı dinlendirelim.
Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim.
Dinlenen hamurdan ufak mandalina ebatında parçalar koparıp yarım ay şeklinde poğaçalar yapıp fırın tepsisine çok hafif aralıklar ile sıralayalım.

Üzerlerine yumurta sarısı sürüp hindistan cevizi rendesi serpelim.
Ön ısıtma yaptığımız 190 derece ısılı sıcak fırına atalım.
Alt üst nar gibi kızarana kadar takribi 30-35 dakika pişmeye bırakalım.
Çay eşliğinde sıcak olarak servise sunalım.Afiyetle..
Sevgilerimle..












Merhabalar..
Palamut mevsiminde bol ve fiyat olarakta uygun ise ve de eğer bir engelim işim yoksa nasip olduğu sürece lakerda yapmaya gayret gösteriyorum.
Oldukça zorlu zahmetli bir iş aslında lakin yazın balıksız sezonda sofralarımızı şenlendirmesi ayrı bir güzellik biz balık severler için.

Bu balık sezonunda palamut vardı da geçen sezon gibi bol ve de fiyat olarak uygun değildi maalesef.
Olanı da çok kısa sürede kaçtı gittiler denizlerimizden diğer yabancı denizlere doğru.!

Allah'tan elimi çabuk tutup yaptım.
Hani az daha bollaşsın ucuzlasın diye bekleyişlere girseydim hayal olurdu lakerda sevdam.

Dediğim gibi az da olsa mevsiminde yine yeniden bir kasadan
"10 adet palamut"yaptım lakerdalarımı.

Hazır araba ile giden de vardı Görele'ye fırsatı kaçırmadım bir kavanozunu da oraya yolladım.
Yazın gidildiğinde akşam üzerleri denize karşı manzara ve sıcacık sohbetler eşliğinde yemelere doyum olmaz..
Yeter ki Rabb'im nasip etsin.

Palamut Lakerda Yapımı: visnap 2016/10/lakerda-yapm-palamut
Malzemeler:
3-4 Adet takoz lakerda
1 Çay bardağı sızma zeytinyağ
1/2 Yarım limon suyu
Tane karabiber
Dereotu
Kırmızı soğan
Sirke
Tarif:
Lakerda takozlarını kavanozdan alıp su dolu kaba koyup yarım saat süre ile bekletelim.
Bu işlemi takoz lakerdaların tuzunun iyice gitmesi için sık aralıklar ile defalarca "dört beş kere yeterli oluyor"yapalım.
Arada suya sirke katıp bekletelim.
Son suyuna sirke katmadan tekrardan su da bekletelim.
Süre sonunda sudan alıp süzdürelim.
Kesme tahtası üzerinde keskin bir et veya balık bıçağı ile derilerini ve orta kemik kılçıklarını çıkartalım.

Deri ve kılçıktan temizlediğimiz lakerdaları dilimleyip servis tabağına alalım.
Üzerlerine çırpmış olduğumuz sızma zeytinyağlı taze limon suyunu bol bol gezdirelim."yağına ekmek banmak çok nefis oluyor"
Bir kaç adet bütün olarak tane karabiber serpelim ve üzerlerine bir iki çevirim taze olarak karabiber çekelim.
Kırmızı soğanı dilimler halinde ilave edip dereotu eşliğinde servise sunalım.AFİYETLE..
Sevgilerimle..







Merhabalar.
Yazıma bugün aşağıda bir kaç satırla iç döküş olarak başlayacağım.

Zira bana bizlere içsel olarak çöküş yaşatıyorlar.
Öyle bir an geliyor ki bloğumu komple kapatıp hatta sosyal medya hesaplarıma kadar kapatıp gitmek yok olmak kalsın meydan hırsızlara talancılara diyesim geliyor.

