Vişnap

Yalancı İşkembe Çorbası.

Malzemeleri:
2 Tane tavuk budu
2 Yemek kaşığı un
2 Yemek kaşığı tereyağı
5-6 Su bardağı tavuk suyu
Tuz
3-4 Diş sarımsak
Sirke
 Kırmızı pul biber
Tarifi:
Tavuk butlarını derileri ile haşlayalım.Suyunu süzüp butların etlerini didelim tavuk suyunun içine ilave edelim.Bir başka kapta bir yemek kaşığı tereyağın da 2 yemek kaşığı  unu kokusu çıkana kadar kavuralım.Üzerine tavuk suyunu ilave edip devamlı karıştıralım ki topaklanmasın .

Yavaşca didelenmiş tavuk etlerinin üzerine karıştırarak ilave edelim.Kıvamı koyu olursa sıcak su ilave edebiliriz.Bir iki kaynamaya bırakalım çorbamızı.Minik bir kapta kalan diğer bir yemek kaşığı tereyağımızı kızdırıp kırmızı pul biberimizi ilave edelim ve pişmekte olan  çorbamıza dökelim  biberli yağımızı.

Sarımsaklarımızı ayıklayıp minik rendemiz ile rendeleyelim ve sirkemize (üzüm sirkesi) katalım . Çorbamızı içerken  biz tabağımıza almayı tercih ediyoruz sirkeli sarımsağı.Siz arzu ederseniz çorbanın içine de katabilirsiniz

Afiyet olsun,bereketi içinde olsun.

İzmir Köfte Patates..

Malzemeleri:
Yarım kilo kıyma
1su bardağı ufalanmış ekmek içi
1yumurta
2 orta boy kuru soğan
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı pul biber
Tuz
3 orta boy patates
2 yemek kaşığı karışık biber ve domates salcası
kızartmak için sıvı yağ
Tarifi:
Köfte için soğanı ve sarımsağı karıştırma kabına rendeleyelim.Kıymayı,ufalanmış ekmek içini,baharatlarını ,tuzunu ve yumurtasını da kırıp ilave edip elimizle  iyicene  yoğuralım. Elimize cevizden az büyük parçalar alıp yuvarlak şekil verelim.Şekli sizin  arzunuza kalmış.

 Diğer tarafta patatesleri de soyup yıkayıp kurulayalım ve elma dilimi şeklinde kalın kalın dilimleyelim.Bol sıvı yağda  yarı kızartalım patateslerimizi .Aynı yağda köftelerimizi de yarı kıvamlı kızartalım .Fazla kızartmayalım  çünkü sonrasında  tekrardan  pişecekler.

Bir kuşaneye kızarttığımız  köfte ve patateslerimizi alalım .Varsa domates ve sivri biberde ilave edebiliriz ben de yaptığım an  olmadığından  koyamadım. Bir  kasede salçamızı sıcak su ile açalım ve kuşanemize ilave edelim yeterince sıcak suyunu da ilave edip kapağını kapatıp kısık ateşte pişmeye bırakalım .

Hatta arzu ederseniz kekikte  serpebilirsiniz  çok güzel oluyor.Ben unuttum ne yazık,artık tabağıma aldığımda koyarım:)Yapanlara yiyenlere  afiyetler olsun..


Ev yapımı yoğurdumuz...

Her hafta 5 kilo sütümüz buranın köylerinden  geliyor  .Şanslı olduğumuzu düşünüyorum.Bazen  çok geliyor 5 kilo süt tüketemeyeceğimizi anladığımda hemen  yoğurt yapıyorum.

Mesela bu hafta  sütlü tatlımızı yaptık yedik yeni bittiydi.Eee  üst üste de sütlü tatlı ııhh bıkıyor  insan  illaki:)).Hemen 5 kilo sütün 3 kilosunu yoğurt yapmak üzere ayırdım.2 kilosunu da içeriz diye ayrı bir kaba koydum  buzdolabında sütlerimiz.

Tam bir gün tuttuğumda hiç ellemediğimde sütün üzerinde mükemmel kaymak oluyor. Saf doğal hakiki ne güzel kaymaktır onlar.  Hatta bir ara tereyağı yapmıştım da inanamamıştım kendime ,çok mutlu olmuştum:) 

Oysa ne var ki sevinip mutlu  olacak iyicene  çalkalıyorsun  kavanozu al sana mis gibi tereyağı:) Bilmeyen de mandra ürünlerini hepten ben imal ediyorum sanır:))Haydi yoğurt mayalayalım  beraberce:)


Malzemeleri:

3 Kilo süt 
2 -3 Yemek kaşığı mayalık yoğurt

Yapılışı:

Sütümü daha önceden kaynattığımdan fazla kaynatmadan ısıtıyorum önceden  yuvasını hazırlıyorum Mini bir tabure  üzerine ayak altı olmayacak bir köşe olmasına dikkat ediyorum .

Bir keresinde görmeden  çarptıydık yoğurdumuza da tepe taklak ettiydik:) Taburenin üzerine düz ince bir minder  koyuyorum üşümeyecek ya  nasıl sarıp sarmalasam  diye alttan başlıyorum ben işe:)

Küçük bir kasede mayalık yoğurdu süt ile ılıştırarak çırpıyorum (Ev yoğurdum ekseri olduğundan  maya derdim olmuyor.Ha es kaza  mayasız kaldıysam o zaman da  şu probiotik  yoğurtlar  imdadıma yetişiyorlar hani dördü birarada olanlar.

