Vişnap

Manasız Hayat...

1

Bulutlu gri bir güne geç saatte merhaba deyip bir çay içimi ardından yola  çıktım.Eltim ve arkadaşı ile cafede buluşup hasret giderelim istedik.
Bizlere ikram edilen birer tabak çorba iyi gelecekti de,be oğlum,be mübarek ya çayı sonra getireydin ya da çorbayı .!! İkisini aynı an da getirip masaya  koyunca bir çayı yudumlamaktan  bir  çorbayı höpürdetmekten ne çorbadan, ne çaydan keyif aldım.

Bu ne böyle dediğim de gülmelerin  yok mu alıp seni denize atasım geldi :) Çay içimi esnasında bir iki özel konuları eskileri konuşup yad etmek aslında dedikodu olsa da çok hoş oldu:)

Hadi dedik öbür eltimlere gidelim kayınbiraderim bayağı çok hasta eşim abisine çok üzülüyor ben de  üzülüyorum da eşimin üzülmelerine daha  çok üzülüyorum:( Allah acil şifalarını versin desem dualar etsem de  bu öyle acımasız bir amansız hastalık ki sevdiğiniz ellerinizin arasından her geçen gün kayıp gidiyor ve siz çaresiz hiç birşey yapamamanın üzüntüsü ile kahroluyorsunuz:(( 

Toprakla buluştuklarında sevdiklerimiz ilerleyen günlerde bir özlemle kavrulur ki insan :(bilmem ben öyle  çok kavrulup yandıydım da hala da  yanar yandıkça da elbisesini itina ile çekmeceden çıkarır koklar koklarım bitmesin kokuları diye kıyamam ki fazla koklamalara bittiğinde yok ki gerisi:(

 Bir miss koku kalan geriye onlardan bir minik bez çaput parçasına bel bağlayıp burun direkleri sızladıkça hasretten  o çaputtur bir nebze özlemlere gem vuran...Ne zaman ölüm yolculuğuna hazırlanan birini görsem,bir sala sesi duysam minarelerden , niye dünyaya geldim diye isyan edesim geliyor ki bu çok günah biliyorum elimde değil.

Çok korkutuyor ölümler beni öylesine  korku ki bu tarifi imkansız:(
Bak keyfim de,ruhum da hepsi korkuyorlar , bir ben değilim ölümden korkup keyfi kaçan. Hala bekliyorum gelir diye.Bir söz geçiremedim ruhuma .!! Gelir de aklı sıra biraz üzecek beni haspam.