Kötülere faydası olacak mı?
Tabii ki o zalimlere o hırsızlara faydası olmayacak.!
Onların gözlerini pis hırsları kaplamış doğruluğa dürüstlüğe lal olmuş duyguları fikirleri..!
Bana ise tek bir faydası olacak dedim ya iç döküş iç ferahlığı,başka da somutluk yok..
Gönül ister olsun ama maalesef Türk toplumunda yozluk kolaycılık öyle bir boyuta geldi ki şaşırıyor ve hayretle izliyorum olan biten olumsuzlukları,talanları kendine ait olmayana cebren sahip olmaları.

Ve her zaman Aziz Nesin'in cümlesi geliyor aklıma ister istemez.
"Türk Milletinin %60 salaktır"
Ne kadar doğru bir cümle ama bana göre eksik kalmış cümlesi ben de kendi düşüncemi katıyorum %6o  salak cümlesine ilaveten
Türk Milletinin çoğunluğa yakın kısmı da "İçinde Allah Korkusu Olmayan Hırsız,Kolaycı ve de Tembel"

Bu dediğim kesim üretmeyip bedavadan tüketen,haram helal değerlerini dünya nimetlerin cazipliği karşısında şaşırıp yozlukta zıvanadan çıkıp ahiret denilen en gerçek dünyayı hiçe sayıp içlerinde bir nebze Allah korkusu olmayan terbiyesiz kesim..
Ben onlara o içleri katran karası ziftleşmiş zavallılara tek bir söz söylüyorum "ÇOK ZALİMSİNİZ"

Şu yalan dünyada bizleri görmezden gelip engelliyorsunuz ya engelleyin  engelleyebildiğiniz kadar kaçın kaçabildiğiniz kadar gerçeklerden.
Tek tesellim gerçek dünyada ahirette hesap zamanı  Rabb'im tarafından siz zalimlerin cennete girişinizin engelleneceği.!
"Kul Hakkı Çok Büyük Günah"Rabb'im bu en büyük günahtan biz aciz kullarını korusun esirgesin.


Bu yazımın nedeni elbet zülfiyareme dokunanlar oluyor her zaman.
Ve çok üzüldüğümden dolayı dayanamayıp iç döküş diyelim.
O kul hakkı bilmez zalimleri de her zaman ki gibi yüce Rabb'ime havale ettim.
Sebep olanları da  bir ara yazarım.

Şimdi gelelim aşağıda ki nefis tahinli fındıklı fıstıklı kek tarifine.
Malzemeler:
3 Adet yumurta
1,5 Su bardağı toz şeker "bardak ölçüsü 200 ml"
1 Su bardağı yoğurt
1 Su bardağı fındık yağı veya "ayçicek yağı"
1 Ufak su bardağı tahin 
1 Su bardağı yer fıstık+fındık kırığı "pirinç kıyım"
2-2,5 Su bardağı un
1 Paket kabartma tozu
1 Çay kaşığı karbonat "silme"
1 Tatlı kaşığı taze limon suyu

Tarif:
Yumurtaları ve toz şekeri karıştırma kabına alıp şeker eriyene kadar çatal veya çırpıcı ile iyice çırpalım.
Yoğurt,ayçicek yağı ve tahini ilave edip karışım homojen olana kadar çırpmaya devam edelim.

Kontrollü olarak ve eleyerek ununu,kabartma tozunu,karbonatı katıp bir tatlı kaşığı limon suyunu kabartma tozu ve karbonatın üzerine gelecek şekilde ilave edelim.
Bu aşama da spatula yardımı ile alttan üste doğru unu kabartma tozunu harça yedirelim.
Kek harçı kıvamı akışkan koyu boza kıvamında olacak.
İnce kıyılmış fındık yer fıstığı karışımını kek hamuruna katıp karıştıralım.

Kek kalıbını margarin veya tereyağ ile yağlayıp un serpelim.
Fazla unu kalıbı ters yüz yaparak silkeleyelim.

