Vişnap

İki Yok Oluş.Bir Tutunuş...


Bir acımasız vicdansız ellerdi o kadife gülünü yerinden yurdundan edenler:(Çok üzdünüz beni:(Hiç mi insafınız yoktu.Hatıralarla dolu kadife gülümü aldım usulca götürdüm başka yere ektim de .Leylak çiceğim kocamandı adeta bir mini ağaçtı .Çaresiz yanladığı yerde  komaya girişini izledim acı dolu gözlerle:(Kadife gülüm ilk epey bir zaman bocaladı yabancılık çekti yeni toprağında..Dalları ,açmış çiçekleri ve de en hazini tomurcuktakileri hep büktüydüler boyunlarını:( Kolay mı ilk gözlerini o minicik toprak parçasında açmıştı minicik fidandı boy verdi serpildi uzadı yediveren gülüm hep koyu kırmızı gülleri  ile bezerdi dikenli dallarını.Onu ana vatanından edenler gün gelecek bunun hesabını vereceksiniz.Yüce Rabbime havale ediyorum sizleri.Bakımla gübre  ile sulama  ile hayata döndürdük kadife gülünü de ya koskoca erik ağacımız işte  o hiç dayanamadı kökleri açıkta kalınca önce hazin hazin iç çekti ağladı günler boyunca  sızılarını taa içlerim de duydum da elden birşey gelmediydi :( Günlerce günlerce  kuruyup gözlerimizin önünda gazele dönüşünü izledik yaş  dolu gözlerimizle.Erik ağacımız kupkuru hali üzerinde ki meyveleri ile  kuruyup solup pörsümüştü:) Sizlere siz acımasızlara inat  kadife gülüm yine tomurcuklarını vermiş bıkmadan usanmadan beziyor dallarını 7 vakit kırmızı kırmızı alev gibi ...Ya siz  bir karış toprağın hesabını yapanlar. o bir parça toprakta huzurla uyuyabilecekmisiniz?

Ev Yapımı Kesme Erişte..

Canım arkadaşım beni ziyarete geldi uzak uzak yollardan arşı arşıydı geldiği yer taaa Kars gibi uzak  illerden .Sağ olsun var olsun çok güzel eğlendik sohbetler ettik ,gezdik,vakit nasıl geçti hiç anlayamadık.Birtanecim bana  kendi elleri ile nefis kesme erişteler yaptı .Erişte için olanı ayrı çorbalık için olanı ayrıydı .Bugün hem çorbasını hem eriştesini yaptık .Tadı tek kelime ile muhteşemdiler.Canım arkadaşım Elet'im ellerine ,kollarına sağlık olsun .Çok teşekkürler ediyorum canım benim.Bugün istedim bu güzel lezzetleri sizlerle paylaşayım diye  düşündüm.Hamurunu nasıl tuttu bilemiyorum .O esnada ben  başka bir işle meşguldüm.Eriştelerin kurutulması  aşamasında yardım ettim tek tek ipe dizdik sıraladık bayağı bir  meşakkatli yapılışı.Ama sonuçta vallahi değiyor onca uğraşıya.Canım Elet'im tekrardan çok teşekkürler ediyorum her yerken adını anacağım kulaklarını çınlatacağım. Düşünüyorum bir daha ki yapmalarımda cevizlisini ,şekerlisini ,tavuklusunu yapacağım .Her biri şahane  olacak eminim .Bu yaptığım sade tereyağlıydı bayıldık sofrada nefasetine..Geçelim mi yapılışına ?Malzemesi hazır olunca 5 dakikaya piştide sofrada yerini aldı bile.
Malzemeleri:
300 Gram kadar  erişte
1 Çorba kaşığı tereyağ
 Su
Tarifi:
Tenceremize  suyumuzu alıp fokur fokur kaynarken  içine tuzda atalım yeterince olsun .İçine eriştelerimizi de usulca salalım arada hafifce nazikce karıştıralım ki fazla kırılmasınlar.Yaklaşık  6/ 8 dakika haşlayalım .Hafif al dente olsunlar.Süzgüye alalım Bu arada sahan da tereyağımızı eritelip kızdıralım cızırdaması durunca süzüp tencereye aldığımız eriştelerimizin üzerine dökelim.Kapağını kapatıp yaklaşık 10 dakika kadar demlendirelim.Sonrasında servis tabağımıza koyup doğru sofraya götürelim ev halkının büyük iştahla yediğini seyredelim arada  biz de soğutmadan yemeyi ihmal etmeyelim.Afiyetler olsun.Sevgi ile kalın.




Benimdin Babamdın...



Bugün bir babalar günü daha kutlanıyor.Aslında ben sevmem  bu tür kutlamaları.Bana ticari dayatma gibi gelir hep.Hayatta olsaydı yine de bir gömlek bir pantalon vs alıp ben de hediyeli kutlama kervanına katılırdım eminim ki. Babası hayatta olanların babalar günü kutlu olsun.Vefat edenlerinde başta babaları olmak üzere  benim babama da ,bir de bütün vefat edip bizleri bırakıp gitmişlerin de ruhları şad olsun .Rabbim hepsine rahmet eylesin.Babasız geçirdiğim yıllar babamla geçirdiğim yıllardan çok çok fazla olunca onunla berabere geçirilen zamanların hatıraları da neden bilmem geçip giden yıllarla beraber  silikleşiyor.Unutulmasa da anılar flulaşıyor:(Acısı ilk zamanlarda ki gibi olmasa da yine de böyle günlerde,bir de bayramlar da yüreğim kanıyor.Allah'tan hafifliyor ilk günün acısı gibi acımasız olmuyor yokluğunun acısı babam benim.Yine de yüreğim sızlıyor.Demek ki acılarımız flulaşmıyor.Hatıralarımız silikleşen:(Sadece  bir yerler de  köşeler de saklanıyorlar.Onlar her daim tazeler arsız ayrık otları gibi anı kollarlar sızlatmak için içlerimizi,ruhlarımızı:(.

Hayat Süpriz Yaptın Bana...



