Vişnap

Karadeniz Hayali.

Şu son günler de sıcakların ve üstüne üstlük nemden mi bilmem sağlıklı düşünemez oldum sanırım.Depresyona gireceğim .Girmemeliyim kendime gelmeliyim deyip her yeni doğan güne bir ümit merhaba diyorum.Büyük sabırsızlıkla Kasım ayını bekliyorum.Tam bir inziva hayatı yaşamanın hayali ile günleri sayıyorum .

O  Kasım ayını ki hiç sevmezdim gri bulutların gökyüzünü kaplayıp ta güneşe hasret bırakan ay olarak görmüşümdür kasım ayını her zaman.Birin de bekle beni Karadeniz.Hırçın dalgaların karaya vurdukça ben camın önünde ki kanepemden keyifle seni izleyeceğim.Olmadı 2 adımda yanına geleceğim.Sahilin boyunca gücüm yettiğince yürüyeceğim .

Yağan yağmurlarında ıslanacağım, ahdım var bunlar yapacaklarımın öncelikleri.Köylerinin bozuk yollarında yaşlılarımızı ziyaret edeceğim.İstediğim saatte yatıp istediğim saatte uyanacağım uyanıp ta kahvaltı sofrası kurmayacağım .

Az biraz çayım biraz da ekmek arası peynirim tamamdır kahvaltı işim Yemek yapmak dediğin ömrümden saatleri çalan bir hırsız .Sana yüz vermeyeceğim hırsız . Başkaları hazırlayacak yemeğimi ben yiyeceğim kalan vaktimi çok güzel değerlendireceğim .Ne Trabzon'un ne Giresun'un ne de Samsun'un kalacak gezmediğim .Kafam çok bozulursa bir de Rize yaparım:)Aramasın sormasın beni hiç kimseler isterim.Ki bu imkansız olan bir istek ee madem öyle 2 günde bir arayın o da iyimisin iyiyim yeter bu kadarı bana . 

Ne Yazık ki...



Hep vakitsiz çalar ölüm kapıyı
Tıpkı senin gidişin gibi vakitsiz
Hep vakitsiz terkeder hayat insanı
Tıpkı seni ansızın terkettiği gibi
Senin beni terketmene benzer vakitsizliği
Hep vakitsiz çalar ölüm kapıyı


Hep vakitsiz gelir bu şehre gece
Ansızın kararır gökyüzü yine
Ansızın çöker yorgunluğu hayatın
Terkedilmiş aşıkların omzu üstüne
Ansızın ağarır tan yeri yalnızlığımın tam orta yerinde
Hep vakitsiz gelir bu şehre gece


Hep vakitsiz yağar bu şehre yağmur
Gözlerim mağrur bakar ıslak sokaklara
Zamansız çakar şimşekler yine
Yalnızlık ve terkedilmişliğin tam ortasına
Hep vakitsiz yağar bu şehre yağmur


Hep vakitsiz çalar ölüm kapıyı
Bir şair kendini öldürür mısralarında
Umutlar yüzüne çarpar kapıyı insanın
Ve ansızın terkeder yalnızlık Beni
Bir şair kendini öldürü mısralarında
Hep vakitsiz çalar ölüm kapıyı
Ne yazık hayatın tam ortasında

                           Özgür Kızılkaya

Aşkın Halleri.!


Öyle güzeldi ki hayalimde ki ağaç.
Hiç bir dal budak,
Hiç bir yaprak
Gönlümü çelmedi.
Öyle güzeldi ki hayalimde ki ağaç,
Ormanlardan geçtim.
Tutunamadım hiç birinin dalına.
Gölgesiz duldasız kaldım.
Öyle güzeldi ki hayalimde ki ağaç,
Kendime kurumuş bir ağaç seçtim.
Ne dal , budak,
Ne yeşil yaprak
Kendime kurumuş bir ağaç seçtim.
Öyle güzeldi ki hayalimde ki ağaç,
Kurumuş bir ağaça 
Yapıştırdım gövdemi.
Can niyetine,
Açtım kollarımı.
Dal niyetine,
Astım günlerimi.
Yaprak niyetine.
Öyle güzeldi ki hayalimde ki ağaç.
Ömrümü verdim.
Bahar niyetine.
Öldüm .
Yaşar niyetine.!

                                              Gülderen Bozkır.
,

Boğaziçi...