Serçe parmağımı sıcak süte daldırıyorum usulca ve içimden elliye kadar sayıyorum (annemden  öyle gördüm) eğer  bu sayım süresine kadar  parmağım sıcaklığa dayanıyorsa sıcaklık ayarı iyi deyip mayayı sütün içine usulca döküyorum ve kaşıkla bir tur çevirip sütün kabını kapatıp yanlarını üstünü sımsıcak polar örtülerimle kapatıp yaklaşık 4-5 saat mayalanmaya bırakıyorum .

Bu süre sonunda açtığım da yerinde  öyle bekletiyorum  bir 2 saat daha sonrasında  buz dolabına alıp 24 saat boyunca hiç el sürmeden  kaşık sokmadan iyicene  dinlendiriyorum.Sonrasında istediğimiz yerde yoğurdumuzu tüketiyoruz.

Afiyet olsun..

Muhammara..

Merhabalar Sevgili Arkadaşlarım.
Malzemeleri:
Bir çay bardağı iri dövülmüş ceviz içi
4-5 yemek kaşığı acı biber salçası
3 yemek kaşığı domates salçası
8-10 diş soyulup dövülmüş sarımsak
2 yemek kaşığı kimyon
1 yemek kaşığı nane
1 yemek kaşığı acı kırmızı pul biber
Az miktarda karabiber
İsterseniz kekik (ben bir tatlı kaşığı kadar ilave ettim ve beğendim de )
Kızarmış iri öğütülmüş ekmek ilave  ettim ( bir daha kine düşünmüyorum  ne kadar zeytin yağı ilave ettiysem hep bünyesine çekti hep kurumsu oldu muhammara)
Tarifi:
Bütün malzemeler bir karıştırma kabında kaşıkla iyice karıştırılır harmanlanır zeytin yağı az gelirse  kıvamlıca azar azar  ilave edilir.

Baharatlardan da hangisini daha  çok severseniz damak tadına göre  azaltıp çoğaltabilirsiniz.Acıyı çok seviyorsanız bol acı ile  müthiş lezzetli oluyor.
Bir de ekmeğiniz sıcacıksa off offf . Daha da bir şey demiyorum.Yani öyle  bir  iştah açıcı ki:)
Afiyet  olsun.






Güneş Çeldi Aklımızı....




Geceden niyeti kurup sabaha neşe içinde geldik cafemize kahvaltıya.Geceden saatini sabaha ayarlayıp yaptığım cevizli ekmeğimiz de tam saatin de kendini hazır etti.Bip bipleyerek uyarısını da verdi hemen aldım teknesinden sıcacıkken sardım sarmaladım mutfak turşonlarıma sıcaklığını muhafaza etsin diye:)

Alel acele çıktık evden.Tam arabaya bindik ki kendi ellerim ile  yaptığım mandalina reçelini masanın üzerinde unuttuğum geldi aklıma.Aman sen de boş ver deyip hazır reçellere talim ederiz çok taa mühim değil düşüncesiyle vardık cafeye:)

Güneş kendini gösteriyor ,uzaktan pek hoş sıcak sıcak bize göz kırpıyor da  yine de ısırıyor denizin ayazı bizi, güneşe inat.Yine de en dibe yanaştırdık masamızı denizin içine  düşeceğiz neredeyse deniz görmemişler gibiyiz hepimiz:)) 

Önden  kafa açmalı uyuyan içler uyanmalı deyip birer çay söyledik ilk dem biz açtık sanırım pek afilliydi çaylar.Melemenler çok acı olsun içine kaşar peynir istemeyiz klasik takılalım bugün .Bir de sahan da sucuk kızartması bir de  rafadan olsun yumurtalarımız diye peş peşe söylerken siparişleri garson gülüyor, bana  tamam abla acele etme kıtlıktan çıkmış gibisin:))

Ha haa daha söylediklerimin binde biri bunlar  hemen fırına koştur birisini bir de sıcacık bol susamlı simitlerden de  olsun sofrada:) Bilmezler ki ben  aylardır kahvaltılarımı hep uyduruktan yaparım özlemişim kalabalıkla kahvaltıları,özlemişim açık  güneşli pırıl pırıl havaları soğukta olsa olsun. Hiç değilse yağmur kar  yağmıyor:)





Tam 6 kişiyiz masanın etrafında varın hesap edin neşeyi muhabbeti.Uzun sözün kısası kahvaltı faslımız çok keyifli geçti.Biz bunu her hafta yapalım diye  bir de planlarımızı da yaptık:) 

Ne derece tutarız o da ayrı bir konu bilemem:)Türk kahvelerimiz  köpük köpüktü bayılıyorum buranın kahvesine  bambaşka bir lezzet çayları da keza muhteşem.Seviyorum  burayı.

Sevsek te bayılıp ayılsak ta bakın Güneş'te çekildi evine gitti,bizler daha ne duruyoruz haydin bir iki üç kalkıyoruz ve evlerin yolunu tutuyoruz zira güneşsiz hava  pek bir soğuk oldu:)Şaka  bir yana bugün bütün gün çok güzel vakit geçirdik iki yazımı da burada yazmanın dayanılmaz mutluluğu ile  yüzüm pek bir güleç:)

Mırlan Tava...

Hani cuma günü Üsküdar'a gitmiştik ya hatta ilk uğrak yerimiz olarakta balık pazarının o cıvıltılı sesleri arasında tezgahlarda ki renk cümbüşü içinde sebzeler ve meyvelerle gözlerimize ve ruhlarımıza bayram ettirmiştik.

Kırmızısı yeşili ve de yeşilin tonları,turuncu renkte ki havuçlar,sarı sarı biberler filan.Vel hasıl her bir renkte gönlü kalıyor  insanın.Gök kuşakları misali peşlerine takılıp sıra  sıra tezgahları tavaf ederken balıkcı tezgahında mırlanları görmenin mutluluğu ile  hemen  almaya karar verdim.Verdim ama hemen de ilk tezgahtan alınmaz ki hepsini dolaşmalı fiyat karşılaştırması yapmalı.