Fırını 180 derece ısıya ayarlayıp kek harçını kek kalıbının içine dökelim.
Tezgaha hafifçe vurup hava kabarcıklarının çıkmasını ve düzgün kabarmasını temin etmiş olalım.
Sıcak fırına atıp kek kabarana kadar 180 derece ısıda pişirmeye bırakalım.Gerekirse fırın ısısını 170 derece ısıya düşürüp pişirmeye devam edelim.
Bu zaman diliminde 25-30 dakika içinde asla fırın kapağını açmayalım.
Kabarıp kalıbın kenarlarından ayrılmaya başlayan kekin orta kısmına çöp şiş batırarak  çöp şiş temiz çıkınca keki fırından alalım.
İlk sıcağı çıkana kadar nihale üzerinde beklettiğimiz keki kalıbından çıkarıp servis tabağına alıp çay eşliğinde servise sunalım.AFİYETLE...



Merhabalar..
Dün gece tv açayım dedim ne yaptıysam nasıl başardıysam televizyonu kilitledim ki zaar bir türlü açamadım.
Uğraştım inat yaptım yok olmadı bir türlü olmadı hatta daha da karıştırdım menüsünü kanallarını sonunda pes ettim.

Kalktım mutfağa gittim karnım açıkmıştı akşam yemeği sonrası ne yesem diye sağa sola bakınırken kuru fasulyeleri gördüm.
Hemen aklıma uzun zamandır piyaz yapmadığım geldi ve hemen bir miktar ayıklayıp soğuk su ile ıslattım.

Severim piyazı bilhassa ciğer ve köfte yanına çok yakışıyor..
Ben de her ikisi de yoktu.
Bu akşam yemeğinde piyazın eşlik edeceği lezzet bizde balık..

Bana göre kuru fasulye piyazında sadece taze soğan kuru soğan ve maydanoz olur diye düşündüğümden dolayı asla domates salatalık biber vs koymam.
Haşlanmış yumurtayı ise arada severim ve önceden koymayıp servis zamanı ince dilimler halinde kesip üzerine ilave ederim.

Şayet domates,biber salatlık vs ilave edersem o piyaz değil kuru fasulye salatası olur..!
visnap kuru-fasulye-salatas.

Sirke mi,limon mu derseniz ben tercihimi sirkeden yana kullanıyorum.
Limon seven limonlu sos yapabilir.


Malzemeler:
250-300 Gr kuru fasulye
2 Adet orta boy kırmızı kuru soğan
4-5 Dal taze soğan
Yarım demet maydanoz
1 Çay bardağı sızma zeytinyağ
Yarım ufak çay bardağı üzüm sirkesi
1 Tatlı kaşığı tuz
Tarif:
Kuru fasulyeleri akşamdan ayıklayıp yıkayıp bol soğuk su ile ıslatalım.

Ertesi günü suyunu süzüp tekrardan üzerini geçecek kadar soğuk su ilavesi ile yumuşayana kadar haşlayalım.
İstediğimiz yumuşaklıkta olmaz ve de suyunu da çekmişse üzerine sıcak su ilave edip iyice yumuşayana kadar pişirmeye devam edelim.
Piştikten sonra süzgece alıp iyice süzülmelerini sağlayalım.

"Ben  çok acelem yoksa ve mecbur kalmadıkça pek düdüklü tencere kullanmıyorum."

Süzülen kuru fasulyeleri fazla soğutmadan hemen bir sos kasesinde hazırladığımız sızma zeytinyağlı sirkeli sos ile soslayalım.

Diğer yanda maydanozu taze soğanı yıkayıp kurulayıp incecik kıyalım.
Kırmızı kuru soğanları ince piyazlık doğrayıp yeşilliklere ilave edip harmanlayalım.

Sosladığımız kuru fasulyeler iyice soğuduktan sonra derin kaseye alalım.
İncecik kıydığımız taze soğan,kırmızı soğan,maydanozları ve tuzunu ilave edip alt üst ederek harmanlayıp karıştıralım.

Zamanımız varsa bir iki saat bekletelim,vaktimiz yoksa hemen servis tabağına alıp servise sunalım.Afiyetle..
Sevgilerimle..




Merhabalar..
Benim en çok sevdiğim sebzelerden biridir yer elması her türünü severim tek çiğ olarak yemesini ise sevmedim sevemedim.!
Ve bilhassa zeytinyağlısına ne kadar dereotu deseler de illa ki kuru naneyi çok yakıştırır ve de tercih ederim.
Adeta lezzetine lezzet  katıyor.