Nasıl da olaylar  dedikleri gibi çorap söküğü gibi ard arda geliyor .Ne güzel ,dakikalar,saatler bunlar bayıldım.Yıllar yıllar sonra kuzenimle karşılaştık .Yıllar sonra derken  o yıllar ki birer koca hayatları barındırıyor  içinde azımsanacak gibi değil ki.Ömrümüz de bir iki kere karşılaşmışız .Onda da minicik çoçuklardık.Yukarıda ki  temsili fotoğraftaki gibiydi yaşlarımız tıpkı böyleydik.Bu kadarcıktık her ikimiz de.Bir sevinç bir mutluluk denizindeyim , bir iyi geldi bana .Sebep olanlara dualar ettim bir sürü.Öncesi yazıştık yazıştık sosyal paylaşım sitesin de karşılaşamadan bir türlü .Aynı an da hiç denk gelemediydik.Az  önce tesadüfü denk geldik, telefonlar alındı verildi.Anında çalan telefonla  konuşmalara doyamadık kan çekiyor dedikleri bu olsa gerek. Çok mutlu oldum konuşurken  vakit nasıl da geçti.Geçti ama bizim konuşacak çok konumuz olunca yetmedi ki:(Heyecandan  kim olduğunu da söylemedim sizlere tühh bana .Yıllar sonra karşılaştığım kuzenimdi.Hayatlarımızın  kısaca özetini geçtik.Şimdi sırada yüz yüze karşılaşıp saatler  boyu sohbet etmekte sıra .Rabbim tez zamanda nasip et bizlere bunu.Hoşça Kalın .Hep sevdikleriniz ile beraber  olun .Hasretlik çok zor...

Bahçelerde Akşam Üstleri...



Bahçeli evde oturmanın keyfi ,tadı şu sıcak yaz günlerinde çıkıyor.İşte bir akşam üzeri daha  güneş battı batacak  gözlüyorum batsa da çiçeklerimi sulasam,terasımı yıkasam bir gece oturmasına daha hazırlasam.Çok seviyorum öteki komşularımızda da aynı telaşlar  hortumlar ellerde bahçelerde ki sebzeler,çiçekler sulanıyor.Onlar bile suyu gördükçe diriliyorlar,kendilerine geliyorlar.Ya şu etrafımızda ki ıhlamur ağaçlarının kokuları evlerin içlerine kadar buram buram yayılıyor.Bahçelerdeki masalara sofralar kuruluyor kimi çay sofrası kimileri yemek sofraları.Hele de çay kaşıklarının çıkarttığı o şıngırtılar yeniden bir posta daha çay demlettiriyor insana.Neden şekersiz içerim ki çayımı da şu sevdiğim şıngırtı sesslerinden mahrum kalırım diye iç geçiririm.Bazen de bahçelerde ki missler gibi kızartılan kızartma kokuları sanki yazlıktaymışız hissini veriyor.Diyorum yarın akşam da ben karışık bol domatesli,sarımsaklı kızartma yapacağım diye.Bir imrenme  bir heves etmeler.Samimidir  komşuluk ilişkilerimiz .Yılların tanışıklığı akrabalık ilişkilerini bile geride bıraktığına tanık oluruz.İyi günde de kötü günde de kenetlenir  komşularımız birbirleri ile.Apartman hayatı olanların da böyle bahçeli evler de  ömür tüketmelerini dilerim.Tabii isteyenler içindir dileklerim,herkesler de sevmeyebilir.Zorlukları da vardır.Mesela en  muzip olanı dut ağaçlarıdır bir  pisler bir döküyorlar atıyorlar kendilerini yerlere sere serpe sıvama bulama dut yerler.Yıkamalara dahi yetişilmiyor.Beraberinde arılar vızıldıyorlar nasiplerini yemek için.Karşı komşunun arka bahçesi yem yeşil mini bir koru gibi bir sürü dut ağaçları var.Akşam hava karardımı yeni dadanmış yabani domuzlar  4/5 taneymişler gelip dut yiyorlarmış.İnanamadım dün gece  gittim  komşunun balkonundan sessizce bekledik gözlerimle gördüm.Korktum.Hayatımda ilk defa canlı domuz gördüm.Hey Allahım ya buralar iyice köy gibi oldu.yaşasın temiz hava  araba yok egzos yok sadece olan yaseminlerin,güllerin,hanımellerin,ıhlamurların,akasyaların miss kokuları.Bir de sivrisineklerin azılı dişleri ile ısırmaları yok mu nazar boncuğu olsun onlar da artık:))Şanslı kullarındanız vesselam Rabbime binlerce şükürler olsun.Darısı sizlerin başına ,sevgi ile kalın doğa ile iç içe olun:)


Kara Fırın Kurabiyeleri Misss Misss...


Dün ve bugün çok sıcak yaptı malumumuz .Ben de sıcakları hiç sevmem.Şimdiden kış gelse demelere başladım Aslında en çok sevdiğim mevsim bahar ayları candır ferahtır.O kadar sıcak yaptı ki bizim evde de güneş batana kadar evimizde mutfağımızda her yerlerimiz de .Öğlene kadar rahatız seriniz.Öğleden sonrası yanıyoruz kendimizi terasa atıyoruz.Bugün de tam çay saatimiz için hazırlık yapıp terası yıkıyordum.Bir yandan da kendimi ıslıyorum.Yoksa solacağım  Güneş'in azametinden:))Kapı çaldı hem de çok çalmış ben duyana kadar  .Yazık kargodan gelen delikanlı kapıda az daha buhar olacakmış hemen  bir bardak su verdim serinledi paketimi verdi.Nasıl sevindim.Çok mutlu oluyorum her aldığım hediye paketinden isterse içinden  sakız çıksın.
Bir baktım Kara Fırından geliyor paketim .Kokladım missler gibi tahin kokuları geldi burnuma missler gibi ..Hemen alel acele açtım Çok şık bir İstanbul hatırası yazılı yuvarlak bir kutu.Laf aramızda içindekiler bitince kutuyu takılarımı küpelerimi ,incik boncuklarımı kayarak değerlendirmeyi düşünüyorum..Ve Karadeniz'in harika çayları ve bir teşekkür mektubu çıktı paketimden.Aşağıdaki lezzetler bana gözkırpıyorlar ye bizi diye:)


Ben asla tek başıma yiyip te canım arkadaşımı bu lezzetten mahrum edemem deyip hemen haber ettim geldi .Çayımızı demledik.Terasımızı da yıkayıp serinlettik.Haydi masaya götürelim bardaklarımızı ve kurabiyelerimizi.Valla ben kutusundan yicem dedim.Arkadaşımda bu fikrime okey dedi:) Biz gidiyoruz terasa doğru:)İsterseniz sizlerde gelin...