Tazelik bayatlık kontrolleri gözden geçirmeli.Yetmezse göz teması eller ve parmaklar balıkların yumuşak karınlarına bastırmalı.Pek olmasa da ekseriye anlarım balığın bayatını tazesini kolayca ayırt ederim.Eeee olsun  o kadar  bebekliğim,çocukluğum,gençliğim hatta neredeyse ömrüm Boğaziçi'n de geçti:) 

Hatta bir ara yazarım kısmet olursa o sahilden oyun parkının yanındaki deniz kenarından kaya balıklarını minik kefal yavrularını az avlamazdık oltamıza takmazdık olta ucunda  kıpır kıpır  görünce minicik kaya olsun izmarit olsun ve de kefal balıklarını sevinçten zıplardık havalara.

Yazık ki o balıklar  pek minikti yavru idiler onların büyümelerine biz engel oluyorduk.Fakat o çocuk aklımızla  kim düşünüyordu ki onu.Akşam bize oyun çıktı diye küçüğüz miniğiz ya mutfağa gidip 3 balığı kızartıp yicez annecilik oynayacağız ya o bizim emeğimiz diye pek bir böbürlenirdik kuzenimle:)

Bütün gün uğraş bekle dur en çok 3/4 tane  olurlardı hasılatımız:)Gelseler bir de bize sorsalar  3/4 kilo balık yakalamışız gibi pek bir gururlanırdık eve dönüş yolunda:)Bir mırlan tava tarifi vereceğim off off ben de ki çene  muhteşem vallahi:)Yine yazdım yine baş ağrıttım bir dolu:)Değil mi?

 Haydi tarife geçelim  çok kolay çok basit şipşak salata yapımı hızındadır baştan söyleyim:)
Mırlan Tava
Malzemeleri:
Mırlan fileto (Bir kilo)
Çiçek yağı (Ben Fındık yağı ile kızarttım)
Un
Tuz
Tarifi:
Mırlan filetolarımızı nazikçe yıkayalım (Neden nazikçe ? Bilmem akşam içimden  öyle geldi :) Süzgü de güzelce süzülsünler .Bir de yeteri kadar  tuzlayalım ki içlerine çeksinler tuzlarını canım filetolar:) Düz bir tepsiye un koyarak her bir filetoyu önlü arkalı una bulayalım silkeleyip bir tabağa dizelim. Diğer tarafta tavamıza bol fındık yağını ilave edip kızdıralım.

Yeterli kızgınlığa gelince Mırlan filetolarımızı tava da önlü arkalı nar gibi kızartalım.Ve soğutmadan sofraya alalım.Akşam masadakiler öyle sabırsızdılar ki bir an önce Mırlanları yemede ki aceleciliklerinden tabağa bir yeşillik bir kırmızılık (roka,kırmızı soğan ,çeri domateslerimi koyupta süsleyemedim:)Bu fotoğrafımı bile zor çektim.Tek bir kare fotoğraf için fena da sayılmaz:)

Böyle sade de  çok iştah açıcı görünüyor bana göre siz ne dersiniz:)

Afiyet Olsun.


Biz de uyanacağız bir gün..


Sıkıldım bugün.İki gün gezmelerden sonra gerçekten sıkıldım .Oysa bugün burada da semt pazarı kuruluyor. Fakat  üst üste artık istemedim cazip gelmedi ve gitmedim de:)Ev de  tembelliğin tadını çıkartıyorum da biriken işler de  böyle birden neşemi kaçırıverdi :(

Telefon açtım arkadaşa kahveye geliyorum diye.Kapıdan  çıkarken eşimin koca ayakkabılarını giydim,sonuçta gideceğim  yer bitişikte ki ev :)Ayağım yarısında kaldı ayakkabılarının için de.Zor kontrol ediyorum yürümelerimi .Sarsak sursak merdivenleri çıkarken  pat dedi sağ ayağımda ki koca ayakkabı ayağımdan  çıkıp merdiven aralığında ki boşluğa düşüverdi :(

 Baka kaldım arkasından .Tam düşecek zamanı buldun yani bir iki söylensem de indim aşağıya yan taraftan alt kattaki bahçeye döndüm .Of yaa ben  üşendiğimden kendi botlarımı bile giymemişken  hay Allahım ya:(Fakat şuna bir kere  daha şahit oldum ki hiç bir şey sebepsiz değildir.!!

Alt katta oturan  çok sevdiğim ve bu kadar sevmeme rağmen  ve evlerimiz de yan yana bitişik olduğu halde  belki bir senedir sohbet etmediğim yalnızlık girdabında ki  Mürsen abla beni görünce heyecanla ona gittiğimi sanıp neşe ile kapıyı açınca uğrayıp bir kahvesini içmemek olmaz diye girdim açılan kapıdan içeri .Bir yarım saatlik zaman diliminde çok seneleri yad ettik karşılıklı ona ve bana  çok iyi geldi bu sohbet.

Mürsen ablam çok yetenekli bir ressamdır  evindeki duvarlarda kendi yaptığı muhteşem  resimlerden gözümü alamadım sohbet boyunca .Ya  onun yüzüne baktığım da gördüklerim ise  hani sararıp kuruyan çınar yaprakları vardır  ya  o çınar yaprağını gördüm .

Belki bir daha gittiğim de yere düşecek  o kuruyup sararmış çınar yaprağı :( Uyanmış olacak belki de Mürsen abla:((Topraktan geldik toprağa gideceğiz diye avutmak istesem de  avunmuyor ki bu ruh ölümün zalimliği karşısında:(

Bu sabah  zaten  ömür ne diye okumuştum bir yerde.Öğrendim mantıklı geldi bana.Ömür dediğimiz bir uyku, uyandığımız da öldüğümüz bir uykudur.!!