Daha öncesi yer elması denemeyip pişirmediyseniz sezonu geçmeden alın yapın pişirin ve yiyin derim.
Sanırım bir engel çıkmazsa bu hafta da semt pazarından yine yer elması alıp salatasını ve çorbasını yapmayı düşünüyorum.
Nasip kısmet artık.
Malzemeler:
Yarım kg yer elması
1 Su bardağı bezelye "dondurulmuş"
10-12 Adet arpacık "sıska"soğan
1 Adet küçük boy havuç
1 Ufak çay bardağı sızma zeytinyağ
Tuz,toz şeker "1'er kahve kaşığı"
1 Tatlı kaşığı pirinç "adet yerini bulsun":)
Kuru nane "üzeri için"
Tarif:
Yer elmaları çabuk piştiği için dondurulmuş bezelyeleri önden yarı diri kıvamda haşlayıp süzgeçe alalım.

Havuçların kabuklarını soyalım ve kibrit çöpü formatında doğrayalım.
Sıska"arpacık"soğanların kabuklarını soyalım.
Yer elmaların kabuklarını soyup küçüklerini bütün bırakıp büyüklerini ikiye bölelim.
Limonlu suya koyalım kararmamaları için.

Yayvan tencereye sızma zeytinyağını alalım.
Üzerine kibrit çöpü havuçları ve arpacık soğanları alıp birer kahve kaşığı toz şeker ve tuz ilave edip sotelemeye başlayalım.
Yarı diri kıvamda iken limonlu sudan yer elmalarını alıp süzerek ilave edelim.
Beraber bir iki çevirip soteleyelim.
Süzgeçte ki bezelyeleri de ilave edip üzerlerini bir parmak geçecek kadar sıcak su ilave edelim.
Tencerenin ağzı kapalı olarak kaşık vurup karıştırmadan arada tencereyi hafif sallayarak kısık ateşte suyunu çekip yağına kalana kadar pişmeye bırakalım.

Çatal batırarak pişip pişmediğini kontrol edelim.
Çatal batınca ateşin altını kapatıp kendi tenceresinde iyice soğumasını bekleyip dinlendirelim.
Daha sonrası borcama alıp acelemiz yoksa aradan bir gün geçtikten sonra üzerine yeteri kadar kuru nane serperek soğuk olarak servise sunalım.Afiyetle.

Sevgilerimle..






Merhabalar..
Aşağıda ki el açması gül böreklerini dün yaptım.
Evde tektim yapacak ekstra bir işim de yoktu.
Üstelik öyle güzel karlar yağıyordu ki bir süre cam önünde kanepede oturup kar yağışını seyrettim dolayısı ile gün uygundu el açması börek yapmak için.
Hemen kalkıp hamuru yoğurdum akşam karanlığına kalmadan yetiştirmem lazımdı.
Hayalimde cam önünde demli çay ile börekleri sıcacık yemek nasıl güzel olacaktı yetişmesi lazımdı yetişti ve hayalim gerçek oldu.
Keşke bütün hayaller böylesi ulaşılır olsa..!

Bak bugün kar yağışı azaldı tutan yerler ise erimelere başladı bile..
Nerede çocukluğumun uzun süren kış mevsimleri çok yağan karları kaydığımız kızaklar cümbür cemaat gece yarılarına kadar sokaklarda kar topu oynamalar,üşümeler kızakları yokuş yukarı taşımanın sıkıcılığı yoruculuğu.
Bak kaldı mı bunlar hayır bitti her güzel şey gibi.
Sadece bir iki gün yağsam mı yağmasam mı diyen kar bile bizleri sevmez oldu..!