Çayımız muhteşemdi.Kara Fırın'ın poşet çaylarını artık bir başka zaman içeriz.Öncesinde demlemiştik çayımızı.Kurabiyelerimiz çok nefisti ağızda dağılıyor bir de miss gibi tahin kokusu adı üzerinde tahinli rulolar ve en sevdiklerimden kavala kurabiyesi.Yedik yedik kendimizi hiç kısıtlamadan yedik yine de kutunun yarısını bile bitiremedik. Sevgili Kara Fırın ve Kara Fırın  yönetim kurulu başkanı sayın Orhan Karal tekrardan çok teşekkürler.


Karadeniz dedik mi ilk akla gelen demli çayları Artık çaylarımızı da yarına içmeye karar verdik.Sevgi ile muhabbet ile kalın,hep çay saati tadında geçsin günleriniz.

Güveçte Sucuk...

visnap.blogspot.com


Merhabalar Sevgili Arkadaşlarım.
Güveç sucuk geçen sevgili arkadaşım Sarı Mutfak Hande'nin mutfağında görüp aklıma yazdığım bir tarifti.Bunun ocakta pişenini arada bir yapardım da güveçte hiç aklıma gelmemişti.Görmem iyi oldu Teşekkürler Handeciğim.Bu akşamın yemeği belli olmuştur yanına bir de makarna ve salata savdık bir yemek faslını daha deyip şükürler olsun diyorum.Haydi yapacaklar hep beraber mutfağa gidelim mi ilkin domatesler,biberlerden başlayalım işe:)Kolaylar gele...
Malzemeleri:
Yarım kangal sucuk
Üç büyük kırmızı domates
4/5 Adet sivri biber
Bir adet  kırmızı kapya biber
Bir çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
 Bir çorba kaşığı fındık yağı
Tuz
Kekik
Kırmızı pul biber
Tarifi:
Öncelikle domateslerimizi yıkayıp robotta doğrayalım .Ben o an üşendim aslında elimle minik küpler halinde doğramak her zaman tercihim oluyor .Gerçi robotta beni utandırmadı şükürler olsun.Sivri biberlerimizi de yıkayıp ince ince dilimleyelim Bir sahana önce tereyağımızı,biberlerimizi alıp bir iki soteleyelim.Sonrasında domateslerimizi de ilave edip berabere pişirelim .Dilimlediğimiz sucuklarımızla da bir iki çevirip baharatlarınıda katalım. Güveç kaplarına paylaştıralım sucuklarımızı.Fırında 250 derecede 15 dakika kadar  pişirelim.En sonda rendelediğimiz kaşar peynirlerimizi de üstlerine serpeleyip bu aşamada fırının ızgara  kısmında üzerlerinin kızarmasını sağlayalım.Bitti bile  bir çay demleme süresi kadar vaktimizi aldı.
Afiyetler olsun.




Erişte Çorbası...

Hani demiştik ya geçen Elet'imle erişte kestik yaptık diye.İşte o çorbalık olarak yaptıklarımızdan bir erişte çorbası pişirip sıcak sıcak içelim istedik.Hemen  tenceremize suyumuzu koyduk.O kaynaya dursun biz de malzemelerimizi sıralayalım tezgahımıza.Haydi kolaylar gele:)
Malzemeleri:
Bir kase yeşil mercimek
Bir adet orta boy  kuru soğan
Bir kase çorbalık erişte
Bir çorba kaşığı tereyağı
Kırmızı pul biber
Kekik
Nane
Tuz
Tarifi:
Bir tencereye su koyup içine de ayıklayıp yıkadığımız yeşil mercimeklerimizi katalım yumuşayana kadar kaynasınlar.Biz de o arada bir başka sahanda  yemeklik doğradığımız kuru soğanlarımızı kavuralım şeffaflaşıncaya kadar.Diğer yanda su ve un ile yumruk büyüklüğünde sertce hamur tutalım.Uzunlamasına  yuvarlayıp uzun şeritler haline getirip minik küpler halinde keselim hamurlarımızı.

Kavrulan soğanlarımızın olduğu sahana küp hamurlarımızı da atıp kavurup kızarmalarını sağlayalım.indirmemize yakın baharatlarını da katalım ve ocağımızın altını kapatalım Kaynamakta olan pişmiş yeşil mercimeklerimizin içine çorbalık eriştelerimizi de  katalım hafif diri kalacak şekilde berabere pişmelerini sağlayalım.Her ikisi de istenilen kıvama geldiğinde kızarttığımız soğanları ve hamurları da çorbamıza katalım .Bir taşım kaynatıp ocağımızın altını kapatalım.


Silmeden Yazdım.Sanem'im Mimi..

Sevgili Sanemciğimin silmeden yazacağıma söz verdiğim mim konum aşağıda.Yazarken yanlış dahi olsa silmem dedim ve hiç ellemedim hatalarımı bıraktım özgür olsunlar bu gece, canım  umarım beğenirsin....