Üsküdar'a Gider İken..




Bugün de sabahın köründe uyandım.Oysa daha vakit vardı uyusam uyurdum da ya uyanamazsam korkusuna fırladım yataktan.Malum ben bu semt pazarlarını gezme işlerine fena sardım bugünlerde.Sırada Üskadar'ın meşhur cuma pazarı gezilecek ve sonrasında da kanatcı Muro'da tavuk yenecek,hem de on parmak ile.Tadını ancak öyle alıyorum:)Meydanda ki fiskiye bana sıcakyaz günlerini anımsattı özlemle burnumda tüttü yaz ayları.Artık gelse diyorum.Çok mu naza çekti bana  mı öyle geliyor bilemedim:)


Pazara girdik malum kalabalık Allah'ım cümbüş gibi tezgahlar.Aaaa o da ne?Dün Ulus pazarından on liraya aldığım jülyen soyucu burada beş lira değil mi:) Vayyy beş lira kazıklanmışım iyimi:)Dolaştık dolaştık Hiç içimden pazardan bir şey almak gelmiyor  .

Sadece panayır gibi pazarı dolaşmak insanların alışverişlerini izlemek istiyorum.Bir ara birbirimizi kaybettik.Beş arkadaştık ikisi yok kaybettik gözden:(en sıkıcı olanı bu,toplu gezmeleri ondan sevmem aslında.Sonra telefon edelim  dedik yok şarjları bitik:( 

Al bekle ara şimdi boşa vakit kaybı diye söylenirken Allahım ya taaaa karşı tezgahta yüzük bakıyorlar:)Aşağıda ki yeni model yüzükler tanesi beş lira:)


Hadi artık çıkalım pazardan deyip  doğru balık pazarındaki kanatcı Muro'ya karınlar acıktı.Doyurmak lazım boş mideleri. Balık pazarını severim tezgahlarındaki ürünler hep kaliteli ve tazedir. 

Yine de güvenmeyin gözünüzü dört açın bayatı sokmaları an meselesidir hiçte acımazlar vallahi.Geçen aldığım Mırlan balığının tadı damağımızda kaldığından  bir daha aldım akşama balık ziyafeti var bir de roka almalı:)


Geldik geldik Kanatcı Muro'ya işte gezmelerin en keyifli anı bu an yaşasın.Bir kaç kare fotoğraf çekeyim dedim baktım benim arkadaşlar bırbırlanıyorlar hadi bari gidim yanlarına.

Bir iki masa doluydu bizim girmemizle hurra millet akın etti mi içeri bir tek boş masa yok.Biz Allah'tan bulduk oturduk:)Siparişler  verildi.Eğer yolunuz Üsküdar'a düşerse mutlaka Kanatcı Muro'ya  uğrayın derim salaş basit bir yer fakat lezzetli tavuklarını yerken  kendinizi cennette hissedersiniz  benden söylemesi:)

Burada bir tek sevmediğim tavuğun yanında getirdikleri bulgur pilavı aslında tane tane de içine  koydukları naneyi ben pek yakıştıramıyorum bulgur pilavına ondandır sevmemelerim.

Bir de benim gibi on parmak yemelisiniz tavuğu derim lezzeti öyle çıkıyor yalanacak ki o yağlı parmaklar hımmmhımm namm nammlar dökülüverir dillerden.Boş verin kibar yemeleri:)Hayata bir daha mı geleceğiz,ya da buradaki diğer müşteriler bizleri bir daha mı görecekler deyip bakın keyfinize:)

Eller yıkandı üzerine bir çay nasılda giderdi oyy çayları yokmuş:(Fakat ilgililer  istersek sallama çay ikram edeceklerini söylediler.Vallahi gönlümü iyicene  katmerli katmerli fethettiler:)Seviyorum Közde Kanatcı Muro'yu.


Çıktık tavukcudan dışarı artık eve dönüş zamanı.Hiç sağa sola bakmadan doğru gidiyormuyuz gidiyoruz.Oy birliği ile karar alınmıştır.Fırından simitleri de alalım.Çok methettiler lezzetini çıtırlığını.

Yedim ııhhh beğenmedim evet çıtır çıtır ama sanki tatlımsı gibi tadı.Nerede İstanbul simitinin tadı onun tadını ancak karden fırındaki simitlerde buluyorum,kokusu olsun lezzeti olsun:)Dolmuş kuyruğuna geldik ki hiç kuyruk yok iyi güzel de hiç dolmuşta yok.Hadi bekle bakalım şimdi.Bu hiç hoş olmadı.Tam 20 dakika bekleme sonunda nihayet geldi ve eve dönebildik:) 

Bir cuma günümüz böyle neşeli bol kahkahalı ve gönlümüzce geçti.Şükürler olsun.Darısı bir daha ki gezmelere.Haaa bir müddet daha pazar gezmelerini rafa kaldırdım:)Özleyim biraz değil mi.?


Sevgilerimle..

Pardon Duyamadım...?


Yok canım,
Söyleme böyle şeyler;
Aşk işte,
Fazlası üç yılda biter!

Ömür dediğin şekerim
Ahlar ve dahi oflar arası geçer;
Yaptıklarımızı yapamadıklarımızdan çıkarmaya çalışırız
Eksilerdeyizdir ya hep bu yüzden!

Biliyorsun artık değil mi,
Ne biz mutlu olduk, sahiden,
Ne de mutlu etmek adına çırpındıklarımız!

Kader işte
Deyip de kendimizi yatıştırdık:

Hadi, şimdi söyle,
Kader miydi gerçekten?