Geceler geç geçer bazen.
Yol almaz ve yürümez bazen de
Oysa saatimiz biteviye işler.
Pekala zaman nedir?anlatılamaz nedendir?
O ömrü yer bitirir,bilemezsin sonra.
Bu neden işte her olacağa gebedir.
Baharı yaşamaya doymadan geçiriyorsam,
Ummam yeni baharlar daima isteğim dileğimdir.
Nedendir?
Nedenini bilmem bilemem beni aşar.
Bir kısır döngüdür başımızda.
Beni benden neylersin alır götürür.
Düzeni yaratan belki öyle öngörmüştür.
Nedendir?
Sorgula yettiğin kadar önce haddini sorgulamalı insan.
Kimsin?nesin? ilmin nedir ?
Say say bitmez iyiliklerin mi var?
Ne yazar sahi bilsek te,
Nedendir?
Bırakıp gideceğim bir gece mi olur, gündüz mü?,tek beden mi?
Bir vakti saatin de işte,
Gideceğim demem de zait aslında götürecekler bir tabutta,
Şairin dediği gibi ,bir anlık saltanatın olacak o musalla taşında.

                                                                                 İsmail Cica.




Hasretim.


Eller Ege'ye,Akdeniz'e hasret ,Ben ise  Karadeniz'e hasretim bu yaz . Köyü özledim inekleri özledim.İneklerin koyunların ahırlarında ki gübre kokularını özledim gübre kokusu özlenir mi demeyin seven özler.Kuzinede pişen çörekleri bahçedeki derme çatma bir ayağı kırık masayı da özledim.Ben köyün yağmurlarını da özledim .Bu yaz hasretlerim ile geçiyor beni üzerekten günleri günlere ekliyor ekliyor ekliyorum o günlerin bir ucunu Kasım ayına bağlayacağım  o büyük gün elbet gelecek diyorum.

Beni Kör Kuyularda.



Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın.
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı ,
Beni bensiz,beni sensiz bıraktın
                                       
                                            Ümit Yaşar Oğuzcan

Bugün.

Bugün de gün boyu yoruldum yoruldum .Sıcak bir yandan ,gürültü bir yandan ,çalışanlar filan velhasıl çalışma hayatı  çok yorucu:(İş bitti kasayı ,hesapları teslim ettim.Çantamı filan toparlarken baktım eşim karşı masa da gazete okuyor hahhh hemen yanına gidip iki laf konuşup sohbet ederim dedim çayımı da içer eve dönerim diyerekten hızla yanına gittim.Oturdum ki pat kapıdan giren beyefendi , ooooo merhaba nasılsın abi falan filan buyur oturlar olduk mu masa da 3 kişi gel de konuş.

Beni mi bekledin be gelen adam ?Gel de koca ile sohbet et yaaa bütün gün bir arada olup ta gelen gidenden bir sohbetten geçtim doğru dürüst  2 kelime bile konuşamıyoruz ki:(

Aman boş ver deyip nasılsa alıştık bu yoğunluklara diye içtim çayımı hadi bay bayyy ben gidiyorum deyip durağa geldim.Böyle yorgunluktan ayakta zor duruyorum yere param düşse eğilip almaya bile erinecek durumdayım.

Tabii miktar 3 /5 az ise hani bir iki ekmek parası ondan yukarısını ölsem de yerde bırakmam:)Bekle bekle dolmuş gelmez nihayet bir külüstür minübüs geldi ayakta da olsa bindim ayyyy ne şanslıyım önümde ki bayan koltuktan kalkmaz mı pat diye kendimi attım bir iyi geldi.Ohhh dememe kalmadan bir sonraki hastane durağından bir karı koca binmez mi aaa  o da ne bayan zor nefes alıyor belli ki hasta yanımda oturan delikanlının hiç umurunda değil :( Hemen hastasınız galiba buyrun siz oturun deyip yerimi verdim.

 Sancısından konuşmaya bile hali olmayan bayanın kocası çok teşekkür etti dua etti bana :) İşte bu güzel  mübarek günde Cenabı Allah'ım bana iyilik yapmayı nasip ettiği için binlerce şükürler olsun.  Eve gelip te  üstümü başımı değiştirince bunları yazmak  içimden geldi ve hemen yazdım bugünlük te bu kadar. Bloğuma gelip ziyarette bulunup yazdıklarımı sıkılmadan okuyan herkese  çok teşekkür ederim.)

Can Yoldaşım...

Bugün kendimi çok seviyorum neden acaba ?Yarın özlediğim bir tanem geliyor ondan  olabilir mi? Evet evet kesin ondandır.Tam 14 gündür onsuzluk bana onun kıymetini daha da bildirdi .