Bu geceyi mim gecem ilan ettim.Hazır ben de böyle yazma isteği varken aldım mimlerimi önüme ilkinde iç seslerimi yazdım durdum.İkinci mimim serbest olduğundan önce bir kahve koydum ocağa sonra vaz geçtim yok ben sıcak çikolata içmeliyim.Her zaman Türk kahvesi içerken illa da yanımda karşımda içten samimi bir dost aramışımdır .Gecenin bu saatinde  nerede benim dostlarım uykudalar kıyıpta uyandıramam ki onları.En güzeli sıcak bir çikolatayı yalnız başıma içeyim deyip su ısınırken de  bu yazdıklarımı döküyorum bloğumun sayfasına.
Kahve dedim de  illaki damla sakızlısını severim .Birde  İzmir'de Kemeraltında fincanda pişirilen kahvededir aklım birde yanında eşlik etse  6 ay önce bıraktığım sigaram.Tek bir içimlik söz sonrasında dudağımı bile değdirmem bak söz diyorum nefsimle  didişiyorum .Karşımda dost diye kul köleolduğum dostum kahvem köpük köpük neşe dolu olsun telvesinde ayrı geleceklerle bana seslensin isterim.birdefincanım çiçekli altın yaldızlı olsun kenarları bir de  porseleni incecik olsun isterim.Eee istemişken birde denizden doğru esen meltemler yüzüme değerken varlığını hissettrisinler  yüzüm gibi yüreğimde ferahlasın isterim.
Sanemcim sevgilerimle seni öpüyorum...

Beyaz Sayfa'mın Mim'i...

Sevgili Beyaz Sayfa beni mimlemiş .Mimleri oldum olası çok severim.Bloğum yokken de hep mimlenenleri okur hayal kurardım bu benim ikinci mimim,hayalim gerçek oldu ya mutluyum şu an. Çok teşekkür ederim Beyaz Sayfacığım. Geçelim mimime de ben de bir heyecan oluştu ya yazamazsam ya saçmalarsam diye klavyeyi tıktıklayan parmaklarımda titrek oldular birden.Geçen mimde böyle heyecanlanmıştım ki. 
Mimin konusu:
İçindeki sese bir kulak ver hele..
Anlat bizde dinleyelim..
Ya da o sesi dinlermisin,veya hiç tınlamaz mısın..
Ne yaparsın,ne edersin?
Haydi yazsana..
Haydi yazmaya başladım bile bana kolaylar gele:)
İçimde ki sesler beni bazen ürkütüyor,bazen gülümsetiyor.Şu an ki iç sesim ise çok tatlı fısıldıyor kulağıma biraz da alay edercesine,biliyor ki gidemeyeceğim yok öyle bir imkanım.Haydi gel seninle Sis Dağına gidelim yaylasın da yaylanalım.İnekleri  ile,koyunları ile meleşen kuzuları ile sarmaş dolaş bir beş gün geçirelim.Sabahları komşunun saçta pişirdiği çörekle,kınalı koyunun sütü,Kezban ineğin tereyağları ile,Kadriye yengenin halis el yapımı dut pekmezleri ile mükellef bir yayla kahvaltısı yapalım diyor.Kahvaltıyı fazlacana kaçırınca da dere tepe yalın ayak yürüyelim topuk otlarının üzerinde şifalanalım diyor. Biliyorum ki  iç sesim beni kandırıyor.Kandırsa da  sesi çok tatlı geliyor içime .Hep  konuşsun,hep fısıldasın taa ki hayalim gerçek olana kadar.Bıkmadan usanmadan dinlerim içimde ki o tatlı sesi.
Canım işte  yazmaya başlarken içimden geçen seslerim bunlardı umarım beğenmişsindir.
Sevgi ile,muhabbet ile  kal Beyaz Sayfam..




Veda...


Dün güzel geçen geceden sonra her gecenin sabahı gibi yumduk açtık gözleri sabah oluvermiş.Oysa ben bu sabah sabahın geç olmasını güneşin geç doğmasını istedim.Misafirim arkadaşım Elet'im bugün evine memleketine Kars'a dönecek diye hüzün kapladı içimi.Beraber geçirdiğimiz sayılı günler içinde birbirimize öyle alıştık ki.Canım ya hiç yabancılık çekmedim hiç sıkılmadım seninle olmaktan Sanki 40 yıllık tanır gibiydik.

Gezdik dolaştık ve o gitme anların geldi.Haydi son sabahımız cafede kahvaltı yapalım deyip çıktık erkenden yola.Fırından simitlerimizi aldık onlarda taze çıkmışlar miss çıtırdılar doğru deniz kenarında ki masaya,siparişleri verdik beklerken canım bir sigara içmek istedi ki o an nedense.Oysa daha ne çay içmişim ne de bir şeyler atıştırmışım.Ne ayıp bana aklımdan muzır şeyler geçiyor sigara   filan cıks cıks:) Neyse çabuk aklımı denize, karşılara,gemilere,sandallara,martılara çevirdim de bir krizi daha atlattım.

Canım ya saate bakmaya korkuyorum ya gitme zamanı geldiyse diye Ama  geldi işte bir veda vakti daha.İnsanın sevdikleri ile vedası acı oluyor.Haydi kalkalım yola koyulalım.Kavacık'ta stresli bir yarım saat bekleyiş ile heyecanlandım habire.Sizlere belli etmek istemesem de anladınız heyecanımı.Tepesinde kocaman E 3 yazan otobüs geldi bir doğru dürüst doyasıya sarılamadık bile aldı seni götürdü Elet'im.

Dönüşte nedense doğru eve gitmeyi canım istemedi, cafeye uğradım yeniden bir çay bir nargile sabah ki oturduğumuz masanın bir sağ yanında ki masaya oturdum öylesine daldım gittim denize yine.Bu deniz  benden bıkmıştır.Bir gün dile gelse de ben de denizi dinlesem.

Canım Elet'im lütfen arayı açmadan yine gel özlemle bekliyorum.İyi ki senin gibi yüreği dost melek biriyle tanışmışım.Rabbime şükürler olsun.Hep sevgi ile,muhabbetle kal,hayat hep gülsün yüzüne birtanem.


Dostluk Demi...

Dost bir çift sözünüzü
Duymaya geldim.
Dostluk demi oturmuş
Bir bardak içmeye geldi.

Dağ olmuş hasretin,
Bir katmanını,silmeye geldim.
Sohbetinize girip,
Bir dem,haz almaya geldim.