                                                                                    Gülgün Karaoğlu...

Sosyete Pazarı...

Dünden niyeti kurdum bugünden sosyete pazarına gidip o curcunanın içinde yer almak istedim:) Severim oldum  olası bayılırım pazarlara ister sosyetiği olsun ister semt pazarı hatta 2/3 tezgahlı köy pazarlarını bile çok severim:)

Hava pırıl pırıl güneşli içim kıpır kıpır acele ile  bir fincan sallama çay ve  iki galeteyi mideye indirip attım kendimi evden dışarı.Bizim sokağın başı nasıl kalabalık film seti tam kadro yine işbaşındalar.

Pis yedili dizisini çekiyorlar.Maşaallah buralar  film platolarına döndü.Eskiden bayağı rahatsızlık veriyorlardı film ekipleri çevrelerine:( Uyarı ikaz ihtar neyse artık pek eskisi gibi üzmüyorlar semt sakinlerini 
Merkeze  dolmuş ile indim acelem olduğundan yürüyerek vakit kaybetmek istemedim .Oysa çok severim yürümeyi .Merkezde bekle bekle minübüs gelmez Güya acelem var ya,Allahım ya sıkıldım beklemekten acaba vazmı geçsem derken filan bir yarım saat beklemişimdir muhakkak.
Ve sonrasında geldi nihayet minübüs ve pazara geldik nihayet.
İlk girişte  rengarenk mevsim çiçekleri ile  karşılaşmak nasıl mutlu etti beni nasıl sevindim.İyi ki evden çıkmışım dedirten yegane şey belkide  şu yukarıda ki muhteşem çiçekler oldu:)) Attım kendimi pazarın içine Daha yolda karar verdim asla  çok çok beğendiğim aklımın kalacağı bir şey olmadıkca giysi filan almamaya kararlıydım.

İnşAllah dediğimi uygularım .Daha kolumu sokmadığım kıyafetlerim beni bekliyor dolaplarda al al al nereye kadar bu iş deyip bu kararla ve azimle girdim o büyük pazar kapısından içeri .Offf off şallara bakın hele  acaba alsam mı bir iki tane ?!!! 

Yok almayacağım yürü vişnap'ım  bir başka tezgaha dedim hemen ayrıldım oradan:)Aneyyyy pabuçlara bakın nasıl da güzeller acaba yok daha havalar ısnmadı ki tam olarak ısınsın bir.Aşağıdaki pabuçlar muhteşemdiler:)
Bir sürü bir sürü fotoğraflar çektim pazarda tam baktım da 68 tane  çekmişim.Başladım mı kendimi tutamıyorum, nedense çok seviyorum fotoğraf çekmeyi:)

Bir baktım  bir tezgah Allah'ım mıh gibi çivilendim önünde,nasıl kilit olmam.Vallahi sizde benim gibi mutfağa,bıçaklara,mutfak aletlerine meraklıysanız aynısından olursunuz:)

Yeni gördüm ben bilemem belki de daha öncesinden vardır da haberim olmayabilir:)Bir sebze soyucu ki kırmızı lahanıyı,havucu,kabağı,salatalığı biberleri incecik jülyen doğruyor hem de jülyen doğramanın en kibar hali ile ip incecik bayıldım öyle seyrediyordum ki aaaa  o da ne  bıçağın öte tarafı ile de kuru soğanı piyazlık doğramıyor mu. !!

Bayıldım hemen o an da kararımı verdim bu benim olmalı.Kaç lira dedim 10 lira deyince içimden aman sanki 5 lira olsa fenamı olurdu ama aslında laf aramızda değil 10 lira 20 lira  bile dese  verip parayı alacaktım.Aldım çantama attım.Bir de bonusu mutlu oldum:)

Komiğim vallahi komiğim alt tarafı bir jülyen doğrayıcı sanki pırlanta almış gibisin deyip belirgin bir gülümse yüzüme yayıldı hissediyorum bunu:)Tam tezgahtan ayrılacaktım ki aaaa inanmıyorum şu aleti az  aramamıştık arkadaşlarım için de bulamamıştık şu hale bakın ibadullah yaymışlar tezgaha tanesi 5  lira .

Yıllar önce Kıbrıs'tan getirmişlerdi de almıştım ben . Taaaa o zamanlardan belliymiş mutfağa ve yardımcı aletlerine düşkün olacağım:)) 
Tezgahta bayanlar aaa  bu ne nasıl birşey  aay ne hoş kesiyor alalım mı,yok almayalım aman napcağız filan konuşuyorlar.Ben dayanamayıp aaa alın alın ne kadar şık şekilli  patatesler kızartırsınız deyince  bana lafları aynen şu oldu;aman hepsi mideye  gitmiyor mu? ne gereği var?deyince ben  üzüldüm ya  iki de laf sokayım bunlara istedim.

Haklısınız zaten sizin gibilere değil benim gibi mutfağı seven değişik mutfak aletlerine meraklı olanlar için imal ediyorlar bunları.Siz kasap bıçağı ile doğrayın patateslerinizi deyip uzaklaştım yanlarından:) 

Sonrasında düşündüm neden laf sokma gereği duydum herkes benim sevdiğimi sevmek zorunda değil ki niye böyle davrandım derken  evet çok kullanışlı bir alet ya istedim herkesler sahip olsunlar:)
Artık epey dolaştığımdan sıkılmaya başladım.Gideyim döneyim  düşüncelerine giriverdim birden doğru çıkış kapısına yollandım ki aaa o da ne  atlamışım şu Bey pazarı ürünlerini satan  tezgahı hemen yanaştım.