Ve El Açması Kıymalı Gül Börek Tarifi:
Malzemeler:
3-3,5 Su bardağı un
1-1,5 Su bardağı ılık su "kontrollü"
2 Yemek kaşığı sirke
1 Tatlı kaşığı tuz
Çay kaşığı uçu ile toz şeker "bir fiske"opsiyonel

Bezelerin Arasına Sürmek İçin Malzemeler:
125-150 Gr tereyağ veya "margarin"
1 Ufak su bardağı fındık yağı veya "sıvı yağ"

İç Harç Malzemeleri:
1 Yemek kaşığı tereyağ
3 Adet orta boy kuru soğan
2 Adet yeşil sivri biber
350 Gr dana kıyma
1 Adet orta boy domates
1 Tatlı kaşığı tuz
1 Tatlı kaşığı kırmızı pul biber
1 Kahve kaşığı karabiber
Tarif:
Hamuru yoğurmak için karıştırma kabına unun bir kısmını eleyerek ilave edelim.
Tuzunu ve bir fiske toz şekerini ilave edip harmanlayalım.

Ortasını havuzlaştıralım buraya sirkeyi katalım ve ılık suyu kontrollü olarak ilave edip yoğurmaya başlayalım.
Kalan unu da kontrollü olarak ilave edip yoğurmaya devam edelim.
Gerektikçe un ilave ederek yoğurmaya devam edelim.
Hamur pürüzsüz olup elimizi bırakana kadar yaklaşık 10 dakika civarı yoğuralım.
Üzerini örtüp yarım saat dinlenmesi için kenara alalım.

Bu aşama da iç harçı için tencereye tereyağını alıp yemeklik ince doğradığımız kuru soğanları ve ince kıydığımız yeşil sivri biberleri sotelemeye başlayalım.
Karamelize olduğunda kıymasını katıp kıyma saldığı suyu çekene kadar kavurmaya devam edelim.
İncecik kıydığımız domatesi de katıp saldığı suyu çektiğinde ateşin altını kapatalım.
İçine tuzunu ve baharatlarını katıp harmanlayalım.
Ilınması için kenara alıp bekletelim.

Dinlenen hamuru rulo yapalım.
Bu  uzun ruloyu da eşit olarak 12 iri mandalina büyüklüğünde parçalara bölelim.
Her bir bezeyi hafifçe unlanmış tezgahta merdane veya oklava ile pasta tabağı ebatında açıp kenara alalım.

Bezelerin arasını yağlamak için tereyağını ve fındık yağını bir sahana alıp eritelim.
Açtığımız bezelerin her birini tek tek üstlerini bolca yaklaşık bir bir buçuk yemek kaşığı yağ ile yağlayıp uygun büyüklükte bir tabağa üst üste alalım.
Ben iki ayrı tabağa altı adet altı adet olarak yağlayıp üst üste koydum.
Yağladığımız bezeleri de yaklaşık yarım saat civarı dinlendirelim.
Bu dinlenmeler bezelerin çok rahat açılmasını sağlıyor.

Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim.

Dinlenen yağlı hamurların en alt kısmından başlayarak ilkini alıp hafifçe yağladığımız tezgah üzerinde üzerine yeniden az yağ sürerek elimizle kenarlardan çekiştire çekiştire açabildiğimiz kadar incecik açalım.
Bilhassa kenar kısımları inceltmeye özen gösterelim.
Varsın yufkalar bu aşama da yırtılsın hiç önemli değil zira sarılırken o yırtılan kısımlar üst üste gelip kapanıyorlar.

Kenar kısmına ılınmış kıymalı iç harçtan yeteri kadar eşit olarak koyup yaydıralım.
Rulo yaparak sarıp kendi ekseni etrafında döndürerek gül şekli verelim.
Kalan diğer bezelere de aynı işlemleri uygulayalım.
Bütün bezeler bittikten sonra fırın tepsisine sıralayalım.
Üzerlerine kalan yağ ile yağlayıp ön ısıtma yaptığımız 190 derece ısılı sıcak fırına atıp alt üst nar gibi kızarana kadar pişirelim.

Sonrası malum ilk sıcağı çıkana kadar bekleyip ki bu arada çayı da demlemeyi unutmayalım ve afiyetle servise sunup yiyelim el açması kıyır kıyır tel tel böreklerimizi.AFİYETLE...
Sevgilerimle..