Boş verelim,derde kedere
Demliğin dibine vurmaya geldim.
Dost neşenizi görmeye geldim.
Gönül çiçeklerini ,dermeye geldim.

İçinize sızıp,neşemi bulmaya geldim.
Yıllar almış demin,
Kokusunu duymaya geldim.
Dostluk deminden bir bardak içmeye geldim.

                                                                                        Filiz Kocabıyık

Muska Böreği...

Akşam üzeri tam ikindi vakti karınlar hafiften acıkmaların sinyallerini vermeye başlayınca hemen buzluğu alt üst ettim.Bu nefis muska böreciklerimi gördüm.Geçen yaptıydım,elde olan  peynir çeşitleri hafiften renk değiştirip kurumaya başlayınca hemen değerlendirme  adına yufkaları alıp sarıp sarmalayıp atmıştım buzluğa.

Şimdi hazırcacık elimize gelince  pek makbule geçti:) Tarifinde ne var dememeli yazmalıyız .Mutfağa  ilk  girenler olabilir.Hepimiz bir zamanlar acemi balıklar gibiydik mutfakta. Unutmayalım geçmişimizi değil mi? :))

İlk yufka almakla başlayalım işe .Yufka  öyle her yerlerden alınmaz hele marketlerden vakumlu ambalajlı olanlarından hiç alınmaz hepsi kalın ve  yani kısaca  güzel değiller. Çok sıkışırsak onlardan ancak döşeme tepsi böreği yapılır.

Benim yufkacım yürüme  15 dakikalık bir mesafede  15 dakika da dönüşü,gitti mi yarım saatim yufka peşine:))
Eee her güzelin, her nimetin vardır bir külfeti:)) Geçelim tarifimize artık:)
Malzemeleri:
3 yaprak yufka
300 gram beyaz peynir (ben evde kalan ne kadar kurumuş peynirler  varsa  onları kullandım tulum peyniri de vardı aralarında?
Maydanoz
Varsa dereotu da  çok yakışıyor
Bir yumurta
Tarifi:
Önce peynirlerimizi bir kasede çatal ile ezip ufalayalım .Yıkayıp incecik kıydığımız maydanozlarımızı,dere otlarımızı da ilave edelim.Bir yumurtayı da kıralım ,çatalla malzemelerimizi güzelce harmanlayalım.

Yufkayı ikiye  tekrardan ikiye bir daha ikiye katlayıp dört parmak eninde enlemesine şeritler halinde keselim.Kestiğimiz şeritleri tezgaha yayalım  uc kısmına iç malzememizden koyup katlayaraktan sarıp muska şekli verelim .
Uçlarını bir minik kaseye koyduğumuz su ile ıslatıp yapışmalarını sağlayalım ki açılmasınlar.

Bol kızgın yağda kızartıp hemen  kağıt havlu serdiğimiz servis tabağına alalım .Yok eğer  hemen yemeyecekseniz buzluğa atıp dondurabilirsiniz. Gün gelir bize olduğu gibi sizinde elinize  hazırcacık geliverir.Çok güzel oluyor sanki bulmuş gibi olduk bizler:)) Baktım böreklerimin fotoğraflarına da  bunları sardığım zaman vaktim çoktu sanırım ki minicik minicik sarmışım.İyi de yapmışım birer  lokmalıktı her biri:))
Afiyetler olsun..




Dönerci Ali Usta'nın Nefis Kebapları...

Sevgili Senemciğimden   http://www.seneminyemekleri.com/aldığım güzel davet  üzerine bugün öğlen yollara revan oldum.Methini çok öncelerden duyduğum fakat  lezzetlerini bir türlü tatma fırsatı bulamadığım Maltepe'de ki Meşhur Dönerci Ali Ustanın mekanına bin bir yol meşakketleri ile vardım İstanbul trafiği malumunuz:(( Önce Kadıköy'de sevgili can arkadaşım http://www.bademcicegi.com/ Aytülcüğümle buluşup yola kaldığımız yerden devam ettik. Kısa sürede vardık nezih mekana.




Çok güler yüzlü ekip tarafından kapıda karşılanmak yüzümüzde tatlı gülücüklerle ışıldadı yüzlerimiz . Masada oturan arkadaşlarla sarılıp kucaklaşmalar uzun zamandır görüşmemiştik birbirlerimizle hasretler giderdik çok güzel sohbetler ettik .Vesile olan emeği geçen bütün arkadaşlara  çok teşekkürler ediyorum.Ortam olsun,her şeyler çok sıcacıktı.Mekan sahibi Ali Bey,Danışmanı Mehmet Karahan beylerin içten hoş geldiniz demeleri bir ara kendimi evimde gibi hissettim .Bu his benim için çok önemlidir gittiğim mekandan keyif alabilmem için önce güler yüz sonra kebapların,yiyeceklerin lezzeti diyenlerdenim.Burada hem lezzetler olsun,hem müşterilere davranışlar olsun çok beğendim.Tam benlikti..


Acıktık daha da beklemeyelim hemen lezzetli kebaplarımızı soğutmadan yiyelim mi?Hadi sofraya bakın ne  güzeller,aman karnınız aç iken sakın bakmayın derim.Benden söylemesi:))


Üzerine  bol tereyağı cazzdadak döktüler ya işte o esnada daha dayanacak takat kalmadı bende.Mis gibi kokuları içime çekerken  şu fotoğrafı dahi zor  çektim sabırsızlığımdan:))Uzun zamandır  bu kadar lezzetli iskender kebap yememiştim.


Bol limon ekşili salata nefis,ya bol köpüklü ayrana ne demeli? durum ortada bir bardak daha içmeyi düşündüm de  ahh yerim kalmadı ki,alacağım olsun:)


Ve günün finali çıtır çıtır sıcacık güzeller güzeli künefe  ile şen olan soframız daha da şenlendi de,gelgelelim ben dayanamayıp kendi künefemin ucundan kıyısından  azcık birazcık derken yarısını yiyivermişim farkında olmadan  .Çaresiz değiliz çok şükür hemen canım Yağmurcuğum künefesini yemeye başlamadan  çekiverdim fotoğrafını:)


Yağmurcuğum bak senin künefen iki dakikalığına ödünç almıştım haber edeyim canımcım:))
Ve biz Türklerin olmazsa olmazı yemek üzeri çay keyfi tam aklımdan geçiyordu ki o esnada çay dolu tepsiyi görüverdim .Sağolsunlar nasıl makbule geçti tavşan kanı demli tazecik efil efil çaylarımız.