Erişteleri görünce eşim geldi gözümün önüne. Çok sever cevizli olsun,şekerli olsun .Alsam mı almasam mı bocalaması içindeyken,alıverdim bir paket.Yarım kilosu 5 lira sanmam uyduruktan olsun lezzeti:)

Ben aslında bu tür yerlerden bu tür bilmediğim ürünleri hiç almam da bu sefer beğenmezsem atarız kediler yer düşüncesi ile aldım ki tam tersi de olabilir.Satıcı bayanın dediği gibi çok memnun kalıp devamlı müşterisi de olabilirim:)
Ovmaç çorbası içinde çorbalık kesmelerden ve bir de kurutulmuş sebzelerden de aldım.Makarna sosunda kullanacağım sebzeleri:)

                         
Şimdi doğru cafeye gidip çay içme zamanı indim durağa minübüs hazırdı beklemedi kalktı hemen 2 durak sonrası indim zaten.Karnımda acıkmış benim hiç farkına varmamışım.Geçtim deniz kenarındaki sarı örtülü masaya hamburger ve patates kızartması ve bir sürü çay ardından eşimden kalan elmalı nargileye de ben devam edeyim dedim.

 Bir iyi geldi dumanlarını denize doğru savurmak:)Ve sonrasında yine eve dönüş zamanı.Yarın da büyük ihtimal Üsküdar'da ki cuma pazarına ve oradan da kanatçı adı neydi yahuuu?Tühh unuttum.

İşte o salaş tavukcu da ızgara tavuk yemeğe gidelim diyorum bu sefer ki cümbür cemaat olacak.Arkadaşlarımı da  kandırıp,ayarladım:)


Bir pazar gezisi bu kadar mı uzun yazılır?Ki bu kısaltılmış,kırpılmış hali özet özet özeti bu:)Doymadım doyamadım yazmalara ben:)Seven vakti olan okur.Yok aksi ise bakınır geçer gider.Gönlüm okunmasından yanadır.

Sevgilerimi burada bıraktım gelenler alabilir birer tutam:)



Zeytinli,Kekikli Ekmek...


Ekmek ekmek bugünlerde ekmeğe taktım .Sırada kurutulmuş domateslisi var. Makinem yerlere  pat diye düştükten sonra ve bu düşüşten de yara almadan  alnının akı ile çıktı ya severdim kendisini şimdi daha da bir sever  oldum.Kahramanım  ilan ettim kendisini .

 Aşkım büyüdü büyüdü içime sığmaz olduğundan, habire ekmekler yapasım geliyor:)) Yine dündü sanırım makineme olan aşkım depreşti özledim hemen geçen ki çekirdekli ekmeğin  ölçüleri ile bire bir aynı olan tek değişikliği çekirdek yerine sinyal sesini duyunca  dilimli zeytin ve kekikleri boca ediveriyoruz ekmek teknesinin içine hepsi bu.

Bekleyelim  pişince seslensin hamarat divamız:)). Biz de bu arada çayımızı demleyelim tulum ,beyaz,kaşar peynirini hazır edelim masamızda:) Başka hiç bir şeye ihtiyac olmuyor  inanın ki:)

.Günleriniz  hep mutluluklarla geçsin:))  Çekirdekli ekmeğimizle yapılışı ve malzemeleri aynı olduğundan minicik  bir  tıklama   aşağıdaki linke  yeterlidir diyorum:)




Afiyetler bal şekerler olsun...

İlkbahar...



İLKBAHAR

Yüzümü bulutlara kaldırıp 
Dua eder gibi mırıldanıyorum 
Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum 
Rüzgarla, ilkbaharla 

Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor 
Ah! Güvenilmez ilkbahar güneşi 
Rüyada mıyım, gerçek mi bu 
Hem var gibiyim, hem yok gibi 

Bir güney kentinde, bir kıyı kahvesinde 
Başakların sonsuz salınışı 
Burada, kendimle başbaşa 
Ömrümü böylece tamamlayabilirim 

Bir kuşu dilinden hiç öpmedim 
Belki bir gün öpebilirim 
Belki bir gün rüzgar olurum ben de 
Eserim başakların üzerinden 
Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim 
Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden.

                                        ATAOL BEHRAMOĞLU..

Öylesine yazdım işte..

Her sabah geç geç kalkıp geri kalan günden bir şey anlamadan akşamı ediyordum.Neden neden ama?Tabii ki bu uzun süren kış kıyametten kendimi kış uykusuna yatmış boz ayılar gibi hissediyorum artık.Bugün kararımı geceden verip erkence kalktım. 

Ellerimi ,yüzümü buz gibi sular ile yıkayasım vardı bugün tıpkı eski günlerde ki gibi.Çayın suyunu koyup geçtim lavabonun  önüne.İlk buz gibi suyu yüzüme vurduğumda ufak çaplı bir ürperiş çığlığı,ikinci su vurmada hafifledi üçüncü su vurmada ise ne kadar keyifliymiş soğuk su ile yüz yıkamak diye minik minik sevindim.

Bir hevesim de bir gün güzel keyifli bir kahvaltı masası hazırlayıp kahvaltı yapmaya.Yok yok ben değil aslında birileri hazırlayıp beni süpriz gibi uyandırsalar hatta  o kahvaltı sofrasında kızarmış ekmekte olsa:)Neyse laklak ile vakit geçmez deyip döndüm gerçeklere hayata:)Yine  ekmeğin arasına peynir ve ayak üstü içilen çay bir yandan da yatağı,ortalığı toplamak.

Alışkanlık haline getirdim bunu ben.Beni tanıyanlar bilirler sabah kahvaltılarını sevmediğimi günün diğer saatlerinde ise yemek yerine kahvaltıya bayılırım.Bazı ters huylarım vardır.Aksiyimdir olağanlardan:) Ani bir kararla belediyenin açtığı fotoğrafçılık kursuna kayıt olmaya karar verip alel acele evden dışarı attım adımımı.