Kıymetlim hayattaki en değerli varlığım o benim:)Kocamın beni sevmesini çok sevdim ben.Öylesine bir sevgiydi ki bana duyduğu sevgi,aşk ,beni kendine aşık etti :)Biz onunla acıyı ,tatlıyı ,iyiyi,kötüyü hep paylaştık ve umarım da hep öyle gider ömür boyunca.

İçten Dökülenler...

Taaa eskilerden bir yıl martın 14'ün de doğmuşum .Balık burcunun bazı özelliklerini taşıdığıma inanıyorum.Hani derler ya balıklar çift ruhludur diye bu bana da arada vuruyor :)Bir bakıyorum çok neşeliyim çan çan çene yapıp konuşayım istiyorum o an tanımadıklarımla da sohbet ediyorum.Bir bakıyorum bir başka gün aman benimle sakın ola konuşmasalar diye kendimi köşelere saklayasım geliyor .

Bir de hani derler ya balıklar sanatcı ruhludur diye işte bu deyiş bana rast gelmemiş işte o konuda yetenek sıfır :) Okul yıllarında resmim çok iyi idi hatta ölmüştür büyük ihtimal kaçık uçuk bir resim hocamız vardı.Adı Türkan'dı bir gün ona  çok kızmıştım bana hep zayıf veriyor diye  oysa ben o adam resimlerini kara kalem ile  çiziktirirken kaşlarını gözlerini yaparken az uğraşmıyordum.!

Yine bir resim dersi sonrası  bize ev ödevi verdi pastel veya guaj ile istediğimiz bir konuda resim yapacaktık.Aldım elime fırçayı,tüp tüp guajları.Neydi adını da unuttum şimdi  şu baş parmağımıza geçirip te üzerine boyalarımızı döktüğümüz işte onu da aldım elime  resim kağıdım da önümde.Bir ordan fırça bir burdan fırça darbeleri ile boyaları kattım bir birine acaip bir resim çıktı ortaya .

Rahmetli babam ve annem görünce resmi şaşırdılar hiç bir şeye benzetemediler resmi,üç gözlü bir yaratık gibi bir şeyler görünüyordu .Dayım gördü aaaa o da ne bak işte canım dayım çok beğendi  resmimi .Dayımı o zamanlar çok severdim bana gelirken hep pralinli çikolatalardan getirirdi mimarlık okuyordu .Şimdi düşünüyorum da demek ki fazla parası yoktu ki o pralinli çikolatalardan alıyordu bana .

Resimden  çikolataya geldim birden .Neyse dayımdan aldığım cesaretle  resmimi okula götürdüm ve Türkan hocama sıram geldiğin de gösterdim .Hoca bir bana bir resme bakıyor ,ben de yürek nasıl çarpıyor korkudan .Eyvah bu sefer sıfır verecek bu bana diye .

Söylediği laf  çok güzel olmuş ahhh haa benim ağzım kulaklarımdayken birden dondu gülümsemem :( Bunu sen yapmış olamazsın sende resim yeteneği yok ki! Nasıl olur hocam ben yaptım vallahi ben yaptım dedikce bu demez mi  bana peki otur aynısını yap yeniden.

Allah Allah yaa Hocam ben şimdi nasıl yapayım  ki o an bana böyle bir ilham geldiydi yaptım (diyemezdim ki sana  çok kızmıştım her fırça darbesin de senden  intikamımı almıştım diye.!) Tamam  artık bu cevabından sonra sana inanıyorum ve sen bundan böyle kara kalem değil fırça ile resim yapıp kendini daha da geliştir dedi .

O resmim ve ondan sonra yaptıklarımı hep aldı benden sergiye götürdü.Bugünlük içimden geçen geçmişteki hatıralarım bunlardı .Bundan böyle aklıma gelenler ile yine burada bloğumda olacağım .Bloğumu çok seviyorum  çok yeni daha yaşı bir günlük ,ve ben çok kıymetini bileceğim Gözüm gibi koruyup kollayıp daha da geliştireceğim bloğumu.Sevgilerimle:)

Selam ve Teşekkür.


Bloğumun yapım aşamasında büyük emekleri geçen, ve güzel yüreği ile bana  çok yardımcı olan ,o olmasa bloğun b' sinden bile anlamayan ben nerede, blog açmak nerede.Bloğumun göz bebeği en değerlisi olan Mehbup'uma ben ve bloğum kocaman kocaman selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Canım Mehbup'um iyi ki varsın, iyi ki seni tanımışım. Yüreği güzel,kendi güzel arkadaşım sen hep ol .Seni seviyorum,ve çok teşekkür ediyorum sana:)
Aşağı da ki şarkı sana senin için canım.