Vişnap

Ruh Sıkkın ...

4


Küçük minik bir kız  çocuğuydum.Koyu mavi robadan  kesimli çok sevdiğim elbisem üzerimde elime verilen şeftaliyi yiyorum da beş basamaklı merdivenin 3.cü basamağında elbisemin eteklerini bacaklarımın arasına kıstırmışım eğilmişim.Yere doğru iki büklüm şeftalinin suları aka aka  yemenin tadı ,keyfi yok artık günümüzde.

O akan suların bir damlasını bile üzerime damlatmadan yemenin keyfi hazzı ile gözlerim ışıldardı..Nasıl parlamaz gözler ?Bir görev bir öğretilen başarı ile tamamlanmıştır,asla üzerimize dökmeden yenecek o şeftali.Ki şeftalinin de gözü sulu damlaları hep akıp izini bırakmak için can atardı.İlla kendinden bir hatıra kalmalıydı elbisenin üzerinde koca bir  şeftali lekesi:))

Şimdi ki anneler gibi değildi annelerimiz ya bizleri çok kolay buldular ya da nedendir bilmiyorum. Dayak cennetten çıkma der basarlardı tokatı:) Bir misafirliğe gittiğimizde tembihler evde başlardı gittiğimiz evde  mum gibi oturmamız istenirdi:( Biz çocuklar cansız mankenlermiyiz ki mum gibi oturalım?

Söz verdiğimiz  olur, dediğimiz sözler en fazla yarım saat sürerdi.Azmaların yaramazlık yapmaların keyfi ta ki kıçımıza ,suratımıza yediğimiz okkalı tokata kadar sürerdi.Can acırdı ki acırdı anlıyorumki hala bile acısı aklımdaysa demek eski anneler  böyle şiddetini ayarlayamıyormuş tokatların..

Bugün ben çok sıkılıyorum çok nereye gitsem hiç bir yer avutmayacak beni biliyorum ruhumu iyi tanıyorum.Belki iyi gelir dedim yazdım  bir iki anımı lakin açmadı bu yazmalar da açmadı beni bugün...En iyisi kesip bitirmeli bu çırpınışları .Tamamdır..