Vardım verilen adrese.Lakin bizler de adet sanırım kimse doğru adres  vermezler döne dolaşa kurs yerini buldum nihayet kaydımı yaptırdım şükür:) Dönüşte  eve yürüyerek gideyim deyip sahil boyunca adımlarımı yavaştan ataraktan güneşin sıcağın tadını çıkarttım da.Havayı güzel gören  çoluk çocuk yaşlısı genci herkesler  dışarılara atmışlar kendilerini.

Balık tutanlar,martılara ekmek verenler neşe cıvıltı çocuk sesleri ile  şipşirin olmuş çocuk parkları .Ohh iyi yapmışım evden  çıkmayla bugün:)Ahh ahh çantamda bir tek sigaram da olsaydı inan ki yakıveresim geldi içimi kıpır kıpır yapmıştı yalancı baharımsı hava:)

Az  ilerde  cafede  bir yorgunluk çayı molasınca dinlenip tekrardan  devam kaldığım yerden .Bu dediklerim öyle böyle değil bayağı uzun uzak yollar yürüdüğüm bana da hareket oldu ne güzel  diye hem seviniyorum hem de  bundan böyle artık her gün yürüyüş yapıp sigarayı bırakmanın ardından aldığım kilolardan  kurtulmalıyımın hesapları ile  yürürken karşıdan hiç sevmediğim biri geliyor:(

 Off yaaa napim bu da bu güzel günün nazarlığı olsun deyip zoraki soğuk bir selam ile  geçtim gittim yanından .Allahtan bu sefer fazla lafa tutup oyalamadı beni sevindim.Hatta  mutlandım da.Ay Allahım ya ben ne kadar  kanaatkar  biriyim böyle:) bunda mutlu olacak ne var ki:)

Sevgilerimle.



Yoğurtlu Buğday Çorbası..


Malzemeleri:

Bir su bardağı buğday
Varsa et suyu ,yoksa normal su
Bir su bardağı yoğurt
Bir yumurta
Bir çorba kaşığı un
Tuz,kuru nane,kırmızı pul biber
Bir çorba kaşığı tereyağı


Tarifi:

Buğdayı güzelce yıkayalım ve  geceden  sıcak kaynar su ile bir taşım kaynatıp altını kapatalım.Sabaha kadar  iyice şişsinler.Çorbayı yapmaya başlayacağımız zaman ocağın altını yakalım buğdaylarımız pişe dursunlar,suyu az ise sıcak su ilave edebiliriz.

Biz  çorbaları biraz  koyu kıvamlı tercih ediyoruz  tercih sizin.Diğer tarafta bir su bardağı yoğurt,bir çorba kaşığı un ve bir yumurtayı bir  derin kasede  çırpalım  bir kaç kepçede  çorbamızdan alıp ılıklaşması için karışıma ilave edip çırpmaya devam edelim.

Yeterli kıvamda usulca kaynamakta olan  çorbamıza devamlı karıştırarak ilave edelimBir kaç zaman pişene kadar  ocakta tutalım kısık ateşte.

Pütüklenmemesi için tuzunuda en son koyalım.Diğer tarafta  bir minik sahanda tereyağını kızdıralım  içine  kırmızı pul biberini ilave edip kapatalım  ve ondan sonra kuru nanesini atalım sahana ki kuru naneler  çok dayanıksızlar  hemencecik yanıp kararmasınlar diye.

Bu karışımı da kaynamakta olan yoğurtlu buğday çorbamıza ilave edip bir iki karıştırıp kaynatıp ocağı kapatalım  .Pişmiştir çorbamız servis için  içi kıpır kıpırdır:)


 Afiyet olsun...


Pastırmalı Yumurta...

En çok sevdiklerimdendir Pastırma her türlü tüketmesini severim.Ah bir de  o kokusu olmasa yediğimizin.Haaa  derler ki çemensiz olanını ye işte  o zaman  o pastırmanın  müthişliği gidiyor sıradan bir lezzete  dönüşüyor bence.
Ertesi günü pehhh dedirten buram buram  terinize  kıyafetlerinize kadar sinen  o çemenin kokusudur pastırmayı cazip hale getiren.
Ne demişler gülü seven  dikenine katlanır.Biz de pastırmayı seviyoruz çemenine de katlanıyoruz. Deyip basit sıradan bir pastırmalı yumurta tarifine geçelim diyorum:)
Malzemeleri:
5/6 dilim pastırma ortadan ikiye üçe bölünmüş
2 yumurta
2 çorba kaşığı su 
 1 tutam tuz
 1 parça tereyağı
Tarifi:
Sahana  tereyağını alıp eritelim ve iki kaşık ılık suyu ilave edip ,dilimlenmiş pastırma dilimlerini de sahana dizelim.Kısık ateşte suyunu çekip pişen  pastırmaların üzerine  yumurtalarımızı usulca kıralım sarılarını dağıtmadan.
Tuzunu ve kırmızı pul biberini de serpiştirelim.Bizler illa ki yumurta sarıları kayısı olsun tam tepesine sıcak ekmek ile banalım istediğimizden dağıtmadan hafif sulumsu bırakırız sarılarını. Yumurtaların akları beyazlaşıp pişince ocağın altını kapatalım ve sahan ile sofraya getirelim pastırmalı yumurtamızı.
Yapıp yiyenlere afiyet olsun:)




Kibarımmm Feyzo'mmm...