Kebaplar,künefeler yendi yine geldi bir veda vakti Tam gider ayak yine çok güzel bir jest ile karşılaşmak sevgili Bulgurium firmasının birbirinden güzel,lezzetli ürünlerinin çeşitliliği karşısında şaşırdım önce ilk hangisini denesem dedim ve kurutulmuş domatesli bulgur pilavından başlayacağım.Çok teşekkürler Bulgurium.
Çok Teşekkürler Ali Bey ,Mehmet Karahan ,çok teşekkürler Gurmem ve bizlere servislerimizi geçiktirmeden bir arı gibi hızlı hızlı aksatmadan hizmet eden bütün personele ve de emeği geçen herkeslere çok teşekkürler ediyorum.


 Etkinliğe katılan bloger arkadaşlarımın linkleri de aşağıda.






Kabak Mücver...

Kabak mücveri en çok sevdiklerimdendir.Ben çoğunluk hiç bir yemeğin tadına tuzuna bakmam pişirirken.Sevmem,içimden de gelmez zaten.Ama mücver ve  çiğ börek oldu mu kimse beni tutmasın asla dayanamam bir yandan kızartırken bir yandan da tabağımı da alırım yanı başıma bir iki tane mutlaka ağzım yana yana yuvarlarım yerim.Ve sonrasında da tabii malumumuz tıkanırım,iştahım kapanır sofrada onlar yerken  bu defa da ben bakarım öyle:)

Geçen yemeğini yapayım diye aldığım kabakların bir kısmını mücver yapmak için geçtim mutfağa.Bir sır vereyim sizlere bu 3.ncü mücver yapışım olacak ömrü hayatımda.Güya bir de çok seviyorum:))İlk yaptığımda muhteşem lezzetli kıvamlı olmuştu,acemi şansı belki de.İkincisin de ıyy içim kalktıydı bulamaç gibi bir şey olmuştu nasıl yağ çekmişti o mücverler.Epey bir süre kabak bizim evde mücvere dönüşmeden tüketilmişti.Bu dolabımdaki kabaklarda sırasını bekledi.Kısmet bugüneymiş deyip Besmele çekerekten  gideyim mutfağa.Açıkcası biraz korkuyorum da. Ya  olmazsa diye:))
Malzemeleri:
3 tane büyük kabak
Kabak başı hesabı ile 3 yumurta
Yarım demet dereotu
Yarım demet maydanoz
yarım demet taze nane
5/6 sap taze soğan
Karabiber
Kırmızı pul biber
Aldığı kadar un (tahmini 2 veya 3 kahve fincanı kadar )
Tuz
Kızartmak için fındık yağı
Ben kabakları yerken hafif diş diş ağıza gelmesini sevdiğimden elimle çenterek doğruyorum kabaklarımı.Siz isterseniz rendeleyebilirsiniz.Nasıl olursa olsun tuzunu mutlaka tam kızartma yapacağınız zaman sepeleyin yoksa çok sulanıyor.Mücverle baş etmek için una başvurunca da bu sefer de  un miktarı fazla oluyor bana böreği anımsatıyor o zaman da.

Aslında  çok kolay görünen bir tarif olsa da insanı uğraştıran gizli zorlardan bir tarif:)Mesela benim mücverimin unu fazlacana kaçtı böreğimsi hissini verdi bana .Gerçi yiyenler çok sevdiler:) Hangi ara bu kadar çok konuştum yine tarif vereceğim derken çok konuşmuşum hemen tarife geçiyorum,geçtim bile:))
Tarifi:
Kabaklarımızın kabuklarını sebze soyucu ile soyalım ve keskin bir bıçakla incecik kıyalım,çentercesine.Taze soğanlarımızı,dereotlarımızı,taze nanelerimizi,maydanozlarımızı yıkayıp kesme tahtasında incecik kıyalım.Bir karıştırma kabında doğradığımız sebzelerimizi,baharatlarımızı,yumurtalarımızı unumuzu da katıp karalım karıştıralım.Yağımızı tavaya alıp kızmasını beklerken tuzumuzu da katalım mücver harcımıza.

Yağımız  bol ve kızgın olsun ki mücverlerimiz fazla yağ çekip ağır olmasınlar.Kızarttıklarımızı kağıt havlu serdiğimiz servis tabağına alalım yanında da bol buz gibi köpüklü ayran ile ikram edelim Ohh  afiyetler olsun...
Sevgi ile kalın.



Frik Pilavı...

Frik hep adını duyardım .Ne yapmışlığım ne de yemişliğim vardı.Bir denemekte fayda var deyip geçen gittiğim marketin rafında da görünce hemen aldım.Üzerini okuduğumda tütsü kokusu olması filan beni cezbetti.Severim is kokusunu bilhassa da isli çerkez peyniri favorimdir de acaba ev halkı beğenir mi diye tereddütler ettim.O yüzden az pişirmeye karar verdim.Haydi başlayalım mı ?
Malzemeleri:
Bir su bardağı frik
Yarım su bardağı bulgur
Çeyrek su bardağı tel şehriye
Bir  orta boy kuru soğan
Bir tatlı kaşığı biber salcası
Tereyağı
Yarım Hindi but 
2 su bardağı hindi suyu
Tuz
Tarifi:
Önce hindi budumuzu tütsüleyelim diye ocağı yaktım Yok şimdi ki tavuklar,hindiler bilmem hangi ilaçları kullanıyorlarsa üzerlerin de bir tek kıl,tüyü yoktu .O yüzden direk bol su ile yıkayıp hindi budumu düdüklü tencerede yaklaşık yarım saat pişirdim.Suyunu süzüp etlerini de iri olarak didikledim.Bilhassa iri parçalı olsun istediğimden ağıza geldiğini hissetmeliyiz etlerini:)

 Diğer tarafta  pilav tenceresinde  tereyağımızı eritip yemeklik doğradığımız soğanlarımızı kavuralım.Tel şehriyemizi de ilave edip devam edelim kavurmaya.Hafif pembeleşince ayıklayıp yıkadığımız bulgurlarımızı da ilave edelim berabere biraz kavuralım frikle de beraber kavuracağımızdan az olsun  kavurmalarımız.

