Vişnap

Yuşa Hazretleri ve gezimizin notları...

14
 Günlerden cuma idi öyle oturup duruyorduk seninle eletim.Bir de geç uyanmanın verdiği  rehavetle. Kahvaltı sonrası terasta içtiğimiz kahve birden aklımı başıma getirdi de,  hadi kalk giyinelim seninle ufak bir gezi yapalım fikrim,senden de onay görünce güzel bir gün geçirdik canım .Şimdi de bu güzel günümüzü ,gezimizi ölümsüzleştirelim istediğimden geçtim bloğumun başına .İçten gelenler klavyemden dökülenlerle bakalım nasıl bir yazı çıkacak ?Umarım günün şanına muhteşemliğine yakışır..
Her ne kadar Yuşa Hazretlerine gitmek için durakta yarım saate yakın otobüs beklesekte bir ara suratlarımız dökülsede  günün güzelliğine gölge düşüremedi beklemelerimiz.
Böylesi arkadaş canlısı böylesi içi dışı bir.Yüreğinin güzelliği ışıltısı dışına yüzüne,gözlerine vurmuş canım Elet'im iyi ki geldin taaaa  Kars'tan uzak uzak diyarlardan .Daha dün gibi gelişin zaman ne çabuk geçti de dönüş vakti geldi bile.N'olurdu saatler duraydı biraz daha .Hiç bir şey anlamadım ki.Daha hasretliğimizi bile gideremedik  can Elet'im.Kim bilir bir daha ne zaman gelirsin canım.
Burası Yuşa Hazretlerinin giriş yolu nasıl kalabalıktı o gün günlerden cuma olmanın da etkisi var tabii.İstanbul'un hatta Türkiye'nin dört bir tarafından her zaman ziyaretci akınına uğrar burası.Hava sıcak ,güneş tepemizde kavuruyor.İyi ki montlarımızı evden çıkarken bıraktık. Bir de onları kolumuzda taşıyacaktık:)
Yuşa Hazretlerinin mübarek kapısından besmeleler ile dualarla girdik.İbadetimizi yaptık, dualarımızı ettik.Şükürler olsun Rabbime bize bunu nasip ettiği için.
Aldığımız huzur  öylesine derindi ki.Tekrarı nasip olsun inşallah bir daha.
İbadetlerimizi yaptık .Biraz da etrafı gezip dolaşmalı diye bahçesinde turumuza başladık .
Tarihi ulu ağaçların gölgesindenmidir,yoksa yüksek tepede olduğundanmıdır ? Öylesine serindi ki rüzgarın tatlı esintisi içe ferahlık veriyordu.Oturdukca oturasımız geldi.
Elet'im fotoğraflara baktıkca günü hatırlayacağız canım.Arkada Boğaziçi'nin Karadeniz'e açılan suları.Karşıda Sarıyer,Rumeli kavağı denizin üzerinde gemiler.Manzara karşısında kendinden geçilesi bir yer burası.
7 tepe üzerine kurulu olan İstanbul'un 7 tepesinden biride burası.
Şadırvanın güzelliği karşısında gözlerimi alamadım.Bıraksalar akşama kadar kalır  gözlerimi dahi ayırmadan seyrederdim.
Fotoğrafları çekerken aldığım haz birden kabusa dönüştü ekranda pil deşarj oldu  yazısını görünce:( Daha yeni başlamıştım çekmeye.Hemen  pil arayışı içine girdim.Aşağı dükkanlardan birinde vardır demeleri ile bir koşu gittim aldım pillerimi.Kaybolan neşem nasılda yerine gelmişti.
Pillerimi bu dükkandan aldım ya nasıl sevindim öyle  mutlu oldum ki şükürler ettim rabbime.Eğer bulamasaydım gezimizi ölümsüzleştiremezdim ki:(Her beyinde duran hatıralar gibi kenarından köşesinden azalırdı görüntülerimiz.
Eletciğim hadi alışverişimizide yapalım gidelim.Daha sırada Anadolu Kavağı var.Bir de duraklarda  otobüs bekleme fasılları var :) Güneşte tam tepemizde cızzz ediyor:)
Ooooo bulmuşsun gölgeyi otobüs gelse de olur gelmese de:)Aman gelsin gelsin eletim valla duraklarda araba beklemek bana vakit kaybı geliyor dememe kalmadı aaay inanmıyorum 5 dakika olmadan geliverdi otobüsümüz,yaşasın Anadolu Kavağı yolları:)
Otobüsün camından çektiklerim. İnsanlar  çoluk çocuk piknikler yapıyordu.Oltalar denize atılmış ,herkes nasipini çekmek için bir hamle yapıyordu.Kiminin oltası sıralı gümüş gibi parlayan istavritlerle şenlenmişti.Kiminin de oltasında tek bir istavrit dahi yoktu.
Oyyy ne kadar çok fotoğraflar  çekmişim dayanamayıp bloğuma koyduklarım dahi bir dünya oldular az kaldı sanırım.
Aslında her zaman Anadolu Kavağı benim için yeme içme panayırı gibidir. Yiyip içip hemen dönülmesi gereken bir yer fazlaca da bir şey yok.Bir süre sonra sıkılıyorum.Arabamız olsaydı yukarıda Yoros Kalesi de görülmesi gereken yerlerden biriydi de maalesef o bayırı tırmanmayı gözüm yemedi.Bir de daha gezecek başka yerlerimiz de olduğundan yetiştiremeyiz diye vaz geçtik Yoros Kalesini görmekten.Hadi şimdi de karnımızı doyurma vakti.Yürümekten gezmekten nasılda acıkmış karınlar:)
Ben yedim balıkları,midyeleri eletim baktı:)Sevmezmiş balığı.Başka bir şey ye dedim yok dedi ben cafenin o nefis adana köftesinden yicem,iştahımı oraya saklıyorum dedikçe İkna edemedim balık yemesi için.
Taa buralara gelip te Anadolu Kavağının meşhur Waffleerinden,dondurmalarından yemeden dönmek olur mu olmaz tabii ki.Sizlere de tavsiye ederim yolunuz bir gün düştüğün de mutlaka tadına bakın
Haydi Elet'im bir dönüş saati daha geldi son durağımız cafe bizleri bekler.
Oyyy Elet'im bir lokmacıkta Kedime vereydin Adana Kebapından.Bak hele nasıl da masum bakmış bir sana  bir çatalın ucunda takılı kebaba:)
Bu kadar yorgunluğumuzu ne giderir tabii ki de  nargile ve İskele Cafenin her daim demli çayları canım .Öncesi buz gibi limonatalarımızı içip ferahlatalım sıcaktan yanıp tutuşan dillerimizi,damaklarımızı.Ardından gelsin demli çaylarımız.Bir günümüz daha böylesine keyifli geçti.Darısı diğer günlerimize.Hoşça kalın bizi sevenlerimiz.Sevgiler.