Bir kedi bile olsa seveni insanın, inanın  o bile muhteşem  bir duygu.Yeter ki şu dünya da sevelim ve sevilelim.Bu kedi olur,kuş olur,köpek olur, veya insan olur.Yeter ki sevecek ve sevilecek birilerini bulalım .Sevgisiz kalmayalım hiç bir zaman .


Canım kedim ben de seni öyle çok özlemişim ki  beni ta karşıdan görüp te atlaya ,zıplaya yirmi  adımlık mesafeyi 2 adımda gelmen patilerini bacaklarıma dayaman öyle  güzel ki. Kafanla gözlerinle bana bakman yaaa  inan seni  alıp içime kalbime sokasım geldi .

Tanıyorsun aylarca görmesen de tanıyor ve seviyorsun beni. Kulağıma gelen söylentilere göre yeni bir sevgili edinmişsin seni çapkın seni:)Hiç sana yakışmıyor boz bulanık çirkin bir kedi nereden  buldun onu ?

Hiç ayrılmıyormuşsunuz da.Hemen kaşar peynirlerini ,sucukları peş peşe verdim yedirdim nefes dahi almadan yedin.Bir de üzerine cilası patates kızartmalarını  o minnoş patilerinle tutup yerken ben de seni yicektim neredeyse tüy çuvalı.

Bunlar bakmadı mı sana hem zayıflamışsın da kıyamam deyip herkesleri hesaba çektim. Hayır benim kadar olmasa da bakmışlar aç bırakmamışlar seni.Peki bu neyin  arsızlığı ,şımarıklığı? Banamıdır nazların  niyazların?

Gönderdim hemen kuru mamanı da aldırdım 10/15 gün yeter  o gün bitimine kadar ben de gelirim ye tospağam benim dobiş göreyim  seni geldiğim de..

8.10 Vapuru...

Sesinde ne var biliyor musun 
Bir bahçenin ortası var 
Mavi ipek kış çiçeği 
Sigara içmek için 
Üst kata çıkıyorsun 

Sesinde ne var biliyor musun 
Uykusuz Türkçe var 
İşinden memnun değilsin 
Bu kenti sevmiyorsun 
Bir adam gazetesini katlar 

Sesinde ne var biliyor musun 
Eski öpüşler var 
Banyonun buzlu camı 
Birkaç gün görünmedin 
Okul şarkıları var 

Sesinde ne var biliyor musun 
Ev dağınıklığı var 
İkide bir elini başına götürüp 
Rüzgarda dağılan yalnızlığını 
Düzeltiyorsun. 

Sesinde ne var biliyor musun 
Söyleyemediğin sözcükler var 
Küçücük şeyler belki 
Ama günün bu saatinde 
Anıt gibi dururlar 

Sesinde ne var biliyor musun 
Söylenmemiş sözcükler var 

                                                  CEMAL SÜREYA

Şekerpare...

Merhabalar..
Geçenler de sevdiğim biri şeker pare yapar mısın diye telefon açıp ricada bulundu.
Ben de tabii yaparım ama gün şu gün bugün olur diye söz veremem
müsait olduğum bir an yaparım dedim.

Dün akşam üzeri yaptım şeker pareleri.
Bugün günlerden 26.12.2017
Bu vesile ile bloğumda ki şeker pare tarifimin de fotoğraflarını güncellemiş oldum.
Tam 5 yıl geçmiş aradan..!

Oysa daha önceleri kaç kere yaptıydım ama hiç aklıma dahi gelmemişti fotoğraflarını yazılarını güncellemek.!
Malzemeler:
1 Paket yumuşak margarin
3 Yumurta
1 Paket pudra şekeri
1 Paket kabartma tozu
1 Paket vanilya
1 Kahve  fincanı irmik
Fındık
Aldığı kadar un 
"Hamurun yumuşaklığı kulak memesi kıvamında olsun"

Şerbeti:
1 Kilo toz şeker 
 4/5 Su bardağı su
 "Su şekerin  üzerini bir parmak geçsin"
Yarım limonun suyu "opsiyonel"
Tarif:
İlk olarak şerbetini kaynatıp hazırlayalım.
Tencereye  toz şekeri ve suyu koyalım kaynatalım hafif kıvamlansın.
Bu aşamada arzu ederseniz yarım limon suyunu sıkıp şerbeti beş dakika kadar daha kaynatalım ve ocağın altını kapatalım.
İyice soğuması için serin bir ortama alalım.

Hamuru yoğuracağımız derin kaseye yumuşak margarini,iki adet bütün yumurta+bir adet yumurta akını "sarısı üzeri için"
pudra şekeri,vanilya,kabartma tozu ve irmiği alalım.

Üzerine kontrollü olarak elediğimiz unu ilave edip bir yandan da yoğurmaya devam edelim.
Hamur kıvamı ele yapışmayacak ve kulak memesi yumuşaklığında olana değin gerektikçe un ilave edelim.
İstenen kıvamı elde ettiğimiz de un ilave etmeyi keselim.Üzerini örtüp yarım saat kadar dinlendirelim.

Elimizle yuvarlayıp üzerlerine hiç bastırmadan fırın tepsisine aralıklı dizelim.
Üzerlerine yumurta sarısı sürelim.
Ortalarına birer fındık batıralım ve 170/180 derecelik  sıcak fırına atalım.
Alt üst nar gibi kızarana kadar pişirelim.

Fırından aldığımız sıcak şeker parelerin üzerlerine kepçe kepçe soğuk şerbetin tamamını dökelim.

Üstünü bir başka tepsi ile kapatalım.

Ve yarı zaman geçtiğinde şerbetin içindeki şeker parelerimizi ters yüz edelim ki her tarafları eşit şuruplansın.

Bir iki saat dinlendirip şerbeti iyice içine çektiğinde servise sunalım.AFİYETLE..
Sevgilerimle..