Friğimizi çok dikkatli ayıklayalım içinden  taş filan  çıkabilir .Gerçi bizimkinden 3/5 tane kadar taş çıktı.Temizmiş Reis'in Friği tavsiye ederim sizlere de.Friğimizi ve biber salcamızı da ilave edip berabere şeffaflaşıncaya kadar kavuralım.Üzerine sıcak hindi suyumuzu ilave edelim.Tuzunu ve hindi etlerini de koyalım.Önce bir taşım harlı ateşte sonra çok kısık ateşte pişmeye bırakalım friğimizi.Piştikten sonra üzerine temiz bir mutfak bezi ile ya da kağıt havlu ile  kapatalım demlenmesi için bir süre bekleyelim.Yanında ev yapımı yoğurt,ayranla miss yakışıyor.

Notlarım: Ben zaten seveceğimden emindim.Bayıldım,ev halkıda çok sevdi.Bir de  çok artımlı bir  pilav oluyor.Bir daha kine nohutta ilave edeyim istiyorum.Hatta aklıma gelen bütün çeşitlerini deneyeceğim.Tavuklu,etli, yeşil mercimekli filan bir sürü tarif canlanıyor kafamda hepsini deneyip sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.Çok çok çok tavsiye ediyorum. Yapmadıysanız yapın deneyin derim.
Afiyetler olsun,sevgilerimle.

Akşamın Yemeği ...

Hava gün içinde bunaltıcı sıcaklığı ile beni canımdan bezdirdi. Bu ay da böylesi sıcaklık daha sonra ki en sıcak ayları düşünemiyorum.Sıcağı hiç sevmeyen biri olarak önümde  zor sıcak günler var gibi.Umarım beni fazla hırpalamadan ,yormadan geçer sıcaklar.Her zaman bahar aylarıdır  en favori aylarım.Bugün hafta sonu içimden gelmese de evi biraz silmek toparlamak gerektiğini camdan sehpalara vuran tozları bol bol gösteren güneş ışıkları şamar gibi gözüme gözüme sokunca tozları huzursuz oldum..Kalktım temizlik yapmaya .Ha burası,ha şurası dedikçe yap yap bitmiyor yahu ne fena  şu evin işleri.Ev işleri nankör diyorlar az bile diyorlar.Nerdeyse evin  içinde adım atmalara bile  korkar oluyoruz her adımda gramlarla tozlar yapışıyor her yerlere:)Bu  kadar ev işi arasında birde akşam yemeği faslı var ne yapsam ne etsem derken dünkü aldığımız istavritler geldi aklıma mısır unlu çıtır çıtır  hem leziz hem kolay birde yanında salata oh miss bugünüde böylece savmış oluruz:)
Haydi başlayalım istavritleri hale yola koyup kızartmalara:)

Malzemeleri:

Yarım kilo istavrit
Mısır unu
Tuz
Fındık yağı
Varsa bir de Karadeniz'e özgü dönderme tavası



Tarifi:

İstavritleri ayıklayıp bol su ile yıkayalım.Süzgüdeyken tuzunuda ilave edelim ki içine çeksin lezzetlensin istavritlerimiz.Dönderme tavamızı  çok az tavanın yüzeyi yağlanacak kadar fındık yağı ile yağlayalım.Bir tabağa koyduğumuz mısır unu ile istavritlerimizi unlayıp yağladığımız tavaya düzgünce dizelim.(Şu balıkları çiçek gibi  tavaya dizmeleri bir türlü başarıpta yapamadım ya yanarım yanarım buna yanarım:)Kafama  koydum mutlaka öğreneceğim nereden başlanıyor dizmelere ?:) 
Bu şekil kızartma işlemi çokta sağlıklı oluyor  hem de biz evimizin ahçıları için zamandan da ,iştende tasarruflu olması hoşuma gidiyor.Alt üst çeviri veripte hepsini birden servis tabağına aktarmak.İşte hayat böyle kolaylıklarını hep göstersin bizlere:) Balıklarımız  kızarırken  hemen bu arada bir de dolapta olan malzemelerle  bir renkli iştah açıcı salatada yapalım 


Malzemeler:

Domates
Salatalık
Sivri biber
Maydanoz
Kuru soğan
Sosu:
Sızma zeytinyağı
Limon
Sirke
Sarımsak
Tuz

Tarifi:

Bütün salata malzemelerimizi yıkayıp soyup doğrayalım .Derince bir salata kasesinde  sosu ile harmanlayalım.Salata tabağına alıp servise hazır edelim.Soframızı da kuralım bu arada.Bu akşam ki menümüz balık,salata,dünden kalma karides salatası ve köz patlıcan salatası .Bir de mısır ekmeği,doğru terasa.Afiyetler olsun...







Yuşa Hazretleri ve gezimizin notları...

 Günlerden cuma idi öyle oturup duruyorduk seninle eletim.Bir de geç uyanmanın verdiği  rehavetle. Kahvaltı sonrası terasta içtiğimiz kahve birden aklımı başıma getirdi de,  hadi kalk giyinelim seninle ufak bir gezi yapalım fikrim,senden de onay görünce güzel bir gün geçirdik canım .Şimdi de bu güzel günümüzü ,gezimizi ölümsüzleştirelim istediğimden geçtim bloğumun başına .İçten gelenler klavyemden dökülenlerle bakalım nasıl bir yazı çıkacak ?Umarım günün şanına muhteşemliğine yakışır..
Her ne kadar Yuşa Hazretlerine gitmek için durakta yarım saate yakın otobüs beklesekte bir ara suratlarımız dökülsede  günün güzelliğine gölge düşüremedi beklemelerimiz.
Böylesi arkadaş canlısı böylesi içi dışı bir.Yüreğinin güzelliği ışıltısı dışına yüzüne,gözlerine vurmuş canım Elet'im iyi ki geldin taaaa  Kars'tan uzak uzak diyarlardan .Daha dün gibi gelişin zaman ne çabuk geçti de dönüş vakti geldi bile.N'olurdu saatler duraydı biraz daha .Hiç bir şey anlamadım ki.Daha hasretliğimizi bile gideremedik  can Elet'im.Kim bilir bir daha ne zaman gelirsin canım.
Burası Yuşa Hazretlerinin giriş yolu nasıl kalabalıktı o gün günlerden cuma olmanın da etkisi var tabii.İstanbul'un hatta Türkiye'nin dört bir tarafından her zaman ziyaretci akınına uğrar burası.Hava sıcak ,güneş tepemizde kavuruyor.İyi ki montlarımızı evden çıkarken bıraktık. Bir de onları kolumuzda taşıyacaktık:)
Yuşa Hazretlerinin mübarek kapısından besmeleler ile dualarla girdik.İbadetimizi yaptık, dualarımızı ettik.Şükürler olsun Rabbime bize bunu nasip ettiği için.
Aldığımız huzur  öylesine derindi ki.Tekrarı nasip olsun inşallah bir daha.
İbadetlerimizi yaptık .Biraz da etrafı gezip dolaşmalı diye bahçesinde turumuza başladık .
Tarihi ulu ağaçların gölgesindenmidir,yoksa yüksek tepede olduğundanmıdır ? Öylesine serindi ki rüzgarın tatlı esintisi içe ferahlık veriyordu.Oturdukca oturasımız geldi.
Elet'im fotoğraflara baktıkca günü hatırlayacağız canım.Arkada Boğaziçi'nin Karadeniz'e açılan suları.Karşıda Sarıyer,Rumeli kavağı denizin üzerinde gemiler.Manzara karşısında kendinden geçilesi bir yer burası.
7 tepe üzerine kurulu olan İstanbul'un 7 tepesinden biride burası.
Şadırvanın güzelliği karşısında gözlerimi alamadım.Bıraksalar akşama kadar kalır  gözlerimi dahi ayırmadan seyrederdim.
Fotoğrafları çekerken aldığım haz birden kabusa dönüştü ekranda pil deşarj oldu  yazısını görünce:( Daha yeni başlamıştım çekmeye.Hemen  pil arayışı içine girdim.Aşağı dükkanlardan birinde vardır demeleri ile bir koşu gittim aldım pillerimi.Kaybolan neşem nasılda yerine gelmişti.
Pillerimi bu dükkandan aldım ya nasıl sevindim öyle  mutlu oldum ki şükürler ettim rabbime.Eğer bulamasaydım gezimizi ölümsüzleştiremezdim ki:(Her beyinde duran hatıralar gibi kenarından köşesinden azalırdı görüntülerimiz.
Eletciğim hadi alışverişimizide yapalım gidelim.Daha sırada Anadolu Kavağı var.Bir de duraklarda  otobüs bekleme fasılları var :) Güneşte tam tepemizde cızzz ediyor:)
Ooooo bulmuşsun gölgeyi otobüs gelse de olur gelmese de:)Aman gelsin gelsin eletim valla duraklarda araba beklemek bana vakit kaybı geliyor dememe kalmadı aaay inanmıyorum 5 dakika olmadan geliverdi otobüsümüz,yaşasın Anadolu Kavağı yolları:)
Otobüsün camından çektiklerim. İnsanlar  çoluk çocuk piknikler yapıyordu.Oltalar denize atılmış ,herkes nasipini çekmek için bir hamle yapıyordu.Kiminin oltası sıralı gümüş gibi parlayan istavritlerle şenlenmişti.Kiminin de oltasında tek bir istavrit dahi yoktu.
Oyyy ne kadar çok fotoğraflar  çekmişim dayanamayıp bloğuma koyduklarım dahi bir dünya oldular az kaldı sanırım.
Aslında her zaman Anadolu Kavağı benim için yeme içme panayırı gibidir. Yiyip içip hemen dönülmesi gereken bir yer fazlaca da bir şey yok.Bir süre sonra sıkılıyorum.Arabamız olsaydı yukarıda Yoros Kalesi de görülmesi gereken yerlerden biriydi de maalesef o bayırı tırmanmayı gözüm yemedi.Bir de daha gezecek başka yerlerimiz de olduğundan yetiştiremeyiz diye vaz geçtik Yoros Kalesini görmekten.Hadi şimdi de karnımızı doyurma vakti.Yürümekten gezmekten nasılda acıkmış karınlar:)
Ben yedim balıkları,midyeleri eletim baktı:)Sevmezmiş balığı.Başka bir şey ye dedim yok dedi ben cafenin o nefis adana köftesinden yicem,iştahımı oraya saklıyorum dedikçe İkna edemedim balık yemesi için.
Taa buralara gelip te Anadolu Kavağının meşhur Waffleerinden,dondurmalarından yemeden dönmek olur mu olmaz tabii ki.Sizlere de tavsiye ederim yolunuz bir gün düştüğün de mutlaka tadına bakın
Haydi Elet'im bir dönüş saati daha geldi son durağımız cafe bizleri bekler.
Oyyy Elet'im bir lokmacıkta Kedime vereydin Adana Kebapından.Bak hele nasıl da masum bakmış bir sana  bir çatalın ucunda takılı kebaba:)
Bu kadar yorgunluğumuzu ne giderir tabii ki de  nargile ve İskele Cafenin her daim demli çayları canım .Öncesi buz gibi limonatalarımızı içip ferahlatalım sıcaktan yanıp tutuşan dillerimizi,damaklarımızı.Ardından gelsin demli çaylarımız.Bir günümüz daha böylesine keyifli geçti.Darısı diğer günlerimize.Hoşça kalın bizi sevenlerimiz.Sevgiler.